Toplumların dini gelişmeleri çok kere maddi gelişmelerine uygun bir halde olmamıştır. Eski Mısırlıların, Keldânilerin, Romalıların hali buna şahittir. Bunlar maddi uygarlık alanında büyük bir gelişme gösterdikleri halde dini sahada büyük bir düşüşe uğramışlardı. Yüzlerce batıl tanrılara tapmışlar, hatta taşlara, ağaçlara, hayvanlara, zalim hükümdarlara bile tapınmışlardı.
Bir kere ihtirasları, arzuları yok etmek de bir ihtiras, bir arzu sonucu değil midir? O halde Buda, arzuların yok olmasını arzu etmekle çelişkiye düşmüş olmuyor mu?