"...onunla korkularımı tartışacak bir cesaretim olsa zaten hayatım başka türlü olurdu.” Ahmet Altan Tehlikeli Masallar
Sayfa 80 - Sistem Yayıncılık·Kitabı okudu
Sullivan:
“Bireylerin kendini değerlendirişinde, başkalarının ona karşı beslediği duyguların ve hakkında düşünülenlerin büyük etkisi olduğunu”belirtir. Ona göre “çocuğun benliği, kendine yansıyan takdir ve ve değerlerden oluşur”. Bu benlik; besinini ana babanın ona karşı beslediği duygu ve düşüncelerden alır. Ailesi tarafından sevilmeyen, olay görmeyen çocukta, aile bireylerinin etkilerinden doğan bir tasa ortaya çıkar.
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Daha tohumdan başlanarak her iki cinse farklı davranılır. Onların önceden belirlenmiş belirli kalıplara uygun olarak biçimlenmeleri istenir. Oğlan çocuklara; Yılmaz Doğan Savaş Tolga Alp Doğan Bahadır Kaan Bilge Yavuz taşkın gibi adlar verme eğilimi duyulur da; kızlara Aynur ipek Çiğdem Çağla deniz damla demet ebru Gamze Meltem Sema Sevil Sevcan Yıldız gibi isimler konur. Böylece onların nasıl olması istendiği, onlardan neler beklendiği dışa vurulur.
Tuncel doğan
Yokluğun raksediyor iliklerimde
Sayfa 27·Kitabı okudu
33 Kurşun 2
Olayları incelemekle görevlendirilen Muğlalı, 24 Temmuz günü Van’a ulaştı ve aynı gece Vali Hamit Onat’ın evinde Tümgeneral Cevat Yalım ve Tuğgeneral Rasim Saltuk’un da katılımıyla bir toplantı yaparak gelişmeleri gözden geçirdi. Muğlalı, bu toplantıda gözaltına alındıktan sonra serbest bırakılan 35 kişinin öldürülmesi yolunda görüş bildirirken, Tümgeneral Cevat Yalım, "paşam, kanun yollarında yürümek daha uygun olur, elinizi ateşe sokmayınız” diyordu. Ancak, Muğlalı bölgedeki Kürtlere bir ders vermek niyetindeydi ve bunun için de Mehmedi Mısto'nun uzaktan-yakından akrabası olan 35 kişinin, hazır bahane de varken öldürülmesi gerektiği inancını kuvvetle taşıyordu. Toplantının yapıldığı gecenin sabahı, Özalp kaymakamını arayan Vali Hamit Onat, serbest bırakılan 35 kişinin tekrar toplanarak gözaltına alınmalarını istedi. Kaymakam Hilmi Tuncel'in emri üzerine Jandarma Bölük Komutanı Vasfi Bayraklar bu 35 köylüyü toparlamaya başladı. Birliğine katılan iki kişinin dışında kalan ve biri kadın, biri de 11 yaşında çocuk olmak üzere 33 kişi gözaltına alınıyordu. Ancak, bu 33 kişinin içinde bulunan tek kadın daha sonra serbest bırakılıyordu. Muğlalı'nın bu kişilerin öldürülmesi yolunda gerekli alt yapıyı oluşturmaya çalıştığı sıralarda Van'a ve daha sonra da Özalp'e gelen Müfettiş Avni Doğan, bu kişilerin öldürüleceklerine ilişkin söylentileri duymuş ancak, bu kişilerin askeri suç işledikleri, Divan-ı Harbe verilecekleri ve bu nedenle de askeri makamlara teslim edilecekleri yolunda açıklamalar üzerine bir şey yapamadan geri dönmüştü.
ant yayınları·Kitabı okudu
Bütün Alıntılar
Bir anne-babanın en büyük suçu, çocuğunu tanımamak, anlamamaktır. 11 Çok anne, istemeden ve aniden çocuğuna kötü davranmasının sebebinin aktarımlar ve kendi çocukluk birikimlerinin neticesi olduğunu keşfedemeden, isterlerse, bu sebeple yüzleşirlerse de düzelebileceklerini bilmeden yaşıyor. 12 Çocuğu "problemli" diye işaret ederek psikoterapiste getiren yahut gönderen kim ise problemin kaynağı da başta o, sonra, hiç sorgulamadan ona inanan kişilerdir. 13 Depresyona neden olan temel şey, kişinin kendi hayatını kendi kontrolü altında hissetmemesidir. 28 Yalnızlığımız değerlidir; bir başkasını da hayatımıza, yalnızlığımızdan değerli olduğu ölçüde ve hak ettiği sınırlar dahilinde alabiliriz. 33 Kalemi kendisinden daha akıllı, daha önde olmayan bir tek büyük yazar bile gösteremezsiniz; 52 Çocuğu korumakla onu pasifıze etmek arasındaki çizgi, o kadar ince ki. 52 *** R. Berin Tuncel'in söz ettiği gibi, 'çocuğun buna verdiği tepkinin asıl kaynağını göremeyen" anne, çocuğun tepkisi üzerine "Çocuğum problemli," diyen anne. "İyi anne yoktur" söylemini kabul edemeyen, kendi sorunlarını anneliğine muhakkak yansıtacağını öngöremeyen, problemi önce kendinde aramayan annenin "iyi anne" olamayacağında bu yüzden bu kadar ısrar ediyorum. 54 Bir insan, çocuklara nasıl davranıyorsa odur; ama bir insan en çok, kendi çocuğuna davranırken kimse odur. Şöyle düşünelim. Bir insanın gerçek kalitesini, normalde değil, öfkelendiğinde, kendisini çaresiz hissettiğinde nasıl davrandığı, öfkelendiği kimselere nasıl, ne şekilde tepki verdiği gösterir, değil mi? Bir insanın en çok öfkelendiği kişi çocuğudur; çünkü insanın, kendisine ait olduğunu kabul etmek istemediği kötü taraflarını yansıtacağı (projection) en kolay kurban kendi çocuğudur; üstüne üstlük, bu yansıtma (projection) ve yansıtmayla
Eğitim