Teğmen Drogo sınır boyunda yıllardır varlığını sürdüren, kuzeye karşı korunma görevi alan şehirden uzak bir üs bölgesine atanıyor. Üs bölgesini kariyer yapma hayaliyle kendisi için büyük bir fırsat ve heyecan verici olarak gören genç teğmen, görevinin ilk günlerinde düşüncelerinin hayalî olduğunu fark ediyor. Çünkü kısa bir süre içersinde bölgenin melankolik yalnızlığı, askerlerin monoton hayatı, üst komutanların bitkin ve buruk hâlleri Teğmen Drogo'nun üstüne bir kâbus gibi siniyor.
Üs bölgesinde halen koşulsuz askeri bir disiplin, her an kuzeyden gelebilecek tehlikeye karşı topyekûn bir "DİKKAT" var olsa da bütün bunların gereksiz olduğunu düşünüyor. Drogo her şeye rağmen kendisiyle beraber görev alan askerler tarafından uydurulan heyecan verici hikayelerle avunurken kuzeyde var olabilecek küçük bir kıvılcım onun için büyük bir umut oluyor.
Zamanların en iyisiydi, zamanların en kötüsüydü, hem akıl çağıydı,hem aptallık. İnanç çağıydı hem kuşku . Karanlık mevsimiydi, karanlık mevsimiydi. Umudun baharıydı, yeisin kışı. Her şeyimiz vardı ama hiçbir şeyimiz yoktu. Hepimiz doğruca cennete gidiyorduk, ya da cehenneme. Kısaca şimdikine yakın öyle bir dönemdi ki... Sesi en çok çıkan otoriteler iyisiyle kötüsüyle, sadece "daha" sözcüğü kullanılarak diğerleriyle karşılaştırılabileceğini iddia ediyorlardı.
İnsanlarla olan ilişkilerimi bir iç konuşma haline sokmuştum.
O kadar düşmüştüm ki, bir kadına aşık olma ile kitap okuma arasında seçim yapmam gerekse, kitabı seçerdim.