A.

İşte insanların sersemliğine güzel bir örnek: Çoğu kez kendi ektiğimizi biçtiğimiz halde, bahtımız kapandı mı, başımıza gelecek felaketlerin sorumluluğunu gider güneşe, aya ve yıldızlara yükleriz. Sanki zorunlu olduğumuz için kötülük yaparmışız gibi; sanki göklerin zoru ile budala, doğuşumuza egemen olan burcumuzun baskısı ile alçak, hırsız ve hain; sanki yıldızımızın etkisine boyun eğmek gerektiği için sarhoş, yalancı olur, zina ederiz. Yaptığımız bütün kötülükler kutsal bir gücün zoruyla olur. Orospu peşinde koşan bir zamparanın şehvetini bir yıldıza yüklemesi harika bir kaçamak doğrusu! Babam, annemle Ejder takımyıldızlarının kuyruğu altında birleşmiş, ben de Büyük Ayı’nın altında doğmuşum, huyum da ondan kaba saba ve şehvetli olmuş! Saçma! Ben piç olarak ana rahmine düşerken, en saf yıldız göklerde parlasaydı bile, ben neysem o olurdum yine.
Sayfa 19 - Hasan Ali Yücel Klasikler Dizisi, Özdemir Nutku·Kitabı okudu
Shakespeare
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
9/10
·736 syf.··
2023 8. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 23 Nisan 2023 00:00
Eco, Tolkien'den bu yana kalemine en çok saygı duyduğum isim oldu. Her ikisinin de edebiyat bilimcisi ve yazar sıfatlarının ardında birer dilbilimci olmaları, kuşkusuz, yazarlığa ve eserlerine gösterdikleri hassasiyetin çok önemli bir sebebi. Dilbiliminin önemini Eco şu sözlerle ifade ediyor: "Bir çocuk anadilini çok iyi konuşur; ama dilbilgisini yazmayı bilmez. Ancak dilbilimci dilin kurallarını bilen tek kişi değildir, çünkü bunları çocuk da çok iyi bilir, ama bildiğini bilmez: Dilbilimci, çocuğun dili niçin ve nasıl bildiğini bilen kişidir yalnızca." Aynı şekilde bir polisiye romanından çok daha fazlası olan Gülün Adı'nda Eco, bakmanın değil, görmenin önemi üzerinde durmaktadır: Özetle bir şeye bakıyor olmamız, o şeyi görüyor olduğumuzu göstermez. Bu bağlamda Eco, aksiyon dolu bir polisiye romanı değil, okura adeta görmeyi ve işaretleri okumayı öğrettiği bir başyapıt sunmaktadır. Buna ek olarak anlatılan, yalnızca Orta Çağ'da geçen bir hikaye değil; Orta Çağ'da yaşayan biri tarafından kaleme alınmış (!) bir hikayedir. Sert ve yaratıcı din eleştirilerini sunmak için böylesine din (özellikle de Hristiyanlık) ekseninde şekillenmiş bir zamanı seçmiş olmasının hiç de tesadüf düşmediğine inanıyorum. Binaenaleyh, William'ın müstehzi kişiliğini doğrudan yaratıcısına borçlu olduğunu söylemek de yanlış olmayacaktır. Keza Eco'nun, Gülün Adı'nın yazılış sürecini anlattığı "Postille a Il nome della rosa" adlı metninde yer alan "Bir roman yazdım, çünkü canım bir roman yazmak istiyordu. Yazmaya koyulmak için bunun yeterli bir neden olduğuna inanıyorum." söylemi de bu savı destekler nitelikte değil midir? Zira bu satırların sahibi aynı dahiyane zihin, eserin yayımlanışından otuz yıl sonra, Orta Çağ'da "saniye" kavramının olmadığının farkına varacak ve eserinde geçen "Bir saniye
Umberto Eco
Gülün AdıUmberto Eco · Can Yayınları · 202015,9bin okunma
Deccal dindarlığın kendisinden, aşırı Tanrı ya da gerçek sevgisinden doğabilir; tıpkı bir sapkının bir azizden, bir cinçarpmışın bir yalvaçtan doğması gibi. Peygamberlerden kork Adso; gerçek uğruna ölmeye hazır olanlardan da; çünkü onlar genellikle birçok başka insanı da kendileriyle birlikte ölmeye sürüklerler, bazen kendilerinden önce, bazen de kendilerinin yerine.
Sayfa 672 - Can Modern, Şadan Karadeniz·Kitabı okudu
Umberto Eco
Kitabın iyiliği okunmasındadır. Bir kitap, imlerden oluşur, bu imler başka imlerden söz ederler; onlar da nesnelerden söz ederler. Onu okuyan gözler olmazsa, bir kitap kavramlar üretmeyen imler taşır; bu nedenle de dilsizdir.
Sayfa 547 - Can Modern, Şadan Karadeniz·Kitabı okudu
Umberto Eco