Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Zamyatin’in (Huxley’den 12, Orwell’den ise 28 yıl önce) getirdiği tartışma ise düşünen ve hayal eden insan için özgürlük ve mutluluğun özdeş kavramlar olduğudur. E-330 “Kimsenin benim için istemesini istemiyorum, ben kendim için istemek istiyorum” der. Özgürlük, mutsuzluğa gebe olmak zorunda değildir Zamyatin’de. Başkaldırmak, alışılagelmiş olanla mücadele etmek acı verir gerçi ama “dünü bugün, bugünü de dün” olarak yaşamak daha zordur. Zamyatin’in ütopyası kesintisiz bir mücadeledir; bugüne daima yarının gözüyle bakarak, kendi kurduğunu kurumlaşmaya başladığı andan itibaren yeniden yıkarak sürdürülen bir mücadele. Ütopya, Zamyatin için bir ufuktur; ona sürekli olarak yaklaşılır ancak varılamaz. “Vardık”, teslim olmaktır, gerçek sorular ise “Neden?” ve “Peki, sonra ne olacak?”tır. “Edebiyat, Devrim, Entropi ve Başka Meseleler” makalesinde yaptığı benzetmede olduğu gibi, o, seren direğinin tepesinden fırtınalı suları seyreden, daima ileri bakan bir denizcidir. Yaklaşan fırtınaları ilk gören o olmuştur, fırtınanın ötesindeki denizi ve karayı, yağmurdan sonra çıkacak olan yedi renkli gökkuşağını da ilk görecek olan o ve onunla birlikte direğin tepesine tırmanma cesaretini gösterenler olacaktır.