Puan vermedi·180 syf.··
2026 125. kitabı
Bugün sizlere etkileyici bir kitapla geldim. @yazaresraatlilaar ’ın kaleme aldığı “Gölgede Büyümek”, kelimelerin gücüyle sessizliği bozan, nesiller boyu aktarılan kadın hikâyelerini merkeze alan, son derece dokunaklı ve edebi yönü güçlü bir eser. Eser, Ağrı Dağı’nın eteğindeki küçük bir köyden Büyükada’ya uzanan geniş bir coğrafi ve duygusal düzlemde şekilleniyor. Yazar, bu uzun yolculuğu sadece fiziksel bir yer değiştirme olarak değil, kadınların sessiz çığlıklarının, maruz kaldıkları büyük fedakarlıkların ve küçük vazgeçişlerin bir dökümü olarak ele alıyor. Kitabın en çarpıcı felsefesi, aslında “ziyan olmuş” gibi görünen hayatların ardındaki o muazzam saklı gücü açığa çıkarmak üzerine kurulmuş. Bir kadının ailesine, hayata tutunabilmek adına kendi içinden neleri feda ettiğini, anneanne figüründen başlayarak anneye ve oradan da bugünün kuşağına devredilen bir miras olarak okuyoruz. Kitapta en çok öne çıkan izlek, kadınların tarih boyunca “konuşamayarak” ya da “görünmeden” yaşamak zorunda bırakılması. Çocukluklarından, gençliklerinden ve en nihayetinde hayallerinden eksilen kadının, dışarıdan ne kadar güçlü görünürse görünsün, içten içe nasıl sessizce tükendiği gerçeğiyle yüzleşiyoruz. Ancak yazar, bu tükenişi bir çaresizlik anlatısı olarak bırakmıyor; aksine, onların sustuğu yerden kalemi devralarak, yarım kalmış cümleleri tamamlamayı kendine bir borç biliyor. Kendi yoluna bakarken arkasında bıraktığı o “suskun ama kuvvetli gücü” fark eden bir anlatıcının gözünden, geçmişin gölgelerini aydınlığa kavuşturuyor. Kitabın “Bitmemiş Son” başlığını taşıyan final bölümü ise eserin edebi doruk noktasını oluşturuyor. Burada karşımıza çıkan kuşaklararası köprü, karakterlerin isimleriyle sembolleşiyor: Anneanne bir başlangıç, Neriman bir geçiş ve bugünün kadınları ise o hikâyenin
Gölgede BüyümekEsra Atlılar · İkinci Adam Yayınları · 20261 okunma
Kanatlar ve Mantikorlar...
Puan vermedi·120 syf.··
2026 71. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 18:11
Hikaye aslında Ester’in intikam arzusunu merkezine alıyor. Ester henüz küçük bir çocukken annesini ve kardeşini oldukça korkunç bir şekilde kaybediyor. Ve Ester, intikamını alabilmek ve hayata tutunabilmek için bir Rokh terbiyecisi olmayı seçiyor. Çünkü annesi ve kardeşini öldürmüş olan mantikorları alt edebilecek tek bir güç var... O da devasa efsanevi kuşlar, yani Rokhlar. Evet, kısacık bir kitap ama bi o kadar da dolu dolu. Fonda Lee, hırsın, kayıplarla baş etmenin ve doğaya hükmetmeye çalışmanın getirdiği o ağır bedelleri, Ester’in Zahra’ya duyduğu o hastalıklıya yakın tutkuyu, her an tetikte olma zorunluluğunu, intikamın insanı nasıl dönüştürdüğünü oldukça sinematik bir dille anlatmış.. Eğer fantastik kurguları seviyorsanız bir şans verin derim. Fonda Lee
1000Kitap
Özgürleşen GökyüzüFonda Lee · Eksik Parça Yayınları · 20267 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Reşat Nuri Güntekin~Son Sığınak
8/10
·231 syf.··
2026 16. kitabı
Reşat Nuri Gültekin’in,ölümünden dört sene sonra yayınlanmış,her ne kadar yaşama hevesi kalmamış bir tiyatro kâfilesinin,gerçekleştirdiği Anadolu turnesini konu alsa ve grubun zamanla bir aileye dönüşümünü aktarsa dahi genel olarak Anadolu’daki yıkımı,bilgisizliği ve dönemin ekonomik yoksulluğunu gözler önüne seren bir eser. Metni Okumayanların Okuma Zevkini Etkileyebilecek İnceleme Bu kısımlara örnek verilecek olursa:Tiyatronun halkın ahlakını bozduğunu iddia eden kaymakama,grup üyelerinden biri bir hadis uydurarak, sırf o bölgede tutunabilmek için,Hz.Muhammed’in tiyatroyu çok sevdiği ve sıklıkla tiyatro seyretmeye gittiği yalanını ortaya atıyor.Veya kendini hoca olarak tanıtan bir grup üyesi,halkın cehaletini kullanarak,onlardan faydalanıyor.Dönemin ekonomik zorluklarına da değiniliyor.Örneğin grup,piyeslerin tutulmaması gibi nedenler yüzünden,onları yüzüstü bırakıp giden finansörler olmadan,zarzor ayakta kalabiliyor.Pek çok şehirdeyse,piyeslerin oynanabileceği salonlar bulunmuyor.Valiler,kaymakamlar,sürekli başka bölgelere tayin oluyor.Sözde herkes,sanatı,tiyatroyu destekliyor.Yöneticilerin vaadleri havada uçuşuyor,lakin iş icraate gelince, hiçbiri elini taşın altına koymuyor.Bu yokluk sebebiyle grup,borçlar alıyor,kaçakçılara bulaşıyor.Metin,binevi yazarın,Anadolu gezisinden elde ettiği gözlemler üzerine kurulu.Tekrara çokça kez düşüyor,akıcılık yer yer değişiyor.Bitirişse biraz düşük kalıyor.Onca beklenti boşa gidiyor.Gözüme çarpan bir diğer hataysa,karakterlerin belirli bir kimliği olmaması.Karakterlerin bulaştığı pis işler,bazen rahatsız edici düzeye varıyor.Bu yüzden onların yaşadığı zorluklarda,empati kurma şansımız azalıyor.Bir ön yargı ortaya çıkıyor.Kitabın başlığı,ana fikre tam uymuyor.Çünkü her ne kadar ilk yüz elli sayfada,Kanal Seferi sırasında esir
Edebiyat
Son SığınakReşat Nuri Güntekin · İnkılâp Kitabevi · 1992488 okunma
06.02.2023
10/10
·152 syf.··
2026 4. kitabı
​"İlk defa bir kitabı okurken burnumun direği sızladı... Çünkü kurgu da olsa hikaye çok tanıdıktı. İskenderun’un sokakları, deprem, o enkazlar ve bitmek bilmeyen o çaresiz bekleyiş... Hepimizin yüreğine kazınan o ortak acıdan, çok bizden bir kesitti. ​Okurken içim çok derin sızlasa da, en çok o enkazların arasından sağ çıkan umuda sevindim. Unutmamak, yarım kalanları anmak ve her şeye rağmen yeniden hayata tutunabilmek dileğiyle... #KimsesizlerCoğrafyası"
Kimsesizler CoğrafyasıZekeriya Çetin · İnkılap Kitabevi · 2026110 okunma
Hoşça kal Olric..
10/10
·724 syf.··
Beğendi
·
2026 17. kitabı
·
71 günde okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2026 01:26
Şimdi mutlu musun Olric, yolculuğumuz sona erdi.” Yordu, her yolculuk gibi, başlarken bile korktum hatta şöyle söyleyeyim 5 yıl önce ilk kez başladığımda da korkumdan devam edemedim; tutunamadım. Birçok kişinşn sancısı aslında, Tutunamayanlar’a tutunamamak. Ama her şeyin zamanı var değil mi, benim de işte tam da bu an tamamlamam gerekirmiş. Tutunabilmek mutlulukmuş, bunu kitabı bitirdiğimde buruk bir sevinçle idrak ettim. Hem lütfen uydurmayın, bilinç akışları yordu diye yarıda bırakmadınız ya da hikaye yavaş diye. Herkesin kendisinden, sevdiklerinden parçaları var bu kitapta. Ondan yorucu geliyor, bir çırpıda okuyamadım mesela yine, hem geç tutundum hem çok yavaş sonunu getirebildim. Aslına bakarsanız başlarken ne kadar korksam da, yolu yarılayınca dönmek gelmedi içimden, sonra da yolculuğun kendisi; bir yere varmasa da tatlı geldi. Acı bir tatlılık, bir yerden sonra onu okurken acı çekmek bile zevk veriyor insana, bazı yollar böyledir; çünkü asıl mesele, bilinç akışlarının yoğunluğu, noktalama eksikliği, anlık kişilik değişimleri değil, hayatın kendisinin bütün bunları içerdiğini kabullenmenin zor olması. Hayatınızın en önemli yerinde kendinizi ruhsal portrede, farklı bir yere taşınmaktan korumak için hiç “hayır şimdi değil” diye telkin ettiğiniz zamanlar olmadı mı sanki? Ya da hiç fiziksel olarak, somut bir varlık göstererek bulunduğunuz çerçevede, dibinizdeki insanların konuşmalarından tek bir kelime bile hatırlamadığınız zamanlar, olmadı mı sahi? Boşverin esas meseleye gelelim. Toplumda üzerimize devrilen rolleri taşımak zorunda kaldığımız ama taşımak istemediğimiz için yargılandığımız bir dünyada, hepimiz bir olaya, olguya, kişiye, nesneye ‘tutunamayanlar’ız. Boşuna yargılamayın yazarı, anlamak istediğinizde anlayacağınız bir gerçekten daha bahsedeyim,
1000Kitap
TutunamayanlarOğuz Atay · İletişim Yayınları · 202475,1bin okunma
Bozuk Para-Manyetik Kart
Puan vermedi·144 syf.··
2026 76. kitabı
·
20 saatte okudu
·
Okunma: 30 Mayıs 2026 15:18
"Düş Parası" (orijinal adıyla Denier du rêve), Fransız edebiyatının ve dünya klasikleri tarihinin anıt isimlerinden Marguerite Yourcenar’ın 1934 yılında yayımlanan, modern klasikler arasında sayılan muazzam bir romanıdır. Nedim Gürsel’in öykü kitabına bu ismi seçerken Yourcenar’ın bu kült eserine bilinçli bir selam duruşu, bir edebiyat reveransı yaptığını söylemek hiç de yanlış olmaz. Çünkü her iki yazar da paranın satın alamayacağı yegane şeyi; insan ruhunun düşlerini, yanılsamalarını ve hayal kırıklıklarını anlatır. Marguerite Yourcenar’ın Düş Parası romanını bu denli özel kılan unsurlara bakacak olursak: 1. Bir Bozuk Paranın Yolculuğu Romanın kurgusal omurgası oldukça özgündür: Bir liralık bir madeni para (Alis), elden ele, cepten cebe geçer. Bu para Roma sokaklarında gezinirken, aslında okuyucuya farklı sınıflardan, farklı acılardan ve arzulardan geçen insanların hayat kapılarını aralar. Para sadece bir araçtır; asıl parlayan şey, o paraya dokunan insanların iç dünyasıdır. 2. Faşizmin Gölgesinde İnsan Manzaraları Hikaye, 1933 yılının Mussolini İtalyası’nda, Roma’da geçer. Yourcenar, yükselen faşizmin, baskının ve ideolojik körlüğün gölgesinde sıkışıp kalmış sıradan insanları anlatır. Kitapta diktatörlüğe karşı suikast girişimi planlayan bir kadından, geçim derdindeki bir esnafa, hayal dünyasında yaşayan bir sanatçıya kadar geniş bir insan panoraması sunulur. Katı siyasi gerçeklik ile bireyin kırılgan düşleri sürekli çatışır. 3. Gerçeklik Karşısında "Düş"lerin İflası Yourcenar, tıpkı kitaba adını veren o değersiz madeni para gibi, insanların da hayata tutunabilmek için kendi içlerinde "hayali bir para" (düşler) bastığını söyler. Karakterler aşka, sanata, devrime ya da geçmişe sığınarak kendilerine birer illüzyon yaratırlar. Ancak hayatın sert gerçekliği
Düş ParasıMarguerite Yourcenar · Metis Yayıncılık · 2015192 okunma