• 208 syf.
    ·7/10
    Fahreneit 451 isimli kitap en büyük 4 distopya kitabından biri olarak kabul ediliyor. Kitabın konusu, gelecek yıllarda insanlar kitaplara düşman gözüyle bakıyor bu nedenle itfaiyecilerin işi yangınları söndürmek değil de kitapları yakmak oluyor. Bu arada Fahreneit 451 ismi verilmesinin sebebi kağıdın tutuşma derecesi olmasıimiş. Daha fazla ayrıntıya girmek istemiyorum. Yazarın bu denli özgün, ve zekice olan fikrine bayıldım lakin yazarın dili, betimlemeleri bana biraz ağır ve yapmacık geldi. Yazarın dilinin ana konuya gölge düşürdüğünü romanın etkileyiciliğini yitirtdiğini düşünüyorum. Aslında çok daha fazla etkili olabilecekken bu kelimelerle bu dille daha az etkili olduğunu görüyorum. Güzel bir eser mi? Güzel bir eser. Ama ben daha iyi olmasını beklerdim.
  • 202 syf.
    ·3 günde·Beğendi·10/10
    Fahrenheit 451 yani kitap kağıdının tutuşma sıcaklığı.

    Teknolojinin ilerlemesiyle oluşan kitaplara ihtiyaç kalmama düşüncesinin toplumu nasıl şekillendirdiğini anlatan bir kitap. Hala kitap okumak isteyen, kütüphaneleri olan azınlık insanlar ve onları yakan 451 itfaiyecileri.

    O kadar distopik bir roman ki insanlar kitaplardan, kitapların içindekilerden korkuyor. Ve biz bunları bir kitaptan okuyoruz.

    Yer yer hatta çoğu zaman ilerleyen yıllarda bizde mi böyle olacağız düşüncesine kapılıyorsunuz. O düşünceden kitap boyunca çıkamıyorsunuz çünkü anlatılan distopik dünya bize aslında çok yakın. Bu da korku romanı okumamanıza rağmen korkmanıza sebep oluyor.
  • 208 syf.
    ·3 günde·7/10
    Nedir Fahrenheit 451? Kitap kâğıdının tutuşma derecesi. 1953'te yazıLmış bir kitap; o zaman okunsa kurgusu garipsenecek gibi, Lâkin şuan okununca akLa pek yatkın. Yazar 1950'Lerde bu kitabı yazarak, 50 yıL sonraki çağa ne kadar öngörüyLe baktığını anLayacaksınız. Düşünsenize 20.yy sonraLarı itfaiyeciLer artık evLerinizi söndürmeye değiL, evinde kitap buLunduranLarın kitapLarını, hatta sahibiyLe beraber yakıyorLar. Ve bunun oLmasına haLkta razı. KitapLarı okuyarak, insanLarın beyinLeri neden düşünüp aydınLansın ki; TV'LerLe uyuşturuLmaLarı gerekirken? Dünyada savaş varken, o kadar eğLenceLi gösteriLen ama bir o kadar da asaLak gibi yaşatıLan ve yaşanan güzeLim hayatLar... KitapLar özetin özeti bir kaç keLimeye sıkıştırıLmış, diziLer, komediLer vs. 5 dk, hiç bir şeyi "neden" diye sorguLaman istenmiyor. ÜLkenin aydınları pusturuLmuş, küstürüLmüş yıLLarca. Diğer üLkeLerde yaşanan açLığı, sefaLeti biLmiyorsunuz, çünkü size bunu göstermiyorLar...
    BunLarın yaşanma oLasıLığı hiç de uzak geLmiyor, değiL mi? O zaman kendinizi geLiştirmek için bir şeyLer yapmaya başLayın ve uyuşmanız istenen o aptaL kutuya daha az bakın...
  • 208 syf.
    ·3 günde·Beğendi·6/10
    Kitabın Olumlu Yönleri:Ray Bradbury'nin bu konuyu bu kadar özgün bir şekilde anlatıp insanları bilinçlendirmesi kitabın güzel yanlarından birisi.Onun dışında bilim kurgu romanları arasında cidden başarılı olmuş.
    Kitabın Olumsuz Yönleri:Çeviri de mi bir sıkıntı var bilmiyorum fakat kitabın akıcılığı bozulmuş ve okuması bir hayli zorlaşmış.
    Bir olumsuz yönü ise kitapta şöyle bir algı var teknolojik aletlerin insanlığa hiçbir faydası yoktur ve tamamen zarardır gibi bir algı oluşmuş.

    Bunların dışında kitap gayet güzel mutlaka okumanızı tavsiye ederim.
  • 208 syf.
    ·Puan vermedi
    Fahrenheit 451. Tutuşma derecesi...
    Günümüzü ve bizi bekleyen geleceği böyle kan donduran bir gerçeklikle işleyen bilimkurgu romanı. Yanmayan evler ortaya çıkınca, itfaiyecilere insanların evlerindeki bütün kitapları yakma görevi verilmiştir ve romanın kahramanı Montag'ın başlarda bu görevini titizlikle yaparken hikayenin orta ve son bölümlerinde mesleğinden pişman olma ve uyanma sürecini anlatmaktadır. 'Kitaplar neden yakılıyor?' derseniz, teknolojiye, televizyonlara bağımlı olarak yaşayan insanların, kitaplarda işlenen bilgilerden bihaber, hiç bir şey bilmeden daha mutlu, daha sorunsuz ve sakin oldukları düşünülmekte ve bu yüzden kitaplara nefret dolu bir tutum sergilenmektedir. Kitabın bazı bölümleri çok durağan ilerlemesine rağmen, genel olarak beni içine çeken, bende merak uyandıran bir roman oldu. Umarım, bizi, bizden sonraki nesilleri böyle bir gelecek beklemiyordur...
  • 208 syf.
    ·14 günde·Beğendi·Puan vermedi
    Kitapların olmadığı bir dünya hayal edin ve bunun farkına varmayan insanlar... Kitapları okumak yerine yakmak okumanın suç sayıldığı bir dünya...Bu dünyada bir itfaiyecisiniz ve göreviniz ne düşünün bakalım göreviniz söndürmek değil yakmak... Bu dünyada kitapların farkına varmak için küçük bir kız tarafından ufak bir kendini sorgulama ve hikaye başlar... Fahrenheit 451 bir kitap sayfasının tutuşma sıcaklığı...
  • 208 syf.
    ·2 günde·Puan vermedi
    Güzin ablam kitaplardır benim, diyen biri için Fahrenheit okumak korku reflekslerini canlı tutmaktır.

    Ilk cümlede kitabın içeriğinin büyük çoğunluğuna değindiysem de içerik değil nedenler ve sonucları anlatmaktır kitapların amacı.

    ~Spoiler içerir.

    Peki siz bir kitabı okumaya nasıl karar verirsiniz?

    Kapağı, içeriği, tanıtım yazısı, eleştiriler, beğeniler, basım sayısı, yazarı, ismi... uzar gider. Çünkü hepimizin algıda seçiciliği farklı. Fahrenheit 451 tuhaf bir isim, merak uyandırıyor. Ne demek bu Fahrenheit 451?

    Fahrenheit= Derece
    451= Kağıdın tutuşma derecesi.

    Evet kitaplar yakılıyor. Hemde bu işi kıvılcımların çoğalmasıyla ilk yardıma gelen itfayeciler yapıyor.

    Düşünsenize 110 arıyorsunuz ama neden? Kitap ihbarı...

    Kitap ihbarı yabancısı olmadığımız bir durum, aşinalığımız cok fazla. Ne yazık ki devlet düzeni oluşturan her iktidar kitaptan korkmuştur.

    Fakat bu eser 1984 gibi kitaplara ve düşünmeye karşı değil. Aslında düşünmeye karşı oluşu düşünmenin insanları mutsuz ettiği fikridir.

    Farklı eserleri anımsatan bir kitap. Oblomow'u okurken inceleme yazmanın zamanı geldiğini fark ettim. Çünkü;

    Oblomow da bu fikirdeydi.

    "Eskiden bir çocuğa hayatın ne olduğunu erken anlatmaz, çileli ve çetin bir hayata hazırlamaz, çocuğu kitaplarla yormazlardı. Çünkü kitaplar türlü sorunlar çıkarır, bunlarda insanın yüreğini, kafasını kemirir, hayatı kısıtlardı."

    Oblomow - sayfa 128


    Kitaplar insanlara yaşadıkları veya yaşayacakları hayatları anlatıyordu. Belkide hiç yaşamayacağı korku duygusuyla tanıştırıyordu. Kitaplar bilgilerle yükler oluşturuyordu.

    Buda bir bakış açısı olsada kitaplar bir çocuğa hayal gücü, bir anneye annelik, bir babaya babalık, bir yalnıza dost... ve insana yüzyıllar önce yaşamış insanlarla sohbet etme imkanı sağlıyor. Başucunuzdaki sadık dostunuz oluyor. Varlığını bir sizin bileceğiniz anlamları çağrıştırıyor...

    Fahrenheit distopyanın yaşanmaya başladığı teknoloji zamanına ve insanların seçimlerine değiniyor. Günümuzden 500 yıl sonrası anlatılıyor. Insanlar okumamayı kendileri tercih ediyor. Ilk önce fotoğraf, kamera, televizyon sonra telefon, internet, kapsüller, mekanik tazılar... insan, hayatına giren teknoloji ile körelmeye başlıyor. Okumak istemiyor, mutluluğu düşünmemeye bağlıyor. Düşünmeyen insan eğlenen mutlu insandır.

    Bu süreçte yanmayan evler yapılıyor. Artık güvenlik sağlam. Peki itfayeciler ne iş yapacak. Düşününce mutsuzluk hakim oluyorsa ilk iş tabiki kitapları yakmak. Bu işten devletten memnun sorunsuz tek düze bir hayat. Evet evet kitapların olmaması sorunsuz çünkü neden? Diyen yok. Dayatılan ne varsa kabul. Sigaranın zararını bilmeye ne gerek var ki. Mutlu ediyorsa seni iç.

    Yani belli kitaplar değil yasak olan, elinize geçen her yazı ve kitap yakılır. Itfayecilerin yeni görevi insanları düşünceden uzak tutmak ve mutlu etmek.

    Ilk basta devlet bir sansür veya bir dayatmada bulunmadı, insanlar bu hayatin temellerini attı. Okumayı red etti. Televizyon izlemek keyif verdi. Kitap okumaya zaman ayıramıyorum demeler çoğaldı. Klasiklerin özeti çıkarıldı. Daha sonra özetin de özeti çıkarıldı ve zamanla insan kısa zamanda çok bilgi diye ansiklopedileri iki üç cümleye sığdırdı. Hayat, eğlenmek için zaman yaratmak adına her şeyin özet halini sunmaya başladı.

    Insanlar dekor olarak duvar büyüklüğünde televizyonlar aldılar. Bu televizyonlarda aptalca öğütler ve insan beynini uyuşturan programlar yapıldı. Büyük Birader'in hakla iletişimi ve denetimi sağlaması gibi. Tek kanaldan yayın ile hipnoz edilen insanlar söyleşi bile korkutucu. 500 yıl sonrasını beklemeye gerek Yok, herkesin gayesi büyük bir televizyon almak, iki farklı özellik için binlerce tl ile bir telefon sahibi olmak, distopyalar içinde yaşıyoruz farkında mısınız. Sinsi bir teknoloji hastalığına kapılmış durumdayız. Dahada devam ediyor...

    Okullar sembolik açıldı. Entellektüel kavramı hakaret sayıldı. Artık sürü bir birinin aynıydı. Peki suç kimde. Devlette mi, insanda mı?

    Her şeyin secimi biziz. Guy Montang sonradan her şeyin farkına varıp hayatın farklılıklara ihtiyaçlarını anlasa da çoğunluğun oluşturduğu düzene karşı çıkması çok güçtü. Kitapları yakmakla görevli birinin karşı olduğu bir şeye sempati duyması ile başlıyor olaylar. Farklılıklardan beslenir hayat bunu fark etmekle başlıyor Montang'ın macerası.


    Etkietkilyici cok yönleri var kitabın. Kitaplarından ayrılmak istemeyip kitaplarla birlikte yakılan kadın gibi.

    Düşünmekten vazgeçmeyen kitap insanlar gibi. Kitap insan, yakılan kitapları ezberleyen ve onları daha fazla kişiye anlatmak için durmadan okuyan, anlatan insanlar. Size kendini ben Dostoyevski'nin Suç ve Ceza'sıyım diye kendini tanıtan insan gibi.

    Kasvetli bir kitap. Dram deseniz değil, ama üzülüyorsunuz. Korku değil ama korkuyorsunuz. Trajedi değil ama gelecek gunlerin trajedisinin aşikarlığı ile irkiliyorsunuz. Bilimkurgu'nun duygularla harmanlanmış şekli. Dili çok iyi değil, akıcılığı kesik, bunlara rağmen Içeriği icin okunmaya değer.

    Keyifli okumalar!