İnsan bilmediği şeyden korkar hep. Senin sınıfındaki sıradışı ölçüde ‘zeki’ çocuğu, diğerleri kurşun putlar gibi öylece oturup ondan nefret ederken, derslerde öğretmenlerle en çok konuşan ve yanıt veren oğlanı hatırlarsın. Okul çıkışı dövüp işkence etmek için seçtiğiniz kişi de bu zeki çocuk değil miydi? Tabii ki oydu. Hepimiz birbirimize benzemeliyiz. Anayasanın dediği gibi, herkes hür ve eşit doğmaz ama herkes eşit hale getirilir. Her insan diğer herkesin suretidir; o zaman herkes mutlu olur çünkü sinmelerine yol açacak, kendilerini kıyaslayacakları dağlar yoktur. Yani; yandaki evde bulunan bir kitap, dolu bir tabancadır. Yak onu! Silahın mermisini al. Adamın zihnine zorla gir. Okumuş adamın hedefinin kim olacağını kim bilebilir? Ben mi?
Böylece, sonunda tüm dünyadaki evler yangına dayanıklı hale getirildiğinde, itfaiyecilerin eski işlerini yapmasına gerek kalmadı. Onlara bu yeni iş verildi…
Bu zamana kadar okuduğum Aruoba'nın beni en 'ters yüz eden' kitabı.. İlk cümleden başlıyorsun oldukça olağan, akışında; son cümleye geldiğinde o söz gitmek istediği yere öyle bir gidiyor ki "ya burdan oraya nasıl koşup gitti bu cümle?" diye kendi kendinize sorguluyorsunuz. Okuduğum bir roman olsaydı bile sonu böyle bitirilmezdi. Ne yaptın sen bana böyle Aruoba?