Bu kadar basit mi ??
9/10
·312 syf.·
2026 37. kitabı
Yazarı tanıdığım ilk kitap oldu. Okuma grubumuzun tavsiyesi ile almış oldum. Bir buçuk günde bitirdim. Kitap Amelia ve Adam in evliliğini kurtarmak için gittikleri bir dağ evinde başlıyor. Yolculukları ve iki gün boyunca yaşadıkları , Adamın karısının evlilikleri boyunca yazdığı mektuplarla devam ediyor. Daha sonra Robin hikayeye giriyor. Kitabı okuyunca aslinda Robinin en baştan beri hikayede oldugunu öğreniyorsunuz. Şaşırıyorsunuz. Konu sıradan ama işleyiş farklı, tabi bazı yerleri alakasiz buldum. Tam anlamıyla beğendim diyemem. Ama gerilim türündeki ilk okudugum kitaptı. Belki bana bu nedenle biraz farklı gelmiş olabilir. Sonu beni tatmin etmedi. Kötülüğü yapan baş kahraman cezasını bulmadan ödüllendirildi. Hayat bu kadar basit değil diye düşünüyorum. Okunabilir.
Taş Kâğıt MakasAlice Feeney · Yabancı Yayınları · 20238,3bin okunma
Neandertalden Homo Sapiense
Puan vermedi
Dimitra Papagianni ve Michael A. Morse’nin Neandertaller üzerine yaptığı çalışma, Neandertalleri yeniden değerlendiren önemli bir çalışma. Kitap, Neandertalleri yalnızca biyolojik özellikleriyle değil, teknolojileri, sosyal yaşamları, düşünce biçimleri ve modern insanlarla ilişkileri açısından da ele alarak kapsamlı bir bakış açısı sunmaktadır. Yazarlar, uzun yıllar boyunca bilim dünyasında hâkim olan "ilkel ve başarısız insan türü" anlayışını sorgulamakta ve arkeolojik bulgular ışığında daha dengeli bir Neandertal portresi çizmektedir. Eserin en dikkat çekici yönü, insan evrimini doğrusal bir ilerleme süreci olarak görmemesidir. yazarlar, modern insanların evrim sahnesindeki tek aktör olmadığını, son 2 milyon yıl boyunca dünyada birçok insan türünün bir arada yaşadığını vurgular. Homo erectus, Denisovalılar, Homo Heidelbergensis ve Homo Floresiensis gibi türlere ilişkin bilgiler, insanlık tarihinin sanıldığından çok daha karmaşık olduğunu göstermektedir. Bu yaklaşım, benim insan evrimine dair geleneksel bakış açımı yeniden gözden geçirmemi sağladı. Özellikle Homo Heidelbergensis üzerinde durulması; Neandertallerin ve modern insanların ortak atası olarak kabul edilen bu türün incelenmesi, iki insan grubunun nasıl farklı evrimsel yollar izlediğini anlamaya yardımcı olmaktadır. Atapuerca, Schöningen ve Boxgrove gibi önemli arkeolojik alanlardan elde edilen veriler, insan evrimindeki teknolojik ve davranışsal gelişmelerin uzun bir geçmişe sahip olduğunu ortaya koymaktadır. Kitabın en güçlü argümanlarından biri, Neandertallerin gelişmiş bilişsel yeteneklere sahip oldukları yönündedir. Levallois taş işleme tekniği, karmaşık avcılık stratejileri ve ileriye dönük planlama becerileri, Neandertallerin yalnızca çevrelerine tepki veren canlılar olmadığını göstermektedir.
NeandertalDimitra Papagianni · Trend Yayınevi · 2017444 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Funda'dan...
Puan vermedi·345 syf.··
2026 19. kitabı
​Eğer bu kitabı okumayı düşünüyorsanız ya da yeni bitirdiyseniz, şunu baştan kabul etmek gerekir: İncir Kuşları, kahvenizi yudumlarken keyifle okuyacağınız bir kitap değil. Sinan Akyüz, olayları ajite etmeden ama tüm çıplaklığıyla, adeta bir tokat gibi yüzümüze vurarak anlatmış. Kitabı okurken insanlığınızdan utanıyorsunuz. Yan komşunuzun, dün birlikte kahve içtiğiniz insanın bir gecede nasıl bir canavara dönüşebileceğini görmek dehşet verici. Suada’nın yaşadığı trajediyi okurken "Bu kadarı da kurgudur" demek istiyorsunuz ama bunun gerçek bir kadının anılarına dayanması kalbinize bir taş gibi oturuyor. ​Yazarın dili oldukça akıcı ve sürükleyici; ağır bir konuyu ajitasyona boğmadan, bir belgesel romancılığı titizliğiyle aktarmayı başarmış. Kitap bittiğinde içinizde derin bir hüzün ama aynı zamanda kadının gücüne, sabrına ve hayatta kalma iradesine karşı muazzam bir saygı kalıyor. Savaşın sadece cephede erkekler arasında geçmediğini, en ağır bedeli geride kalan kadınların ve çocukların ödediğini anlamak için okunması gereken, sarsıcı bir başyapıt olduğunu düşünüyorum.
İncir KuşlarıSinan Akyüz · Alfa Yayınları · 201733,3bin okunma
8/10
·208 syf.··
2026 19. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 19:39
Celal Tuna, “Mağaradan Kente” isimli serinin ilk kitabında eski Taş çağının mağara yaşamından-Tunç çağındaki ilk medeniyete kadar olan Anadolu’nun gelişim tarihini, tarihi eserler ve arkeolojik belgeler üzerinden ele almıştı. Bu kitapta da aynı yöntemle ilk kentlerden-imparatorluklara kadar olan tarihi süreci yerleşim yerleri üzerinden anlatıyor. Bu kitabında da her konu başında bahsedilen bölgeyi Türkiye haritası üzerinden gösteriyor. Bahsedilen tarihi eserlerin renkli fotoğrafları yer alıyor. Ayrıca kitabın belki de en beğendiğim yönü, bahsedilen arkeolojik bölgelerin, tarihi eserlerin renkli krokileri, çizimleri, o dönemin yaşamını canlandıran illüstrasyonları ve fotoğrafları. Harikulade çizimlerin yazarın kendisinin elinden çıkmış olması da kitabın ayrı bir nüans noktası. Bu çizimler hem konuyu daha anlaşılır hale getiriyor, hem de kitabı görsel ve estetik olarak çok cazip kılıyor. Kitabın son derece anlaşılır bir dili var. Gayet keyifli ve eğitici bir kitap, su gibi akıp gidiyor. Medeniyet tarihine, arkeolojiye, sanat tarihine, Anadolu Kültür tarihine meraklıysanız, mutlaka okumanızı tavsiye ederim.
Kentten İmparatorluğaCelal Tuna · İletişim · 06 okunma
Puan vermedi·109 syf.··
2026 23. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 16:31
Spoiler içerebilir Sakar içime kocaman taş oturmuş gibi hissetmeme neden olan bir kitaptı zaten kitabın konusunun ağır olması bir yana bunun yaşanmış bir olay olması insanı derinden yaralıyor. İnsanın kendisini sorgulamasına neden oluyor acaba çevremde böyle bir durum var ve ben farkında olmayabilir miyim diye kendinize soruyorsunuz. Fransa da 2009 yılında Marina Sabatier adlı kızın yaşadığı olayı anlatıyor kitaptaki ismi Diana kitabın ana düşüncesi herkesin göz göre göre ellerinden kızı kaybetmeleri buna rağmen Diana'nın yüzünden hiçbir zaman gülümseme eksik olmuyor. Diana'nın acı durumunu ilk farkeden teyzesi ve anneaannesi ancak durumu gerekli yerlere bildirdikten sonra gerekeni yaptım diyip geri çekiliyorlar ve sırasıyla Diana'nın hayatına giren herkes bu düşüncede oluyor ve küçücük çocuk göz göre göre ellerinden kayıp gidiyor aile de o kadar profesyonel yalanlar söylüyor her şikayette bir sürü yalana sığınıyorlar ailedeki üç çocuğa bu yaşatılmayıp neden Diana diye sorguluyor insan. Hiçbir çocuk hiçbir canlı bu acımasızlığı haketmiyor bu durumda bize düşense elimden geleni yaptım diye düşünüp kabuğumuza çekilmek yerine bir çocuğun hayatı uğruna savaşmak olduğunu düşünüyorum umarım daha fazla çocuğumuzun daha fazla kadınlarımızın canı yanmaz hiçbir canlı sebebi ne olursa olsun bunları haketmiyor. Kitabı okuyup bu duyguları daha derinden hissetmenizi öneririm.
SakarAlexandre Seurat · Metis Yayınları · 20255,7bin okunma
8/10
·240 syf.·
2026 13. kitabı
Kitap Türk edebiyatında okuduğum en farklı eserlerden. Ömer F. Oral'dan ise okuduğum ikinci kitap. Kendisinden okuduğum ilk kitap olan Ferahlık Anına Övgü'den sonra beni oldukça şaşırttı. Sanki iki ayrı yazardan iki ayrı kitap okumuş gibi hissettim. Açıkcası kitabın ismine baktığımda beni tamamen ters köşe yapan, hiç ummadığım bir düşünce akışına dahil olduğum bir okuma oldu. Bir akademisyenin bir gece uykusuz kalmasıyla üzerinde çalıştığı Evliya Çelebi'nin de uykusuz bir gecesinde yaşayabileceklerini hayal edip kurguladığı, yazarın zihin akışıyla okuduğumuz bir eser. Kitap hem yazarın kendi evinde, hem de Evliya Çelebi'nin Kahire'deki kalesinin içinde geçiyor. Evliya Çelebi'nin yazdığı notlardan, kaledeki haşerelere kadar kalenin ayrıntılarını sanki siz de uykusuz kalmışsınız da, taa 21. y. y. 'dan bir gözle kalenin içini ve karakterlerin zihnini gözlüyorsunuz gibi hissediyorsunuz. Bununla da kalmayıp hem Evliya Çelebi'yi hem de kölelerini uyutmayan düşünce akışlarının içinde, yazar size geçmiş bir dünyanın kapılarını açıyor. Sürekli tekrarlayan düşüncelerin içinde, karakterlerin uykusuzluklarını, endişelerini, hayallerini, hayatlarında olmasını istedikleri durumları yazarın kaleminden keyifle okuyorsunuz. Benim için farklı bir okuma deneyimi oldu. Ömer F. Oral'ın daha önce yazdığı Uçmak "Hazerfan Ahmet Çelebi" adlı tiyatro eserini de izleyip, kafasının içinden geçenleri seyircilere aktarmasını çok sevmiştim. Gerçekten bu kitapla da kendisine hayran kaldım. Nasıl ki insan bir hayal kurduğunda belli başlı noktaları sürekli kafasında döndürüyorsa, yazar da kitapta bize kurduğu cümlelerle bunun edebiyat versiyonunu oluşturduğunu sezdirmeye çalışıyor. Hem akademisyenin hem Evliya Çelebi'nin uykusuz zihninde dolaşmak -özellikle Kahirede'ki kalenin taş duvarları arasında
Doğum Günüme Çağırmak İstediğim Tek KişiÖmer F. Oyal · Yapı Kredi Yayınları · 060 okunma