1/10
·384 syf.··
2025 6. kitabı
Bu inceleme fazlasıyla yergi, yargılama, bazı bazı da yersiz eleştiri içerebilir. Öncelikle; bu kitabı kim yazdı? Hayır, ben yetişkin bir kadının bunu yazacağına inanmak istemiyorum. "Chatgpt'ye yazdırdım" desin, "13 yaşındaki kızıma yazdırdım" desin, açıklama yapsın. Hiç olmadı Entel Feridun bu kadına telif davası açsın, galiba onun kitabını çevirmiş çünkü. İkinci olarak, Stella, kuşum, gayet zeki ve güzel bir kız olarak terapi seçeneğini neden düşünmedin? Sadece soruyorum, yap diye değil. Üçüncü olarak, bu kitabın yazımında, editörlüğünde, basımında, tedariğinde emeği geçen herkesin edebiyatsal anlamda bi' geriliği olduğu kanısındayım. Tüm kitaplar "çok" edebi olmak zorunda değiller tabii ama "kitap" oldukları için belli bir noktaya kadar sanatsal bir nitelik taşımalılar bence. Goodreads kullanıcıları bu kitabı hangi şekilde okudular da aşırı beğendiklerini söylediler bilmiyorum. Tamamen cinsiyetçi ve kalıpsal yaklaşımlardan ibaret. Kitabın başkarakteri Stella direkt olarak erkeksel bir bakış açısıyla yazılmış gibiydi. Yazarın kadın olması nedeniyle daha çok şaşırttı bu durum beni çünkü Stella tam olarak Twitter'dan çıkmayan, hayatında hiç kadın görmemiş bir erkeğin hayal ürünü. Ayrıca Stella'nın ihtiyacı olan sadece Sex and The City minvalinde bir arkadaş grubuydu. "Isaac Newton'ın mezar taşında 'shiny and new' yazıyor ve bunun sebebi tüm o altın arayışı değildi." diyecek bir en yakın arkadaşa gereksinim duyuyordu bence. Beni rahatsız eden birçok yönü vardı - 356 sayfa kadar. Yani, kitabı okurken yazarın hayal dünyasına giriyorsunuz tamamen, kitabı bayağı kılan temel neden de buydu. Bir kadın yazarın bizi hayatımızın her alanında rahatsız eden klişelere yer vermesi de beni üzdü: Silikon Vadisi'nde çalışan, aşırı utangaç, inanılmaz zeki, gözlüklü, çok güzel
Edebiyat
Aşkın FormülüHelen Hoang · Epsilon Yayınları · 20231,279 okunma
10/10
·32 syf.·
2025 210. kitabı
Mert Arık'ın çocuklar için hazırladığı kitapları okumayı seviyorum hatta çok sevildiği için TYT 'de soru kalıbında kullanılmıştı. Bu kitapta da hem kitapları sevdirmek hem de kitaplardaki kurgu dünyası basit haliyle tanıtılmış. Ve çizimler çok ama çok tatlı
2025 Okuma Raporları
Bu Kadar Tantana YeterMert Arık · Timaş Çocuk · 2024384 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Puan vermedi·212 syf.··
2025 30. kitabı
Kitap, deyimlerin anlamlarını kuru bir sözlük formatında vermek yerine, onların arkasındaki hikâyeleri anlatıyor. Örneğin, "İki Dirhem Bir Çekirdek" deyiminin Osmanlı döneminde kullanılan bir ölçü birimi olan dirhem ve çekirdekten geldiğini, bunun da ince ve zarif giyinen, şık insanları tanımlamak için kullanıldığını öğreniyoruz. Bu tarz anlatımlarla kitap, sadece dilin değil, aynı zamanda dönemin sosyal ve kültürel yapısına dair de önemli ipuçları sunuyor. Günümüzde dilin hızla değiştiği, özellikle de eski kelimelerin unutulmaya yüz tuttuğu bir dönemde, “İki Dirhem Bir Çekirdek”, dilimizi ve kültürümüzü koruma adına önemli bir eser olarak öne çıkıyor. Özellikle Osmanlı Türkçesi ve eski deyimler üzerine ilgi duyanlar için okunması gereken bir kitap . Sonuç olarak, “İki Dirhem Bir Çekirdek”, sadece bir dil kitabı değil, aynı zamanda kültürel mirasımızı koruma açısından da önemli bir eser. Eğlenceli anlatımı ve ilginç bilgilerle dolu içeriği sayesinde, her yaştan okuyucuya hitap eden bir kitap olduğunu söyleyebilirim. Ayrıca ÖSYM'nin sınavlarına hazırladığım dönemlerde çok işime yaramıştır.Tyt & Ayt Kpss & Ales gibi sınavlara hazırlanan arkadaşlara önerilir.
İki Dirhem Bir Çekirdekİskender Pala · Kapı Yayınları · 202017,8bin okunma
Puan vermedi·416 syf.··
2024 28. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 05 Aralık 2024 00:00
Sınav sürecinde olan TYT AYT öğrencileri için hep yanında taşıması gereken hap bilgileri tekrar edebileceği bir kitap. Ebat olarak da taşımaya uygun sürekli el altında bulundursanız bile fayda sağlar tek olumsuz yönü içerisinde olan resim ve fotoğrafların fazla net olmaması bu konuda daha özenli olabilirdi. Dakikalar İçinde Osmanlı Padişahları
Duygu ve Düşünce
Dakikalar İçinde Osmanlı PadişahlarıÖnder Kaya · Kronik Kitap · 2023290 okunma
Spoiler
2/10
·466 syf.··
2024 26. kitabı
Kötü içerikleri tüketmekten aldığım zevk nihayetinde beni buraya da getirdi. Kitap sadece üç beyin hücresi kullanarak okunabilecek nitelikte olduğundan, üç gün içinde kolaylıkla bitirebildim. Ancak yine de olayların oldukça sürükleyici bir şekilde ilerlediğini kabul etmek gerek. Eser hakkında sarf edebileceğim tek övgü de bu zaten… Kitabın sorunu maalesef ki daha konusunda başlıyor. Yazarın krallık konseptini hiç mi hiç anladığını zannetmiyorum. Zira her ne sebep gösterilirse gösterilsin “Kraliyet Okulu” gibi bir konsept, en kibar ifadeyle, koca bir saçmalıktan ibaret. Üstelik bunun gerekçesi olarak Diyar’daki barışı muhafaza etme arzusunu sunmak daha da absürt. Allah aşkına, çöküş döneminde olmayan hangi krallık, çevresiyle barış kurmak ister? Ve neden varislerine çok daha nitelikli eğitim verme olanağına sahipken, yatılı lise kıvamındaki bir kurumu tercih eder? Okulda bir an TYT-AYT denemesi yapacaklar diye korktum, o derece. Bir de, bu hükümdarların Açlık Oyunlarıvari bir şekilde kendi evlatlarını yarıştırmaları var elbette. Hadi bir iki tanesi hırstan kafayı yemiş manyaklardı diyelim; 14 adet evet oyu çıktı, el insaf. Çocuklarından ölesiye nefret ediyor olsalar dahi, niye hepsi kendi otoritelerinin üzerine bir yöneticiyi geçirmeye bu kadar razılar? Tarih boyunca millet önüne geleni kesti taht uğruna, kitaptaki hükümdarlar o kadar mı “erdemli” de hiç kendi tahtlarını umursamıyorlar? Bir de seçtikleri imparatoriçe var… Sırf saçmasapan bir oyundan galip çıktı diye, bu kızın Diyar’ı mükemmel bir şekilde yöneteceğine duyulan inanç da neyin nesi? Bu çocuklar yıl boyu doğru düzgün eğitim bile görmediler be! Hele Irithel… Okula gelmeden önce kitap yüzü bile görmemiştir, garibim. Karakterlerin aslında karakter olmadığı, istisnasız hepsinin derinlikten yoksun tiplemeler
Vârislerin OyunuAdora Yağmur · İndigo Kitap · 20233,665 okunma
9/10
·128 syf.··
Beğendi
·
2024 18. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 04 Kasım 2024 22:18
Kitabı henüz bitirmişken inceleme yazmak istedim. İçerik Finlandiya eğitim modelini anlatmakta. Daha önce Beyaz Zambaklar Ülkesinde kitabını okumustum yine Finlandiya eğitimini anlatıyor . Peki nedir bu model ? Gerçekten hayran kalmamak mümkün değil . O kadar basit bir şekilde eğitim veriyorlar ki bizim tam tersimiz . Koştur koştur sınavdan sınava değil de daha rahat bir eğitim söz konusu. Bizim eğitim sistemimize en büyük eleştirim sistemin sürekli değişiyor olması... Bir eğitim politikamız malesef hala olamadı. Kitaptan alıntı da yaptığım, çokta beğendiğim bir cümle vardı"Eğitimde yaptığınız değişiklikleri aceleye getirirseniz herşeyi berbat edersiniz" kesinlikle öyle de Geçmişten günümüze eğitim sistemimizdeki degisikliklere değinecek olursak : İlk olarak 1997-1998 eğitim ve öğretim yılında Liselere Geçiş Sınavı veya kısaltılmış hali ile LGS, Türkiye’de uygulanan eğitim alanında ilk tamamen merkezi sistem olarak eğitim sistemimize geldi 1999 senesinden sonra ÖSS sınavı tek oturum haline getirildi 2004 yılından itibaren OKS'ye (Öğretim Kurumları Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Sınavı) geçiş yapıldı 7 ve 8’inci sınıflar için düzenlenen SBS'lere ise 2008 yılında geçildi. 2010 yılında ÖSS kaldırıldı. Yerine YGS ve LYS getirildi. Böylece tekrar iki aşamalı sınav sistemine geçilmiş oldu TEOG ilk kez 2013-2014 eğitim ve öğretim yılında uygulanmaya başlandı. Bu sınav 2016-2017 eğitim ve öğretim yılında ise son kez yapıldı. 2017-2018 yılında lise sınavlarında bilindik bir isime dönüş yapıldı. Liselere Geçiş sistemi ya da daha çok bilinen adı ile LGS. 2020 yılındaysa üniversite sınavının ismi YKS(TYT AYT) olarak değiştirildi. Bu değişimler çok yıpratıcı malesef.. öğrencilerimden sürekli aynı şeyi duyuyorum. hocam sistem bize mi denk geldi ? Mesela geçen sene merkezi
Eğitimde Finlandiya ModeliPasi Sahlberg · Metropolis Yayınları · 20181,060 okunma