Hani çiçekler vardır — sanarsın, hep tomurcuk kalacaklar ( öylesine uzun sürmüştür ki gelişmeleri, serpilmeleri, olgunlaşmaları); oysa, gün gelir, inanamadığın bir hızla, pırıl pırıl açıverirler ya — işte, öyle: birdenbire geliverir yaşamının anlamı.
Yıllar sürer, çünkü, o küçücük tomurcuğun gelişmesi, sonra çiçeklenmesi; sonra olgunlaşması, meyveye duracak hale gelmesi. Yıllar ve yıllar…
Meyve: olgunluktan çürümeye geçiş olacaktır; ama, yokluktan varlığa da…
Yaşamdan ölüme; ama, bir o kadar da, ölümden yaşama...
Hani, yana yana dibine varmış bir mumun içinde oluşan oyuğun çeperi bir noktasında çatlamış, eriyik madde dışarı akmış, fitili de açıkta kalıp tükenmişken, çatlağı akmış maddeyle doldurup tıkayarak bitkin fitili yeniden yakınca, ufacık, güçsüz, belli belirsiz; ama, pırıl pırıl, yoğun, direngen -altı canlı mavi; üstü parlak sarı- bir alev elde edersin ya - onun gibi işte...
Kişinin yaşamı, bitmeyen bir kendini ölçüp-biçme,
sürekli bir kendini belirleme uğraşıdır.
Kişinin tek uğraşısı, kendini ölçüp-biçme,
sınırlarını belirlemeğe çalışmasıdır.
Kişi, hep, sınırlarını arayandır.
Kişi, hep, arayandır.
Kişi hep arar.