Ve o şuunatın cilveleri altında mahlukat; daimî bir seyr ü seyelan, bir hareket ve cevelan içinde çalkanmakta ve ehl-i gafletin kulaklarına vaveylâ-i firak ve zevali ve ehl-i hidayetin sem'ine velvele-i zikir ve tesbihi dağıtmaktadırlar.
Yirmi dördüncü yaşıma bastığım 2017'ye kadar bir şekilde kutladığımız ve her defasında Anıl'ın beni öpüp ilan-ı aşk etmesini beklediğim 18 Ağustos'lar geçiriyordum. Keşke doğmasaydım, diye diye.
2017'de ise artık hayalim bile olmayı bırakmış epeski bir düşünce dan diye gerçek olurken, o günün, hayatımın en kötü doğum günü olduğunu düşünüyordum. Kaldı ki doğum günümün de Begüm'ün benim için verdiği partinin de ve hatta Anıl'ın bana aşık oluşunun da bir önemi yoktu. Keşke doğmasaydım cümlesini en hak eden gün, şüphesizdi ki o gündü.
Zaten sonra da 18 Ağustos'u hayatımdan çıkartıp attım. Nina'nın doğum günü 25 Eylül'dü ve ben, Nazlı'yı tanımıyordum.
Şimdi ise yani 18 Ağustos 2021'de, sanki hayatımda ilk kez doğum günü kutluyormuş gibi hissediyordum. Mecazen değil gerçekten. Bora beni öyle bir öpüyordu ki, dünya durmuştu,
İstanbul'da çıkmaya başlayan Millî İnkılâp mecmua-sının Yahudilerin hakiki mahiyetini meydana koyan neş-riyatı üzerine Yahudiler arasında bir galeyan olduğunu, hattâ onların Beyoğlu'nda gizli bir toplantı yaparak Milli İnkılâp mecmuasına karşı mukabil cephe almak için bazı kararlar verdiklerini işittik. Yalnız bu hareketleri bile onların Türkiye'ye karşı besledikleri duyguları gösterir. Bir defa hükümetten gizli olarak toplantı yapmak kanunî bir cürümdür. Müddeiumumiliğin dikkatini celbederiz. Saniyen kendi aleyhlerinde neşriyat yapılmamasını isti-yorlarsa bu vatana sadık kalmağa mecburdurlar. Onlar her hareketleriyle ve çıfıt yaygaralarıyla bizden ayrı olduklarını daima bize anlatırlarken biz de herhalde onlara methiye yazacak değiliz. Biz Yahudilerin memle-ketteki meş'um iktisadî ve ahlâkî rolünü biliyoruz. Hattâ mütareke yıllarında İstanbul'u süsleyen (!) İngiliz, Fransız, Amerikan, İtalyan, Yunan ve Ermeni bayrakları arasında bir de Yahudi bayrağı olduğunu unutmadık. Eliza Niyego adındaki Yahudi kızının cenaze merasiminde yaptıkları edepsizliği de kendileri unutmamışlardır. Bir maliye memuruna rüşvet teklif ederken Ankara'da yakalanan iki Yahudi avukatla, Türklüğü tahkir yüzünden tevkif olu-nan Yahudi kızı meseleleri de onların namussuzlukları-nın son perdesini teşkil ediyor. Öyle, ikide bir Yahudileri Türkleştirme cemiyetleri kurarak bizi kandırmağa çalı-şacaklarına namuslu Türk tebaası olarak kalsınlar yetişir.
Çünkü biz onların Türkleşeceklerini asla ummadığı-mız gibi bunu istemeyiz de. Çamur ne kadar fırına verilse demir olmayacağı gibi Yahudi de ne kadar yırtınsa Türk olamaz. Türklük bir imtiyazdır, her kula, bilhassa Yahudi gibi kullara nasip olmaz.
Onlara yapılacak ihtar şudur: Hadlerini bilsinler. Sonra biz kızarsak Almanlar gibi Yahudileri imha etmekle
Biz tarihin en eski zamanlarından beri asil bir ırk olarak yaşadık. Biz lisanı Lâtin, vatanı Kelt, adı German olan piç bir millet değiliz. Dayak yerken de zafer zafer diye bağıran Golova horuzunu artık çok iyi tanıyoruz. O Golova horuzu ki bu kartalın sessizliğini miskinlik sanı-yor. Fakat Niğebolu, Akâ ve Çanakkale'yi unutmam.
Cihan harbi kimin harbedebileceğini, kimin edeme-yeceğini gösterdi. Cihan harbinde, artık harp istemiyoruz diye kütle halinde silâhla isyan eden ve kendi siperlerinin içinde kütle halinde imha olunan yegâne asker Fransız askeridir. Hem de bunu uzak ve yabancı cephelerde değil, vatanlarında, Fransa'da yaptılar.
Bu korkaklığı yapan ve millî kahraman diye tapındık-ları Jan Dark ve Napolyon'u düşmanlarına teslim ederek esarette öldüren Fransızların tehditleri bizi sadece güldürür.
Zarif zamparalardan mürekkep olan bu bezirgan ruhlu millet unutmamalıdır ki harp meydanında en mükemmel silâhları da kullanacak olanlar, onlarda pek az olan "erkek-ler'dir ve 10.000 000 kurt, 40.00.000 köpekten korkmaz...
Atsız Mecmue, Sayı: 15
Çünkü unutma... Kibir, şeytanı Cennet'ten çıkaran, Firavun'u helake götüren, nice insanı hakikatten uzaklaştıran en büyük hastalıktır.
Ve tevazu, kalbin hem Allah'a hem de insanlara açılan kapısıdır.
Kibirden uzak dur, çünkü kibirli kalp, Allah'ın nazarında değersizdir.