Elbette herkesin kabul ettiği gerçekler, ortak doğrular vardır. Ama herkesin bir de kendi görüşü, düşüncesi, tecrübesi vardır. İşte bu görüşler, o kişinin ölümüyle yok olup giderler. Bir insan, dünya güçlerinin vuruşmasından, ölümle kalım arasındaki birçok halkalardan geçmişse, bu kargaşada yüz defa ölebilecek iken hâlâ hayatta kalmışsa, çok görmüş çok öğrenmiş olur. Neyin iyi, neyin kötü, neyin doğru, neyin yanlış olduğunu anlamış olur.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Kitabın büyük bölümünde bilim felsefesi işlenmiş. Bilim nedir? Ne değildir? Bilimin argümanları nelerdir? Eleştirel düşüncenin önemi gibi pek çok konular ele alınmış. Son bölümde de Üniversitelerde bilimsel bilgi üretmenin önemi, Türkiye'de bunun yansıması hangi durumda, bilim dilinin Türkçe olması gerektiği gibi konular ele alınarak örneklerle desteklenmiş. Okurken keyif aldım.
Bilim tarihine bakıldığında, bugünkü bilimsel birikimi sağlayan başlıca dillerin Yunanca ve Arapça olduğu görülür. Acaba Müslümanlar neden Yunanca öğrenmediler ve tüm Yunanca kaynakları Beytül Hikme kurumunda Arapçaya tercüme ettiler. Bunun en önemli sebebi, Arapça bilen herkesin bu bilgilerden yararlanmasını temin etmektir.