Umutsuz olmaz. "Yenilgi yenilgi büyüyen bir zafer vardır." diyemeyenler, Kaf dağına eremezler. Dağın ardındaki Simurg'u görmek içim ümitvar olmak gerek. Türkiye'nin derdi de bu, günümüzün kimi gençleri umudun o serin gölgesine
inanmıyor, hayatı kötü bir şaka hissiyle yaşıyorlar.
Asla yeterince uzun yaşamayız! Öldüğümüz zaman bile hâlâ çok fazla yaşadığımızı söyleyemeyecek veya yazamayacak kadar cahiliz. Însan her zaman çok az yaşar..
Doğa, yalnızca yok edilemeyecek șeylere karşı cömerttir, aşırıdır. Bizim için ise küçük bir hurstan ibarettir, bu da bize küçümseyici bir gönül rahatlığıyla fırlattığı birkaç kırıntımın bedelini pahalya ödetir! Her șeye rağmen devam ediyoruz ve savaşı kimin kazanacağını göreceğiz.
Kitap Okuma Kulübümüzde rehber öğretmeni arkadaşımın tavsiyesi ile okumuştum. Yazarın da daha önce seminerini dinlemiştim bu kitap da okuduğum ilk kitabı. Kitap bölümleri Gözübüyük ailesinden Tuğçe, Bülent, Saadet Hanım, Uras ve Melis üzerinden sınır koyma ve disiplin oluşturma ile iletişim sorunları örneklerinin hikayelstirilmesi ile ilerliyor. Çocuk yetiştirirken kırmadan dökmeden konulması gereken sınırlar ve bu sınırların zamanı ve dozunu ele alıyor. Hayatta her ebeveynin evet bu böyleydi diyeceği konulara değinerek yapılan yanlışları ortaya koyuyor. Kimi zaman gündelik hayattan kimi zaman araştırmalardan, kimi zaman da kendi yaşamlarından örneklerle. İlkokul ve erken çocukluk dönemlerinde çocukları olan ebeveynlerin okuması gereken bir kitap. Sonrası için gecikmiş olabilir.