Kitabın konusu aslında isminden dolayı gayet açık bir idam mahkumunun son günlerini anlatıyor bir çok açıdan beni etkileyen bir kitaptır şimdi kitabın size biraz ilerleyişinden bahsetmek istiyorum kitabın başında 1832 tarihli önsöz diye başlıyor bu önsöz daha çok tarihi anlatıyor yönetimi idam cezasının tarihini anlatıyor yani tarihi bir kısım koridor yayıncılıkta alta bazı açıklamalarda vardı onlarda bana yardımcı oldu ve birazda beni internetten araştırma yapma itti kitap o dönemin siyasal olaylarında az da olsa bahsediyor bu bölümden sonra bir trajediye dair komedi diye bir bölüm var bu kısım bir tiyatro metni victor hugonun kitabına karşı halkın tepkisi mesela bu bölümde olan soylu kısımlar bunun gereksiz olduğunu idam cezasını kaldırılmaması gerektiğini düşünüyorlar bu kısımdan sonra artık kitap başlıyor bundan sonra alıntılarla gideceğim ondan biraz spoiler bir kısım olabilir şimdiden uyarıyorum
Bedenim bir hücrede zincire vurulu, ruhum bir fikrin esiri. Korkunç, kanlı, merhametsiz bir fikir! Tek bir düşüncem, tek bir inancım, tek bir kesin gerçekliğim var: İdam mahkûmu!
işte bu paragrafta gayet net bir biçimde bir idam mahkumunun nasıl hissettiği onun o çektiği acı açıkça belli
romandaki idam mahkumu ne hissettiğini yazmaktadır işte bir alıntı
Belki de bunu okumak, düşünen bir başı, bir insan başını adale tin terazisi diye adlandırdıkları şeye fırlatıp atacakları bir başka seferde daha insaflı olmalarını sağlayabilir.
son günlerinde başka insanların hayatlarını düşünüyor
Her şey solup gidiyor orada, on beşindeki bir kızın şarkısı bile! Orada bir kuş bulsanız, kanadında çamur olur, orada güzel bir çiçek toplayıp koklasanız, leş gibi kokar.
idamın gerçekleştiği yeri ne güzel anlatmış sanki ordaymış gibi sanki yaşamış gibi anlatmış victor hugo