Tamamen bir şaşkınlık denizine dalmış gibiyim. Kuşku duyuyorum, korkuyorum, kendi ruhuma bile itiraf etmeye cesaret edemediğim tuhaf şeyler düşünüyorum., Tanrım beni koru, sırf sevdiklerimin hatırına bile olsa.
"Bugün, Aziz George gününün arifesi. Bu gece, saatler geceyarısını vurduğunda, dünyadaki tüm şer güçlerinin ortaya çıkacağını bilmiyor musunuz? Nereye gittiğinizi, neye gittiğinizi biliyor musunuz?" Öyle bariz bir endişe içindeydi ki, onu rahatlatmaya çalıştım, ama başaramadım. Sonunda dizlerinin üzerine çöküp gitmemem için, en azından yola çıkmadan önce bir iki gün beklemem için yalvardı.
Carmilla'da vampir konusu bence çok az işlendi. Kitap boyunca yazar daha çok aşk ile kandırma ve hastalık üzerinden işlerken, sonunda onun vampir olduğu ve ne denli korkutucu olduğu ortaya çıkıyor. Ama biz baştan sona vampir hikayesi olduğunu bildiğimiz için karakterlerin geç fark etmesi gerilim yerine tekrar eden ipuçları gibi hissettiriyor.
Uzun süre hastalık ve kırılganlık metaforları üzerinden gidiyor, gerçekten korkutucu anlar var ama çok az. Rüya üzerinden verilmiş genellikle. Özellikle finalde Carmilla'nın öldürülüşü hızlı ve yüzeysel kalıyor.
Sonuç olarak eser, güçlü bir gotik atmosfer sunsa da vampir temasını yüzeysel bırakıyor. Yine de öncü bir eser olması değerli ve yeter dedirtse de, türü gereği insan daha fazla korkutucu anlar ve gerilim dolu sahneler istiyor.
Mesela Carmilla, Laura'yı ısırıyor ve bu korkutucu ya da gerici sahne olabilecekken yazar Carmilla'nın hastalanması olarak veriyor.