Kitapta Prens ve onun uzun yıllar önce hayatının kesiştiği ve kötü gitmesine sebep olduğu Maslowa adlı kadının aralarındaki aşk ile ilerleyen süreçte bu aşkın bir adalet sorgulaması ve vicdan muhasebesine dönüşmesini muhteşem bir şekilde anlatıyor Tolstoy. Maslowa ile Prens’in yolu bir kez daha mahkeme yolunda kesişiyor ve Prens’in o dönem Rusya’daki adalet sistemini Maslowa ve geçmişte yaptığı bir kötülük yüzünden vicdanı üzerinden okuyucuya aktarıyor. Sanki bazı bölümleri-hatta birçok bölümü- ülkemiz ve adalet sistemimiz ile de alakalı gibi geldi bana.Her ne kadar toprak meselesi farklı olsa da.
-Her hırsız yaptığı şeyin kötü olduğunu, çalmaması gerektiğini, hırsızlığın bir ahlaksızlık olduğunu bilir.
- Hayır , bilmez ; ona çalmayacaksın denir, bu laftır. Uygulamada görür ve bilir ki , patronları onun çalışmasından doğan hakkını çalıyor; gündeliği aksıyor, hükümet ve memurlarının vergi yoluyla durmaksızın kendini emdiklerini biliyor.