Hürriyet, Müsavat, Uhuvvet: İttihat ve Terraki
8/10
·240 syf.··
Beğendi
·
2026 1. kitabı
Uzun bir aradan sonra herkese merhaba! Bugün diğer eserlerini de severek okuduğum Tarihçi, Süleyman Tekir Hocamızın eseri ''İttihatçılık - Doğuş'' adı kitabını incelemek için buradayım. Bir solukta okuduğum daha çok İttihatçılığın doğduğu dönemi anlatan, üyelerinin hayatlarını, inandıkları dava uğruna yaşadıkları zorlukları, çektikleri sürgünleri çok güzel bir şekilde anlatmış. Bende bir Tarihçi olarak Hocamızın eseri vesilesiyle İttihat ve Terraki adına birkaç şey söylemek istiyorum. İttihat ve Terraki Cemiyeti'nin kuruluşu, bir gecede olan bir olay değil; baskıcı bir yönetime karşı duyulan öfkenin, vatanın elden gittiği korkusunun ve gençlerin dünyayı değiştirme arzusunun birleştiği uzun bir süreçtir. Öyle ki cemiyet, Osmanlı İmparatorluğu'nun son döneminde damgasını vuran, gizli bir cemiyet olarak kurulup zamanla devletin mutlak hakimi haline gelen en güçlü siyasi organizasyondur. Modern Türkiye'nin siyasi genetiğini anlamak için bu yapıyı bilmek çok kritiktir. İttikat ve Terraki, 1889 yılında İstanbul'daki Askeri Tıbbiye Öğrencileri tarafından gizli bir dernek olarak kurulmuştur. Temel amaçları, 2. Abdülhamid'in mutlakiyetçi yönetimini sona erdirmek, anayasayı (Kanun-i Esasi) yeniden yürürlüğe koymak ve meşrutiyeti ilan ederek imparatorluğu parçalanmaktan kurtarmaktır. Hareketin düşünce temelini, Batı tarzı modernleşmeyi savunan ''Jön Türkler'' oluşturur. İttihatçıların en belirgin özelliği, vatanın elden gittiğine dair duydukları derin kaygı ve bu durumu düzeltmek için kendilerini ''seçilmiş'' hissetmeleridir. Onlar için bireysel hayatın, ailenin veya paranın bir önemi yoktur. (Kitapta da görüldüğü üzere Yıldız yani Sultan Abdülhamid ittihatçı kimseleri kendi safına çekmek için belirli miktarda para teklif eder, ama hiç kimse o parayı kabul etmez.) Her birinde
1000Kitap
İttihatçılık - DoğuşSüleyman Tekir · Kronik Kitap · 2023635 okunma
Puan vermedi
Yirmi Dokuzuncu Lem’a’dan İKİNCİ BAB Bu İkinci Bab, "Elhamdü lillâh" hakkındadır. İkinci Bab ile tâbir edilen şu risalecikte "Elhamdü lillâh" cümlesini insanlara dedirten imanın sonsuz fayda ve nurlarından, yalnız dokuz tane beyan edilecektir. Birinci nokta: Evvelâ iki şey ihtar edilecektir. 1. Felsefe, herşeyi çirkin, korkunç gösteren siyah bir gözlüktür. İman ise, herşeyi güzel, ünsiyetli gösteren şeffaf, berrak, nuranî bir gözlüktür. 2. Bütün mahlûkatla alâkadar ve herşeyle bir nevi alışverişi olan ve kendisini abluka eden şeylerle lâfzan ve mânen görüşmek, konuşmak, komşuluk etmeye hilkaten mecbur olan insanın sağ, sol, ön, arka, alt, üst olmak üzere altı ciheti vardır. İnsan, mezkûr iki gözlüğü gözüne takmakla, mezkûr cihetlerde bulunan mahlûkatı, ahvâli görebilir. Sağ cihet: Bu cihetten maksat, geçmiş zamandır. Binaenaleyh, felsefe gözlüğü ile sağ cihete bakıldığı zaman, mâzi ülkesinin kıyameti kopmuş, altı üstüne çevrilmiş, karanlıklı, korkunç, büyük bir mezaristanı andıran bir şekilde görünecektir. Ve bu görünüşte insan pek büyük bir dehşete, vahşete, meyusiyete maruz kaldığında şüphe yoktur. Fakat iman gözlüğüyle o cihete bakıldığı zaman, hakikaten o ülkenin altı üstüne çevrilmiş bir şekilde görünürse de, fakat can telefi yoktur. Mürettebatı, sâkinleri daha güzel, nuranî bir âleme nakledilmiş oldukları anlaşılıyor. Ve o kabirler, çukurlar da, nuranî bir âleme girmek için kazılan yeraltı tünelleri şeklinde telâkki edilecektir. Demek imanın insanlara verdiği sürur, ferahlık, itmi’nan, inşirah, binlerce "Elhamdü lillâh" dedirten bir nimettir. 649 / 655 Sol cihet: Yani, gelecek zamana, felsefe gözlüğü ile bakıldığı zaman, bizleri çürütecek, yılan ve akreplere yedirip imha edecek, zulümatlı, korkunç, büyük bir kabir şeklinde görünecektir. Fakat iman gözlüğüyle
Din
Lem'alarBediüzzaman Said Nursî · Envar Neşriyat · 20115,7bin okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Nurun İlk Kapısı
10/10
··
Beğendi
KALBE FÂRİSİ OLARAK TAHATTUR EDEN BİR MÜNÂCÂT Yani bu münâcât, kalbe Fârisî olarak tahattur ettiğinden Fârisî yazılmıştır.Evvelce, matbû olan Hubâb Risâlesinde derc edilmişti.Yâ Rab! Tevekkülsüz, gafletle, iktidar ve ihtiyarıma dayanıp derdime derman aramak için cihât-ı sitte denilen altı cihette nazar gezdirdim. Maatteessüf derdime derman bulamadım. Mânen bana denildi ki, "Yetmez mi dert, derman sana?"Evet, gafletle sağımdaki geçmiş zamandan teselli almak için baktım. Fakat, gördüm ki; dünkü gün, pederimin kabri ve geçmiş zaman, ecdâdımın bir mezar-ı ekberi sûretinde göründü. Teselli yerine vahşet verdi. Hâşiye 1Hâşiye 1: İmân, o vahşetli mezar-ı ekberi, ünsiyetli bir meclis-i münevver ve bir mecmâ-ı ahbab gösterir.Sonra, soldaki istikbâle baktım; derman bulamadım. Belki yarınki gün, benim kabrim ve istikbâl ise, emsâlimin ve nesl-i âtînin bir kabr-i ekberi sûretinde görünüp, ünsiyet değil, belki vahşet verdi. Hâşiye 2Hâşiye 2: İmân ve huzur-u imân, o dehşetli kabr-i ekberi, sevimli saadet saraylarında bir dâvet-i Rahmâniye gösterir.Soldan dahi hayır görünmediği için, hazır güne baktım. Gördüm ki, şu gün, güyâ bir tabuttur; hareket-i mezbûhânede olan cismimin cenazesini taşıyor. Hâşiye 3Hâşiye 3: İmân, o tabutu, bir ticaretgâh ve şâşaalı bir misafirhâne gösterir. Bu kısmın Arapça ve Farsça ibârelerinin mânâları ve açıklamaları hemen altlarında verildiğinden, başka bir meâl konulmamıştır. İşbu cihetten dahi devâ bulamadım. Sonra başımı kaldırıp şecere-i ömrümün başına baktım. Gördüm ki, o ağacın tek meyvesi, benim cenazemdir ki, o ağacın üstünde duruyor, bana bakıyor. Hâşiye 4Hâşiye 4: İmân, o ağacın meyvesini cenaze değil, belki ebedî hayata mazhar ve ebedî saadete namzed olan ruhumun eskimiş yuvasından yıldızlarda gezmek için çıktığını gösterir.O cihetten dahi me’yus
Risale-i Nur KülliyatıBediüzzaman Said Nursî · RNK Neşriyat · 0860 okunma
Puan vermedi·408 syf.··
2025 42. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 16 Ekim 2025 15:22
Bab-ı Esrar Okudum bitti. Ahmet Ümit'ten okudugum bu on üçüncü kitabi. Yine yine severek okudugum bir kitabi oldu diyebilirim. Elinize aldığınız an kitabı bırakmak istemeyeceksiniz çok akıcı ve sürükleyici bir kitaptı . Zaten Ahmet ümit'ten bahsediyorsun hangi kitabı sıkıcı olabilir ki. Ve benim sevdigim bir konudanda bahsediyor Mevlana ve Şems.Bu yıl içerisinde Mevlana ve Şems'ten 3 kitap okudum. Ve üçünü de çok sevdim diyebilirim. Tabii ki de okudugum 3 kitapta birbirinden farklıydı ama olsundu. Gelelim bu kitabın konusuna : Karen iş için Konya'ya gider. Geçmisinden kaçtığı şeylerle yüzleşmek zorunda kalır. Olaylar olaylar oldu diyebilirim Konya'da.Yani şaşırarak okudum .. Bir şeyler söylemek istiyorum ama söyledigim her seyin altında bir spoi olabileceğinden korktugumdan dolayi da çok bir sey söyleyemiyorum kitap hakkinda. Diyebileceğim tek şey Ahmet Ümit kalemini seviyorsanız şayet bu kitabının da mutlaka ama mutlaka okuyun derim. Evet kimler okudu bakalım?
Bab-ı EsrarAhmet Ümit · Everest Yayınları · 201842,8bin okunma
Puan vermedi·176 syf.··
2025 17. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 17 Ekim 2025 22:51
Risale-i Nur Külliyatını okumak isteyip de anlaşılması zor diyerek bir türlü cesaret edemeyenlere kısa bir bilgi vermek istiyorum.Kitapların anlaşılmama sebebi birincisi bilinmeyen kelimeler ikincisi içindeki farsça tamlamalar.Birincisi Zehra Yayıncılık olan kitaplarda her sayfanın altında bilinmeyen kelimelerin anlamları mevcut.İkincisi farsça tamlamalar da şu şekilde örnekle kısaca açıklamak istiyorum. Örnek:bâb-ı beyt (evin kapısı), dîn-i İslâm (İslâm dini), şehr-i İstanbul (İstanbul şehri) vs. Yani bu tür tamlamalar tersten okunuyor.Dîn-i İslâm Din 1.kelime İslâm 2.kelime bunu okurken 2.kelimeyi yani İslâm'ı başa alıyoruz 1.kelimeyi de yani Dîn'i sona alarak okuyoruz.dîn-i İslâm (İslâm dini) şeklinde umarım anlatabilmişimdir.Eğer bu pratikleri yapabilirseniz zaten bilinmeyen kelimeler de kitabın her sayfasının altında var bulmaca çözer gibi beyin jimnastiği yapıyorsunuz ve kitaplar ilerledikçe bu bilinmeyen kelimeler hiç bir çalışma yapmadan sürekli tekrar ettiği için kendiliğinden hafızanıza alıyorsunuz. Risale-i Nur kitabını ilk okumaya başladığımda bu kitap nasıl bitecek demiştim.Allah'ın yardımıyla bir kitap bitince hep bir merakla diğer kitaba geçme isteği oldu.Allah'a şükür hepsini de anlayarak okudum Muhakemat hariç:) Kitaplar bir umman içine girerseniz ne demek istediğimi daha iyi anlayacaksınız.Ben tesadüfen Muhakemat kitabını en incesi olduğu için sona bıraktım külliyat içerisinde anlaşılması en zor kitap Muhakemat ve çoğu yerini de anlamadım.O yüzden Muhakemat kitabını en sona bırakmanızı tavsiye ederim.Yoksa Risale-i Nur külliyatını okuma sevdanız başlamadan biter.Zaten kitabın başında ve ara yerlerinde de üstad bu kitabın anlaşılmasının zor olduğunu ve acele edilmeden okunmasını tavsiye ediyor.Bir alıntısı şöyle: Elhasıl: Fehim ifhamdan daha
Muhakemat (Orta Boy)Bediüzzaman Said Nursî · Zehra Yayıncılık · 20121,677 okunma
Puan vermedi·110 syf.··
2025 78. kitabı
Sömürü Ajanı İngiliz Misyonerleri: Bir Tarihî Eleştiri ve Aydınlatma Eseri Prof. Dr. İhsan Süreyya Sırma'nın Sömürü Ajanı İngiliz Misyonerleri adlı eseri, Osmanlı Devleti'nin son dönemlerinde İngiliz misyonerlik faaliyetlerini mercek altına alan, tarihî bir inceleme niteliğindedir. Beyan Yayınları tarafından 2007 yılında yayımlanan bu 110 sayfalık kitap, misyonerliğin salt dini bir yayılma aracı olmanın ötesinde, sömürgeci bir ajandanın parçası olarak nasıl işlediğini belge ve tanıklıklarla ortaya koymaktadır. Sırma, akademik bir titizlikle, Londra merkezli Protestan misyoner teşkilatlarının Osmanlı topraklarındaki gizli stratejilerini dört ana başlık altında sistematik biçimde ele alır. Bu eser, sadece tarih meraklıları için değil, emperyalizm dinamiklerini anlamak isteyen her okuyucu için vazgeçilmez bir kaynak olarak öne çıkmaktadır.Kitabın girişinde yer alan çarpıcı bir alıntı, eserin temel tezini özetler niteliktedir: Londra Misyoner Teşkilatı Başkanı'nın bir konuşmasında, "Biz İngilizlerin müreffeh ve saadet içinde yaşamamız için, müslümanların arasına nifak tohumlarını ekmemiz lazımdır. Onların içinde ihtilaf kıvılcımlarını tutuşturmalıyız. Biz Osmanlı Devleti'nin her tarafına fitne sokarak, onu yıkacağız" ifadeleriyle, misyonerlik faaliyetinin arkasındaki siyasi ve ekonomik motivasyonlar vurgulanır. Bu sözler, kitabın genel tonunu belirler ve okuyucuyu, 18. ve 19. yüzyıllarda Britanya İmparatorluğu'nun Ortadoğu politikalarının dini kılıfla nasıl maskelendiğini anlamaya hazırlar. Sırma, bu bağlamda, misyonerlerin yetiştirilme süreçlerini ilk bölümde detaylı biçimde inceler. İngiliz Protestan Misyoner Cemiyeti'nin Londra'daki merkezi, yetenekli gençleri seçerek yoğun bir eğitim programına tabi tutmakta; bu gençler, hedef ülkelerin dillerini (örneğin Türkçe,
Sömürü Ajanı İngiliz Misyonerleriİhsan Süreyya Sırma · Beyan Yayınları · 2007312 okunma