"Burada zaman, dışarıdaki gibi ilerlemezdi. Dakikalar uzar, saatler kısalır, insan bazen günün hangi bölümünde olduğunu ancak vardiya çizelgesine bakarak anlayabilirdi."
Esenboğa Havalimanı'nda sıradan bir vardiya günü gibi başlayan hikaye Tunç, Rana, Emre ve Selim için hayatlarının en zor ve uzun günü olacaktı.
Uçağı uçuran eller kadar, onu yönlendiren sesin de önemli olduğuna inanan Tunç, kriz anlarında tam bir liderdi. Rana, empati yeteneği yüksek, karar aşamasında iç sesine de kulak vermeyi unutmayan, kolay iletişim yeteneği ile ekibin en cana yakın üyesiydi. Emre, refleksleri güçlü, dağınık ve plansız olmasına rağmen bir çok şeyi aynı anda takip eden zihni ile ekran ve sesleri aynı anda kontrol edebilen, mizahı seven aynı zamanda Tunç ile sağlam dostluğu olan kulenin uçuş veri kontrollüydü. Ve Selim, sert ve sessiz mizaçının altında kimseye tam olarak güvenmeyen ekibe olan mesafesine rağmen en hatasız çalışan, disiplinli, kurallara uyan kulenin radar yaklaşma kontrollüydü.
O gün kulede her şey rutin devam ederken vardiya saatinin yaklaşması ile görevi biten personel yavaş yavaş kuleden ayrılmaya başladı. Son personelin ayrılması ile kapıların kapanması gerekirken çelik paneller devreye girerek bu dört mesai arkadaşını kuleye kilitledi.
Merkez ve dış dünyayla bağlantısı kesilen kulede ana ekranda beliren not ile Tunç, Rana, Emre ve Selim için gerilim dolu saatler başlamış oldu. Onlardan istenen hava trafiğini, dışarısı ile iletişim kurmadan yönetmeye devam etmeleridir. Yalnız her hatada kulede bir sistem devre dışı kalacaktı. Artık oyun başladı, kurtarılması gereken yolcular ve uçak seferlerinin kaderi bu ekibin ellerindeydi...
#KontrolKulesi Son Talimat; zamanla yarışılan, kısa bölümleri ile olayların yavaş yavaş çözümlendiği, temposu düşmeyen ve son