"Hiç kuşkusuz yaşam bir armağandır ama biz insanlar öyle aciz yaratıklarız ki bize sunulan bu armağanın tadını çıkarmak yerine kendimizi acılara boğuyoruz."
Ferda-yı Garam günümüz Türkçesi ile Aşkın Yarını edebiyatımızdaki ilk psikolojik roman örneklerinden.
Mehmet Rauf'un ikinci romanı. 77 sayfadan oluşuyor. Eylül romanından önce yazmış.
Romandaki baş karakterler devamlı mutsuz, alıngan, içe kapanık, kavga etmeye hazır, sulu gözlü tipler.
Birbirlerini çok seviyorlar, kıskanıyorlar ama itiraf edemiyorlar. İlginç diyalogları var.
Özellikle kadın baş karakter yani Sermet, her aşkın biteceğine ve bittikten sonra büyük bir mutsuzluk bırakacağına inandığı için ilişkiye başlamak istemiyor.
Sermet için aşkın yarını yani geleceği yok. Kitabın ismi de buradan geliyor.
Üslûp açısından baktığımızda hikaye kopuk kopuk anlatılmış. Bir konudan bahsedilirken aniden başka bir konuya atlanıyor.
Kısacık roman tam 43 küçük bölüme ayrılmış. Sanırım bunun bir sebebi de ilk yazıldığı zaman gazete veya dergide yayınlanmış olması.
Bu türden hoşlananlar deneyebilir zaten kısacık bir kitap.
Ferdâ-yı GarâmMehmet Rauf · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20202,460 okunma
İlk gördüğüm andan beri merak ettiğim "Şifacı" romanını sonunda bitirdim.
Fantastik bir roman yazma cesareti gösteren yazar Hatice DIRMIKCI Hatice Dırmıkcı'yı tebrik ederim. Türk edebiyatında az bulunan bir tür.
Yazarın zihninde oluşturduğu evren güzel, karakterler inandırıcı. Üslûp akıcı.
Kitapta, doğaüstü güçleri olan Uli adındaki bir genç kızın birkaç kanun kaçağı ile çıktığı yolculuk anlatılıyor.
Uli'nin yeteneklerinin bana X-Men serisindeki Wolverine'i hatırlattığını söylemeden geçemeyeceğim.
Açıkça söylemek gerekirse kitapta beklediğimden çok daha az aksiyon vardı. Tahminim serinin ilk kitabı olduğu için böyle.
Kitabın sonlarındaki romantik kısımları da beklemiyordum, onlar da benim için sürpriz oldu.
Moita ve Mgeri karakterlerini de pek beğendim.
Uzun lafın kısası "Şifacı" kitabı bir şansı hak ediyor. Serinin diğer kitaplarının daha da iyi olacağını düşünüyorum.