Abdullah dua etmek için ellerini kaldırdı ve dua etti: " Allah'ım! Biraz sonra harp başlayacak. Ben de Sa'd'ın istediği gibi güçlü bir düşman askeri karşıma çıkarmanı istiyorum. Ben onunla savaşayım, O da benimle savaşsın ama en sonunda o beni öldürsün ve yıllardır hasretini çektiğim şehadete beni kavuştursun. Sonra gelip bedenimde müsle yapsın; kulağımı, burnumu kessin, gözlerimi çıkarsın. Sonra ben böyle bir halde senin huzuruna geleyim. Sen bana: 'Ey Abdullah! Ne yaptın benim sana verdiğim azaları?' diye sorduğunda ben sana diyeyim ki:;' Yâ Rabbi! Onları senin ve Resulü'nün yoluna feda ettim!' sen de bunu kabul edip doğru söylediğimi tasdik et!"
Enes'ten (r.a)nakledilmiştir: Amcam Enes Ibn Nadr Bedir savaşında bulunmamıştı. "Ey Allah'ın Rasûlü! Müşriklerle savaştığın ilk savaşta bulunamadım. Allah benim müşriklerle bir savaşta karşılaşmamı nasip ederse yapacağım işleri elbette görecektir" dedi.
Uhud savaşı yapılıp da Müslümanlar dağılınca "Allahım! Bunların (Müslümanları kastediyor) yaptığından dolayı senden özür diliyorum. Öbürlerinin (yani müşriklerin) yaptığından da sana sığınıyorum" dedi. Sonra ilerledi. Yolda Sa'd b. Muaz ile karşılaştı. "Sa'd!" dedi, "Nadr'ın Rabbine andolsun ki, cennet! Ben Uhud'un ötesinden cennetin kokusunu alıyorum" dedi.
Sa'd (Hz. Peygamber'e olayı anlatırken) "Ey Allah'ın Rasûlü! Ben onun yaptığına cesaret edemedim" demişti.
Enes diyor ki: O gün amcamda seksen küsür kılıç, mızrak ve ok yarası bulduk. Öldürülmüş ve müşrikler onun burnunu kulağını kesmişlerdi. Onu yalnızca kız kardeşi, parmak uçlarından tanıyabildi.
Enes diyor ki: Biz biliyoruz -veya zannediyoruz- ki bu ayet o ve onun gibiler hakkında indi.
"Müminler içinde Allah'a verdikleri sözde duran nice erler var. İşte onlardan kimi, sözünü yerine getirip o yolda canını vermiştir. Kimi de (şehitliği) beklemektedir. Onlar hiçbir şekilde (sözlerini) değiştirmemişlerdir."
{Ahzâb, 23}
Nitekim Uhud günü İslam ordusunun mağlubiyetine sebep ne ise bugün de İslam ümmetinin mağlubiyetine sebep aynıdır. Dünya sevgisinin kalplerde yer etmesiyle Müslümanlar asli vazifelerini terk etmiş ve İslam düşmanları bu zaaf'tan yararlanarak galip gelmişlerdir.
Bunalım ve sorunlardan kurtulmak için ilk yapman gereken şey, başına gelen musibetlerin günahların sebebiyle olduğunu anlamandır.
"Başınıza gelen her musibet, kendi ellerinizin kazandığı günahlar yüzündendir. Bununla beraber Allah, günahlarınızın pek çoğunu da affeder." (Şura, 30); "Sana ne kötülük dokunursa kendindendir" (Nisa, 70); "Bedir'de düşmanlarınıza verdiğiniz iki misli zarar, Uhud'da kendi başınıza gelince 'Bu musibet nereden?' diye soruyorsunuz, öyle mi? (Rasul'üm) de ki: Elbette kendi yaptıklarınız yüzünden." (Al-i İmrân, 165)
Öyleyse Allah Teâlâ, senden, durumunu derhâl düzeltmeni ve kendisine dönmeni istiyor. "Biz de onları yalvarsınlar da tövbe etsinler diye şiddetli yoksulluk ve darlıkla yakaladık." (En'âm, 42)