Ümit Kutbay

Ümit Kutbay
Aydın
85 okur puanı
Eylül 2017 tarihinde katıldı
Teke Şenliği
Puan vermedi·550 syf.··
2026 10. kitabı
Peru edebiyatının Nobel’li yazarı Mario Vargas Llosa, iktidarı uzaktan inceleyen bir yazar değil; onun karanlık koridorlarında dolaşmayı göze alan bir romancı. “Teke Şenliği” de bir diktatörün çöküşünü anlatırken, bir toplumun nasıl yavaş yavaş çözüldüğünü gösteren sert, sarsıcı bir roman. Hikâyenin merkezinde, Dominik Cumhuriyeti’ni otuz bir yıl boyunca yöneten Rafael Trujillo var. Ama Llosa’ nın derdi kuru bir tarih anlatısı yerine, otarihin içindeki insanı kazımak. İktidarın insan ruhunu nasıl dönüştürdüğünü, korkunun nasıl bulaşıcı hale geldiğini, suskunluğun nasıl bir toplumsal alışkanlığa dönüştüğünü gösteriyor. Roman üç ayrı damar üzerinden akıyor: Trujillo’nun son günü; suikastçıların gerilim dolu bekleyişi; yıllar sonra ülkesine dönen Urania’nın geçmişle hesaplaşması. Bu yapı romanı diri tutuyor. Bölümler arasında geçerken sadece zaman değil, bilinç de yer değiştiriyor. Llosa bunu öyle ustalıkla yapıyor ki okur bir an diktatörün zihninde, bir an kurbanın travmasında, bir an da tetikçinin tereddüdünde buluyor kendini. Dil meselesine gelince… Llosa süs peşinde değil. Sert sahneleri yumuşatmıyor ama ajitasyona da kaçmıyor. Şiddeti gösteriyor; çünkü o şiddet zaten rejimin dili. Yer yer uzayan iç monologlar var, evet. Özellikle Trujillo’nun zihnine girdiğimiz bölümlerde tekrar hissi bilinçli olarak artırılmış. Bu tekrar bazen yoruyor olsa da o narsistik, paranoyak ruh halini de derinleştiriyor. Okur olarak rahatsız oluyorsunuz. Zaten yazarın istediği de bu. “Teke Şenliği” bir diktatör romanı olmasının yanında iktidar mekanizmasının da romanı... Trujillo tek başına bir “canavar” değil burada. Onu ayakta tutan bürokratlar, korkudan susan aydınlar, çıkarını kollayan iş insanları, sadakatle yükselen askerler var. Rejim dediğimiz şeyin tek bir adamdan ibaret
1000Kitap
Teke ŞenliğiMario Vargas Llosa · Can Yayınları · 20201,597 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
“Bir kitap açık olduğunda konuşan bir beyin, kapalı olduğunda beklemede olan bir arkadaş, unutulduğunda bağışlayan bir ruh, yok edildiğinde ağlayan bir yürektir.”
Sayfa 285·Kitabı okudu
Alıntı

Ümit Kutbay

, bir kitap okudu
Puan vermedi·550 syf.··
2026 10. kitabı
Mario Vargas Llosa
9/10 · 1.597 okunma
"... insanlar parlayan birşey gördü mü söndürmeye bakar."
Sayfa 44·Kitabı okudu
Alıntı
Güzel Ölümün Öyküsü
Puan vermedi·128 syf.··
2026 9. kitabı
Kimi zaman rahatlamak, sakinleşmek ve dinginleşmek için kitap okumaya veririz kendimizi. Elimize aldığımız kitaptan beklentimiz de bu yöndedir. Bu yazımda anlatmaya çalışacağım, Ayşegül Devecioğlu’nun “Güzel Ölümün Öyküsü”, okuru rahatlatmak gibi bir niyeti olmayan kitaplardan. Elinize aldığınız anda hissediyorsunuz bunu. Ne teselli veriyor ne de yarayı hızla kapatmaya çalışıyor. Tam tersine, kanayan yere parmağını bastırıyor ve o parmağı kolay kolay çekmiyor. Ölümle, ideallerle ve bu idealler uğruna harcanmış hayatlarla yüzleşmeye çağırıyor okuru. “Güzel” sözcüğünü ölümle yan yana getirmesi bile başlı başına bir provokasyon. Ama bu provokasyon estetik bir yüceltmeden çok, geride kalanların yükünü sorgulayan sert bir ironi taşıyor. Devecioğlu’nun edebi tercihini aslında çok net vermiş. Süs yok, şov yok, okuru etkilemeye çalışan numaralar yok. Dil sade ama bu sadelik yumuşak değil; aksine oldukça sert. Cümleler kısa, bazen bilerek eksik, bazen kırık. Bu kırıklık kitabın ruhuna yakışıyor. Ölüm gibi ağır bir mesele lirizme boğulmadan, neredeyse serinkanlı bir mesafeyle anlatılıyor. Bu mesafe, duygusuzluk değil; okuru ağlatmak için kurulan sahnelere bilinçli bir mesafe. Yine de bu tercih herkes için kolay bir okuma sunmuyor. Yer yer metnin ketumluğu, karakterlerle duygusal bağ kurmayı zorlaştırıyor. Bazı boşluklar bilerek bırakılmış ama her okur bu boşlukları doldurmak istemeyebilir. “Güzel Ölümün Öyküsü”, Türkiye’nin yakın tarihine doğrudan parmak sallamıyor. Ne tarih dersi veriyor ne de slogan kuruyor. Ama özellikle 1980 sonrası siyasal iklimin ağırlığı metnin her satırında hissediliyor. Devrimci idealler, yarım kalmış hayatlar, adı konmamış kayıplar… Hepsi fonda, sessiz ama inatçı bir uğultu gibi... Kitabın güçlü yanlarından biri de tam burada ortaya çıkıyor.
1000Kitap
Güzel Ölümün ÖyküsüAyşegül Devecioğlu · Metis Yayınları · 2019109 okunma