İnsanlar arasındaki vermede nasıl bir üstün olma niteliği varsa, almada da bir boyun eğme niteliği vardır. Onun içindir ki 1. Beyazıt, Timurlenk'in gönderdiği hediyeleri küfürler ederek geri çevirmiş. Sultan Süleyman'ı bir Hint İmparatoruna yolladığı hediyeler de öyle kızdırmış ki adamı, kabaca reddederek: 'Bizim adetimiz almak değil, vermektir' demekle kalmamış, hediyeleri getiren elçileri zindana attırmış.
Günlük hayatımızda ve insanlarla olan alışverişlerimizde fazla parlak ve keskin bir zekâ göstermek de doğru değildir. Derin bir anlayış bizi fazla inceliğe ve fazla meraka götürür. Zekamızı olaylara ve dünya işlerine daha elverişli bir hale getirebilmek için; biraz ağırlaştırmak, körleştirmek, onu bu karanlıktan ve bayağı hayata uydurmak için karartmak ve bulandırmak gereklidir. Nietekim gevşek ve sıradan zekalar işleri daha kolaylıkla, daha başarıyla çevirirler.