Maraş ve Sivas olaylarında ülkücüler ve Sünni vatandaşlarımız yabancı servislerin oyununa gelmiştir. Yozgat’ta yaşayan Alevi kardeşlerimiz baskılara dayanamayarak Ankara’ya gecekondu semtlerine gelmiş ve sol grupların eline düşmüştür. Yapılan çok büyük hata ve hatta ihanettir.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
"‘Efendim uzun namlulu silah yakaladık. Otomatik silah. 5-6 tane tabanca yakaladık. Pek çok mermi yakaladık. Bunlar pek çok katliam olaylarını, faili meçhul öldürme olaylarını aydınlığa kavuşturacak’ dedim. Komutan:
‘Bırakın efendim onu’, dedi. ‘Kızılay’da pankart asılmış, onun haberi geldi. Siz savcısınız gidip onun failini yakalayın bana. ‘Efendim’ dedim, ‘Bu olayın failini de yakalarız. O da bizim görevimiz. Ama siz pankartı, silahın önüne mi getiriyorsunuz?..’
‘Evet’ dedi, ‘Pankartı silahlardan önemli görüyorum!’ ‘Çünkü’ diye ekledi; ‘ülkücüler zaten sinmiş, tecrit olmuş, dönmüş… Ama sol boş durmuyor.’‘Efendim ama bunlar adam öldürmüş… Biz de silahları yakalamışız!’ dedim. Sinirlenmiştim. ‘Bu silahlarla insanlar öldü..’ dedim.
‘Beni ilgilendirmez, beni ilgilendirmez.’ dedi. ‘Ben istemiyorum bu silahları."