TuĞba

TuĞba
@ultra_violet
Hayatım, hayatımın romanıdır.
Kamu
Lisans
Ankara
16 Aralık 1991
1211 okur puanı
Ocak 2019 tarihinde katıldı
Varmak mı güzel, yolda olmak mı?
9/10
·150 syf.·
2021 26. kitabı
Bazı kitaplar vardır aramızda bir bağ oluyor, kitaplığıma hangi kitabı okusam diye şöyle bir baktığımda bana fısıldıyor resmen kitap gel beni oku diye:) Hermann Hesse ile ilk tanıştığım kitabı Siddhartha; yazarın üslubunu, kalemini çok beğendiğimi söylemem lazım.Yazarın hayatına baktığım zaman Hindistan'da bir süre yaşadığını ve Budizm ile ilgilendiğini görüyoruz. Budizm öğretilerinin kafasındaki sorulara, arayışına yanıt verip vermediğini sorgularken, herkesin sorgusuz sualsiz kabul edip, benimsediği din ve inanışları eleştirmiştir. Tam da bu eleştirinin karakteridir işte Siddhartha. ( Dikkat burdan sonrası Spoiler içerebilir) Romanımızın başkahramanı olan Siddhartha gençlik çağında hakikati bulmak,  Nirvana' ya ulaşmak için arkadaşı Govinda ile birlikte düşmüştür yollara .  Kendini tanımak, özünü bulmak önemli onun için yoksa yolunu kaybetmiş sayıyor kendini.(Ben'i tanımak olarak geçiyor kitapta) "Ben'inde bu asıl pınarı bulmak onu bulup özümlemek gerekiyordu! Başka türlüsü aramaktı yalnız, dolambaçlı yoldu, yolunu şaşırmaktı." s.18 Çıktığı bu yolda aç kaldı, evsiz kaldı nefsini köreltmeyi öğrendi. Derken yüce Buddha ile yolları kesişti ama yetmedi ona. Bir din öğretilerine bağlı kalmak da onu doyurmadı yine çıktı yollara aşkı tattı, ticareti öğrendi, nefsine keyif vermeyi de öğrendi bu yolda. Ona göre düşünen bir insandan, nefsani şeyleri seven bir insana dönüşmek ( çocuk insanların) yapacağı şeydi. Ama yolda olmayı, kendini aramayı seven ve bulana kadar uğraşan Siddhartha için bir önemi yoktu bunun. "Pek çok budalalık ettim, pek çok kötü huy edindim, pek çok hata işledim, pek çok iğrençlik, düş kırıklığı ve umursamazlık yaşadım. Ama İyi oldu böylesi... Yüreğim yaptıklarımı onaylıyor, gözlerim gülümseyerek onaylıyor." s.99-100 Kişiye nefsini, kendini sorgulatan
Edebiyat
SiddharthaHermann Hesse · Can Yayınları · 202446,9bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Puan vermedi·131 syf.·
2021 5. kitabı
İranlı büyük şair Sâdi Şirazi' nin bu güzel eseri birbirinden güzel kısa öykülerden oluşmaktadır ve bizlere de içinden ders alacağımız çok güzel nasihatlerde bulunmuştur.Ve sonunda dua ile bitirmiş yazar kitabı. Bu da ayrıca hoşuma gitti. Bu kış gününde sobanın yanında, bir büyüğümün dizinin dibine oturmuş ve bu güzel öyküleri dinleme fırsatını bulmuş gibi hissettim kitabı okurken. Bostan, "Güzel kokulu çiçek bahçesi" anlamına gelmektedir , okuduğum kitapta da bu güzel vardı. Bir kısa öyküyü paylaşıp bitirmek istiyorum. " Bir buluttan, deniz üzerine bir damla damladı. O minicik damla denizin genişliğini görünce cisminden utanıverdi. Kendi kendine:'Denizin bulunduğu yerde ben kim oluyorum?Eğer o var ise doğru olan benim yok sayılmamdır.' dedi. Damla kendini böyle değersiz gördüğü için, bir istiridye bunu bağrına bastı ve naz ile besledi. Kader o damlayı öyle yükseltti öyle yükselti ki padişahların taşlarına layık inci haline getirdi." Okuması zevkli bu nasihat kitabını tavsiye ederim. Kitapla kalın.
Bostan Seçme ÖykülerŞeyh Sadi Şirazi · Zafer Yayınları · 20123,345 okunma
Dikkat spoiler içerebilir
Puan vermedi·264 syf.·
2021 4. kitabı
Kitabın başkahramanı olan Antoine Roquientin otuz yaşında genç bir yazar ve Marquis Rollebon'la ilgili tarih araştırmaları yapmak ve bunun üzerine bir kitap yazmak için üç yıl boyunca Fransa Bouville'de yaşıyor. Bu süreç içinde de Rollebon kitaba ismini  bulantı, tiksinti duygusuyla tanışıyor. Bu öyle bir bulantı ki hem dünyaya hem kendi yaşantısına , kendine dair bulantılar yaşıyor. Bazen bir plaktan şarkı dinlemek ona iyi geliyor. ( Ki bu satırları okumak bana bile iyi gelmişti bu okuması zor ve ruh sıkıntısını okuyucuya hissettiren kitapta.)  Bazen de hatta en çok bu kötü durumdan yazarak uzaklaşıyor, yazmak ona iyi geliyor. Zaten kitapta günlük şeklinde yazıldığı için gününü, herhangi bir kişiyi, mekanı uzun uzun yazılar. Betimlemelerle ve derin ayrıntılarla süslenen bu bölümlerde Fransa sokaklarında geziyor, yeni kişilerle tanışıyor, bir kafede oturup kahvemizi içerken plaktan şarkı dinleyebiliyoruz biz okurlar da adeta. Öyle kafası karışık bir yazar ki kahramanımız kitabın bir bölümünde "Hayatımla ilgili olarak bildiğim her şeyi, kitaplardan öğrendim gibime geliyor." diyor Birkaç sayfa sonra "Bütün bildiğimi,  hayattan öğrendim diyor." Herhalde yine bir bulantı hali içindeydi ki kendi bile karar veremiyor duygularına. Kitabın ortalarında Sartre'nin asıl anlatmak istediği varoluşçu felseye değiniliyor ve bu felsefeyle alakalı: bulantı, tiksinti, özgürlük, hiçlik, yabancılaşma, belirsizlik, toplum karşıtlığı gibi terimlere Roquentin aracılığıyla değinmiş oluyor Sartre. Ve sonlarda ait olamama duygusunu şu güzel cümleyle açıklamış: " İki kent arasındayım, biri bilmiyor beni, öteki artık tanımıyor. " İncelemeyi sonlandırırken ben de diyorum ki "Kalemi elimden bırakamıyorum. Bulantıya kapılacağım diye korkuyorum, yazarken onu geciktiriyorum gibime geliyor. Bu
BulantıJean-Paul Sartre · Can Yayınları · 202128bin okunma
10/10
·724 syf.·
2021 1. kitabı
·
Şimdiye kadar neden okumadım ben bu kitabı! Aslında tam da böyle denilecek bir kitap ama benim için tam da bu zaman okunması gereken bir kitaptı. Uzun zamandır da elimdeydi kitap ama 18-20 yaşında bir benin okuyup anlayacağı bir kitap değildi o zamanlar. Şimdi , işte şimdi tam da böyle bir zamanda Selim’i tutunamayanları hissederek , özümseyerek , tekrar tekrar okuma isteğiyle okudum kitabı. Canım Selim; saf , çocuk kalpli Selim anlatamadı kendini, derdini. Anlatmaya çalışsa da anlamadılar zaten . Ne olurdu onu olduğu gibi kabul etseydiler belki o da tutunabilirdi o zaman. Kopmazdı hayattan, yaşarken bir ölü gibi hissetmezdi, kendi bir yere ait hissedebilirdi belki.. “Normal bir insan olmaya zorladılar, bana boş yere vakit kaybettirdiler. Olmayınca da anormal dediler” (S. 612) .Neydi normallik? Kime göre normal? Neye göre normal? olmalıydı Selim. Farklıydı, onlar gibi çıkarcı, kötü düşünceli değildi. Almadılar aralarına o da kitaplara sığındı. Kah Dostoyevski’yi yakın buldu kendine , kah Oscar Wilde’yi ve en çok ta Kafka’nın Dönüşüm’ünde buldu kendi bir böcek gibi hissetti. Hissettirdiler! Hepimiz suçluyuz kendini Tutunamayan addeden herkesten sorumluyuz . Biraz sevgi, biraz anlayış… Tıpkı Sait Faik’ in dediği gibi: ”Dünyayı güzellik kurtaracak. Bir insanı sevmekle başlayacak her şey.” Herkes; herkes gibi olmak zorunda değil ötekileştirmeyelim ,ayırmayalım insanları ,kendilerini kötü hissettirmeyelim . Son olarak , burnumun direği sızlayarak , gözlerim nemli bir şekilde okudum sonlardaki Selim’in mektuplarını ve kafamda şu şarkı çalıyordu sanki o sıralarda: Fikrimden geceler yatabilmirem Bu fikri başımdan atabilmirem … Okuyun, okutun bu kitabı yeri
TutunamayanlarOğuz Atay · İletişim Yayınları · 202474,8bin okunma