Herkes biraz az değil mi zaten? Umarım seni çoğaltırlar da azlığın biter
Gönderi kullanım dışı
En güzel sevgilerle sevilirken örnek almak yok mu yani?
Bugün sevgi ile bir gönderi gördüm. Bunda da ölçüsüzdüm. Ve sevgi en kutsal duygu. Üzerinde çok çalışmıştım: saflaştırmak ve güzelleştirmek için. Her şeyin seviye seviye olduğu yerde sevgiyi ya da başka duyguları tek seviye sanmak çok komik olurdu. Ayrıca kim sevilmek istediği gibi sevmeyi öğrenirdi ki, her şeyi en üste taşımayı?.. Özellikle standart olarak dahi doğru düzgün hiç sevilmemişken. Sevgi adı altında sürekli yara alıp ihanete uğramışken, tabi ki de ben. Kitap indi diye anlamadan okuyan insan, burada doğmuş diye kendini de anlamadan geçen insanla aynı. Bendeki öğrenme isteği, sevgisi ve ilgisi her şeyeydi özellikle bilinmeyi gerektirilmeyenlerden sayılanlara ekstra. Her şeydeki sevgileri gözlemliyordum, güzelini katıp çirkinini ayırıp atıyordum. Özüne inmeye çalışıyordum; sadeliğine, gerçekliğine... Bir de ortada aşk yokken olunca anlamak için nasıl da hevesli ve meraklıydık çünkü gayette aşkın meyvesiyiz. Ve ebeveynlerimiz gibi olmaya (en azından bazı şeylerde) can atardık. Yaşamadan önce bilmek isterdim, bilmeden yaşamak farkında olmamak ya da kaçırmak gibi bir şeydi. Bir de korkunçtu da. Sevgi, gözü kör eder sözü mesela. Aklı işlevsiz bırakacak sevgiden Allah korusundu mesela. Aklı seviyorum çünkü. Çatır çutur sınır dizerken ortada olamazsa ne anladık bu işten? İkisi kullanılarak sevilemez sanki? Tek tarafa ağırlık verme huyum yoktur; ikisinin bir aradalığı daha doğru ve daha güvende hissettiriyor. Hayır bir de beyne ve ahlaka çok önem ve değer veririm. Ve bu yüzden çocukken de olsa sevemeyeceğimi düşünürdüm. (: Sevmek uğruna kör edecek göz yok, severken yumacak göz de. Ki Allah affetsin ama çoğu aptallık körlere bile görünürken işim yaştı. Neyse deyip işi büyümeye bıraktım. Bir de kariyer odaklıydım. Notlarım değerliydi. Sevgilisi olanları görünce "Niye

Asra Zifir

@Kara_Orumcek_Zambagi
·
Denge Arayışı ama pek bulamayış
Kendimi az çok bildim bileli pek dengem yoktu ama genelde aşırılık vardı. Ve bu ne olursa olsun. (: Üzülmek, sevinmek, umut, karamsarlık vs. hep en uçlarındaydım. Bir sınırdan sonrasında ise yine az halim yoktu: Hiçlik vardı. :) O yüzden arası bozulduktan sonra konuşabilen ya da yüz yüze bakabilen insanlara hep şaşırırdım açıkçası. En kötüsü: Yüz yüze gelmek zorundayken dahi onların hiçbir şey olmamış gibi davranabilmeleri. Yüzsüz olabilirler saygı duyuyorum ama ayıbı ya da hadsizliği olmuş olan insanların telafisiz nasıl hayata devam ettiği de meraklarım arasındaydı. Çünkü ben cansız zannedilen eşyalarda dahi bir telafi arayışındaydım. Ki o tarz insanlar genelde sıradan da değil, sözde bize değer verenler oluyor. Ve bir çöp gibi hatta ondan da değersiz muamele gösteriyorlardı, şaka gibi. O kadar mide bulandırıcı ve iğrenç geliyor ki yüzleri hayatımda görebileceğim en tiksinç şey gibi geliyor ve cidden yüzümü buruşturuyordum. Kendimi "dengesiz", "ayarsız" vs. diye nitelendirdiğimde sonralar da asıl sorunun "normal" olarak ele alınmışlar olduğunu gördüm. Benim vicdanım bir olumsuz yüzde veya ses tonunda dahi beni uyutmaz: Kafamı koyup gözden geçirirken belki yoğunluktan arka plana attığım şey "Şuna şöyle yaptın ve haksızdın. Düzeltmedin ki nasıl uyuyacaksın, uykunda ölüp ölmeyeceğin bile belli değilken nasıl uyuyup ertelemeyi göze alırsın? Kendine yakıştırıyor musun, Allah seni her an gözetirken bu yanlışını görmediğini mi sanıyorsun? Düzelt sonra ne yaparsan yap." şeklindeydi. Dışarıdan çok ters, dediğim dedik, umursamaz, donuk, gıcık, belki ruh hastası modumdayken dahi dikkatli olmaya çalışırdım: Belirdiğim bir standartlık durumu vardı ve yabancı olan herkese o modu yansıtırdım. Sanırım ölçüyü nadiren başardığım en güzel olaylardan biri de bu. Biraz saldırgan
Duygu ve Düşünce
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
tbr w formula era Sanghyeon.
sellammlaar🧛🏻‍♀️🙋🏻‍♀️ ben yine tbr için ay başına girmeyi beklemiş durumdayım so hemen ilk günden yapayım dedim🙏🏻. öncelikle bu ay aklımdaki gibi geçmedi neredeyse full manga okudum😪 hedefime ulaşamamış olmak üzdü ama boş geçirmemek de sevindirdi. bu da bir şey bu ay daha az hedef koyup tamamlayabileceğim umarım🙏🏻🙏🏻. öncelikle bu ay okuduklarım hakkında konuşmak istiyorum,, Vampire Knight, Vol. 1 ’ın 1&2&3&4. kitaplarını okudum güzel bir seri ele aldığı konu açısından cringe değil o yüzden okunuyor bazı sahneler fazla klişe ama onu da serinin eskiliğine verip okumaya devam ederim diye düşünüyorum. The Girl from the Other Side: Siúil, a Rún, Vol. 1 serisinin ilk 4’ünü reread yaptım bir de 5.yi okudum ÇOK güzeldi 0 abartı okuyun okutturun mükemmel bir seri 5. cilt şu an çok ayrı gözümde. Harry Potter ve Felsefe Taşı’nı dinlemeyi bitirdim🙏🏻🙏🏻 kitabın elde de saracağını düşünüyorum soluksuz gibiydi benim için full olay değildi ama her bölüm bir şeyler kendini merak ettiriyordu, kitabı beğendim güzeldi ama Rowling i hate u so seriye yakın hissedemeyeceğim pek (istemsiz valla 😔). The Little Prince’i okudm tekrar😭😭 çok güzeldi özlemişim. Hikaru'nun Veda Ettiği Yaz - Cilt 6 bu cilt daha heyecanlıydı bu arada diğerlerinden klasik Hikaru beğenmemek elde değil🙏🏻💓💘 sıra geldi bu aya✊🏻 dediğim gibi hedefi kısa koyup bitirdikten sonra+ olarak okumak istiyorum o yüzden pek uzun sürmeyecek burası😌 (ve manga, fantastik, klasik karma yapıcam üşendim.) İyi Bir Kızın Cinayet Rehberi beğenirsem serinin devamını da alacağım o yüzden bu ay okusam iyi olur. Hainin Mührü 3 ÇOK ÖZLEDİM😭😭 Aristo ve Dante Evrenin Sırlarını Keşfediyor Aristo ve Dante Dünyanın Sularına Dalıyor Nana - Cilt 1 seriyi almış birileri okumasam ayıp olur✊🏻 Given, Vol. 1 2. ye geçmek istiyorum ama unuttum o yüzden okuyayım dedim. Given, Vol. 2 The Guy She Was Interested In Wasn't a Guy at All, Vol. 1 bu ay okur muyum bilmiyorum ama baştan başlayıp asla okumadığım o ciltle bitiririm herhalde.
Bir gün biri ile görüşebilirsem bir problem çıkmadan bu kararı alabilirsem şayet ve işin sonunda evlenme teklifi alabilirsem i Said yes değil waris over diye paylaşıcam. Asırlardır gönül savaşlarından sonra kimse ile görüşmeyip eve varmak. Umarım bir gün bu savaşım istediğim gibi zaferle biter…
Mısralara Sarılmak
Bir gün her şeyin yerli yerine oturacağına inanmakla, bunun hiç gerçekleşmeyeceğinden korkmak arasında yaşıyorum. Bazen içimde, “Her şey gelip geçer.” diyen bir ses oluyor. Bazen ise, “Ya geçmezse?” diye düşünüyorum. Bir bilinmezliğin içinde gidip geliyorum ve bu beni çok yoruyor. İhtimaller beni çok yoruyor. İşte bu yüzden kitaplara sarılıyorum. Hayatın içinde cevabını bulamadığım birçok şeyi hikayelerin arasında buluyorum. Bazı karakterlerde kendimi görüyor, bazı cümlelerde uzun zamandır adını koyamadığım duygularla karşılaşıyorum. Bazen bir satır, günlerce anlatamadığım bir hissi anlatıyor. Bazen de hiç tanımadığım bir karakter, bana kendimi hatırlatıyor. Ve sonlara gelirsek… Hikayeler bana her sonun ardından yeni bir başlangıç olduğunu öğretti. Kapanan kapıların, yarım kalan cümlelerin ve kaybolduğunu sandığımız umutların ardından bile devam eden bir yol olduğunu öğretti. Bu yüzden bir kitabın son sayfasını kapatırken hep biraz hüzünlensem de yeni bir hikâyeye başlamanın heyecanını kaybetmiyorum. Çok sevdiğim bir diziden, hatırladığım kadarıyla bir söz var. “Hayat masallardaki gibi değil. Her insan kendi masalının sonunu kendi yazar. Umarım hepinizin masalının sonu mutlu biter.” Ben de buna inanmak istiyorum. Belki her şey yoluna girmeyecek, belki bazı sorular cevapsız kalacak. Ama yine de yeni sayfalar açmaya, yeni hikayelere başlamaya ve umut etmeye devam edeceğim. Mısra
1000Kitap
umarım bi gün savaşım zaferle biter