Açık ara serinin en en en güzel kitabıydı hiç kuşkusuz :) Henüz türkçeye çevrilmeden konusu internette dolaşırken, sayfa sayısının çokluğu, konusunun tarikatler olması vs vs sayfalarını atlaya atlaya okutturacak hissi vermişti bana ama her sayfasını hiç sıkılmadan büyük bi ilgi ve merakla okudum. Yazarın kendi adını kullanarak yayınladığı Harry Potter serisinin Zümrüdüanka Yoldaşlığı kitabını anımsattı bana sanki :) çünkü o seride de favorim o kitaptı.
Kitap o kadar dolu doluydu ve öyle güzel kurgulanmış ki sonu bile çiftliği basıp Robin'i oradan kurtarırken, herkesinde ipliğini pazara çıkararak sonlanmıyordu. (Ki genelde polisiye kitaplar bu minvalde biter) Acaba öyle mi bitecek diye düşündüm ama Robin tarikatin içinden kurtulunca aralarında yaptıkları beyin fırtınaları, olan olaylar falan filan dolu dolu bi kitaptı yani ve bi 1000 sayfa daha yazsaydı bence okuturdu :)
Yayınevinin 7.sezon dizisi çıkmadan kitabı yayınlaması da çok güzel oldu bence çünkü son 2 kitap da zamanında basılmadığı için önce diziyi izlemek zorunda kalmıştım ama kesin kararlıyım artık bundan sonra serinin devamında önce kitap sonra dizi :)
İnternette dolaşan haberlere göre seri 10kitaba tamamlanacakmış sanırım. Umarım öyle olur.
Ben çok ama çok keyifle okudum. Robin'in tarikate girdiğinde yaşananlar ve sonrası hepsi bi ayrı güzeldi. Kitabın kalınlığından dolayı biraz elimde tutmaktan yorulmuş 7372637 tane şekilden şekile girip okumuş olsamda bayıldım kitaba :)
Okuyacak olanlara da şimdiden keyifli okumalar diliyorum..
Christy Lefteri'nin Halep Arıcısı,Suriye iç savaşı ve sonrasında yaşanan göçmenlik-mültecilik üzerine kurgulanmış bir roman. Aslında yarı kurgulanmış da diyebiliriz. Zira yazar hem Atina'da hem de İngiltere 'de yardım kuruluşlarında çalışmış,birebir gözlemlediği olaylardan ve kişilerden yola çıkarak bu kurguyu oluşturmuş.
Halep'te arıcılıkla uğraşan Nuri ve ressam karısı Afra savaş yüzünden ülkelerinden kaçmak zorunda kalır. Tarafı olmadıkları bir savaşın içinde olmak istemezler. Türkiye üzerinden Yunanistan, oradan da İngiltere'ye ulaşmak en büyük emelleridir.
Ancak memleketlerinde öyle büyük acılar yaşamışlardır ki görür gözleri görmez,kalpleri hissetmez olmuştur.
Bazen insan vücudu kendini kilitler yaaa,işte onlarınki de o hesap.
Suriye,Somali, Ukrayna,Lübnan, Filistin,İran dört tarafımız ateş topu...Umarım bize de sıçramadan bir an önce biter. Savaş demek yokluk demek,yoksulluk demek,en sevdiklerini kaybetmek demek... Bu işin kazananı olmaz,herkes kaybeder. Çevremizdeki ülkelere bakmak yeterlidir sanırım.
1. Bölüm Hakkındaki Düşüncelerim:
Yazar, bazı yerlerde "teistik dinler" tanımlamasına aşırı derecede takılmış; fakat bence bu tavrı oldukça gereksiz. Zira bu tanımın ne anlama geldiğini, neyi ifade ettiğini zaten herkes biliyor. Yazar, kendisinin eleştirdiği o insanlar gibi bir nevi laf kalabalığı ve retorik yapmış. Aslında anlatılmak istenen tikel durumlar çok açıkken, kendisi sadece söyleyiş biçimine ve kavramsallaştırmalara takılmış. Bu tarz gereksiz ayrıntılarla kitabı uzatacağına, meseleyi daha net ve yalın bir zemin üzerinden konuşsa çok daha iyi olurdu.
Ayrıca yazar, yazdıklarını o kadar teknik bir dille kaleme almış ki sanki karşısında felsefe ehli bir topluluk var da onlarla tüm kavramları, tüm kelimeleri en ince anlamlarına kadar inceliyorlar. Bence bu ağır üslup biraz daha basitleştirilmeliydi. Çünkü bu kitabı okuyacak ortalama okuyucuların büyük kısmı, metindeki bu felsefi tümelleri ve çıkarımları anlamayacak; neticede kafası karışarak kitaptan kopacaktır.
2. Bölüm Hakkındaki Düşüncelerim:
"Kötülüklerin tanrısal müdahaleyle engellenmesi" kısmında, bazı argümanların yanlış bir bakış açısıyla ele alındığını düşünüyorum. Yazar, bu argümanlara direkt olarak "abes" deyip geçmiş; fakat aslında bu iddiaları öne süren kişilerin bekledikleri felsefi cevapları tam manasıyla verememiş. Zaten o tatmin edici cevabı verebilmesi için çok daha farklı bir kulvara girmesi, yani Tanrı’nın müdahale biçimini ve şeklini felsefi olarak en baştan yazması gerekecekti. Bu yüzden bu eksiklik, bölümün genel bağlamı açısından o kadar da hayati bir önem taşımıyor.
3. Bölüm Hakkındaki Düşüncelerim:
Metinde, "dolayısıyla bağlamsız acıya dair bir insan tasavvuru varmış gibi devam edecek olsak dahi, aslında insan zihninde bağlamsız acıya dair bir tasavvur yoktur" deniliyor. Yazar, keşke
Kötülük ProblemiAltay Cem Meriç · Tin Yayınları · 2026277 okunma
Bu tatlı kitabın Aradığın Şey Kütüphanede Saklı okumasını ve incelemesini , yine çok tatlı bir arkadaşım olan ✯Bellisperennis✯ yapmak çok iyi denk geldi :) aşağıda her ikimizin de ayrı ayrı incelemesini bulabilirsiniz ;
✯Bellisperennis✯ incelemesi:
Öncelikle bu kitabı canım Zeynep’imle Zeynep okumak benim için tarifsiz bir mutluluktu. Sayfaların arasında bazen birlikte kaybolduk, bazen aynı cümlede durup uzun uzun düşündük. Sanki elimizden tutup bizi başka bir yere götürdü bu kitap… Birlikte o tılsımlı Kütüphanenin koridorlarında dolaştık, rafların arasında kendimize ait o kitabı aradık. Bulabildik mi, hâlâ bilmiyorum. Ama içimde güzel bir his var; belki bir gün hepimiz, tam da ihtiyacımız olan kitabı bulacağız.
Bu kitap aslında beş farklı hayatın, beş farklı kalbin hikâyesi. Birbirlerinden çok farklı görünen insanların ortak bir eksiklikte buluşmasını anlatıyor. İşinden yorulmuş genç bir kadın, hayalleriyle gerçekleri arasında sıkışıp kalmış bir adam, annelikle kendi hayatı arasında bölünen bir kadın, yaşamın yükünü omuzlarında hisseden yaşlı bir adam… Hepsi bir şekilde o büyülü kütüphaneye uğruyor. Belki de farkında olmadan, kaybettikleri parçalarını arıyorlar.
Ve kitap boyunca insan şunu hissediyor: Bazen aradığımız cevaplar çok uzaklarda değil… Belki bir satırın arasında, belki çevirdiğimiz bir sayfada, belki de uzun zamandır susturduğumuz kalbimizin içinde saklı.
Ben bu kitabı gerçekten çok sevdim. İçimi sıcacık yapan, bitince bile etkisi uzun süre geçmeyen, bana kendimi yalnız hissettirmeyen çok özel bir kitaptı. Bazı kitaplar okunup biter, bazılarıysa insanın kalbinde küçük bir iz bırakır ya… İşte bu kitap benim için tam olarak öyleydi.
Yazarın diğer kitaplarının da çevrilmesini sabırsızlıkla bekliyorum. Çünkü onun kaleminde insana iyi gelen, yavaşça kalbe dokunan çok özel bir şey
Serinin 3.kitabı biter bitmez 4ü beklemeye başladım umarım uzun sürmez hikayesi o kadar sürükleyici ki alıp götürüyor sizi bambaşka bir evren bambaşka karakterler..
Ateş ve BedelSaygın Ersin · April Yayıncılık · 2023264 okunma
Sanırım burada analizini yapacağım ender kitaplardan biri olacak. Ve bu ilk analiz ederek yorumlayacağım kitap.
Lütfen mazur görün biraz uzun yazdım. Okumayan için spoi de teşkil edebilir. Anlayışınıza sığınıyorum.
Ben genelde düz bir okuyucu değilim. Okuduğum bir şeyi maalesef ki okuyup geçemiyorum. Okurken bir kelimeye saatlerce takılıp kalabilirim, o kelimeye, her şeyden bağımsız yüzlerce anlam yükleyebilirim. Tek kelime ile kendi sınırlarımı zorlayacak bağlantılar bile kurabilirim. Bu yüzden okuduklarımı çok analiz ederek yorumlamayı düşünmüyorum. Arada istisnai durumlar olabilir. Parmaklarımı durduramadığım, zihnimi susturamadığım konular oluyor. Bu kitapta tam öyle. Çok eminim bu kitabı yazacaklarım şekilde neredeyse kimse okumadı. Ama ben bağlantıların - daha ziyade bu tarihi gerçeklerin bilincinde olarak kitabı okuduğum için, yazarak içimi dökme ihtiyacı hissettim. Çünkü Charlie gibi "sözcüklerin ağzımın içinde büyüdüğünü hissediyorum."
Öncelikle kitapta metafor olarak gördüğüm tek bir unsur vardı. Aslında her şey özüne döner. İlerledikçe yol aldıkça gerilememiz her şey başladığı yerde biter hayat ileriye doğru koşarken başladığımız yere gideceğimiz...Topraktan geldik toprağa gideceğiz gibi. Aslında hepimiz bir Charlie'yiz bu dünyada.. Ve Charlie'nin aksine dönüşümümüzün geriye olacağının farkında değiliz.
Kitabın konusuna gelecek olursak aslında kitabın bir yaşamdan makale olduğu biliniyor. Lakin detayları kitapta ki kadar dürüst ve motivasyon edici miydi sanmıyorum. Kitabın yazarının kesinlikle kitapta yer alan profesörlerden biri olduğunu düşünüyorum. Kaldı ki kitapta satır aralarında dikkatimi çeken çok fazla detay olmuştu. Yazar vicdan rahatlatmak yada bir denek üzerinden başarısını ölümsüzleştirmek mi istediği için mi kitabı yazdı? Benim için en az