" Kalabalık beni sahiden sıktı. Ben ikide birde böyle oluyorum, bazen bütün insanları boyunlarına sarılıp öpecek kadar seviyorum, bazen da hiçbirinin yüzünü görmek istemiyorum. Bu nefret filan değil… İnsanlardan nefret etmeyi düşünmedim bile… Sadece bir yalnızlık ihtiyacı. Öyle günlerim oluyor ki, etrafımdan küçük bir hareket, en hafif bir ses bile istemiyorum. Fakat sonra birdenbire etrafımda bana yakın birilerini arıyorum. Bütün bu beynimde geçenleri teker teker, uzun uzun anlatacak birini. O zaman nasıl hazin bir hal aldığımı tasvir edemezsiniz."
Okuduğum ilk distopik eser
George Orwell'in kurduğu bu distopya, yazıldığı dönemin ötesini böyle kurgulaması ve aradan geçen bunca yılın ardından bu distopyanın artık gerçek yaşama bu kadar yakın olması şaşırtıcı olmamalı çünkü insanoğlu dediğimiz bu yaşam formu tarihin ilk yıllarından itibaren hep aynı şeylere sahip olup korumak istedi.
-Barınma
-Beslenme
-Güvenlik
-Özgürlük(Düşünce özgürlüğü) en önemlisi de budur bence
Bu yolda verilen çok can oldu. Can vermek istemeyenler mücadele vermeyi bıraktı. Ve böylece bu korku hegomanyası gitgide büyüdü ve en saklı düşüncelerimizden bile korkar hale geldik. Kitabı okudukça Winston'ın aslında ne kadar da Ümit(ben) olduğunun farkına vardım.
1984George Orwell · Can Yayınları · 2023199,9bin okunma
Hepsini al, sevgilim, ne sevgi varsa bende,
Çoktan senin olmayan ne sevgi sağlarsın ki?
Gerçek der misin ona eline geçirsen de
Sevdiklerimin hepsi sende değil mi sanki?
Sevgilimi alırsan gerçek sevgi uğruna
Ses çıkarmam onunla keyif sürdüğün için;
Sevgilime sırt çevirip el uzatırsan ona,
Kendini aldatırsan suçun büyüğü senin.
Tatlı hırsız, yine de bağışlarım suçunu
Sen varımı yoğumu aşırsan bile benden;
Oysa daha acıdır, sevenler bilir bunu,
Güzel sürtük, kötülük iyi görünür sende;
Biz düşman olmayalım canevini söksen de.