Kitabı bir arkadaşımın tavsiyesi üzerine okudum. Açıkçası yeni çıkmış ve oldukça da popüler olan bu kitap hakkında birtakım ön yargılarımla kitaba başladım. Ön yargımın en önemli sebebi ise popüler olması... Şahsen "popüler olan"ın çok geniş bir kitlece kabul görmesinden dolayı çok da nitelikli olmayacağı yönünde ön yargılarım mevcut. Çünkü kaliteli olanın herkesçe bilinemeyeceği ve hatta herkese hitap etmeyeceğini/edemeyeceğini düşünmüşümdür hep.
Her neyse kitaba geri dönecek olursak, kitap üç polisiye hikayeden oluşuyor ve bu hikayeler oldukça sürükleyici ve olay örgüsü de karakterler de oldukça başarılı. Bunları söylemek böylesine çok satan ve çok okunan bir kitap için söylemesi kolay şeyler. Kitap için olumsuz değerlendirmelerim ise şu şekilde;
1- Kitabın başkarakteri Başkomser Nevzat. Hatta bu karakter yazarın birçok kitabında var olan bir başkarakter. Ancak kitabın kapağında dahi yazan bu kelimedeki yazım yanlışının görülmemesi büyük eksiklik. Zira kelimenin doğrusu "Başkomiser"dir.
2- sayfa 18'de "Aldığı nafakayı da es geçmeyelim Zeynep." cümlesine yer veriliyor. Aslında sonraki cümlelerden anladığımız üzere alınanın "nafaka" değil "tazminat" olduğu anlaşılıyor ve tazminat olarak zikrediliyor.. Bunun tespiti belki algıda seçicilik olabilir ancak bir tutarsızlığa neden oluyor ve yazarın bu bilgiyi es geçtiği sonucuna bizi ulaştırıyor.
3- sayfa 71'de Gözde'nin psikiyatri okuduğu ve üniversite öğrencisi olduğu belirtiliyor. Oysaki psikiyatri bölümü, tıp fakültesinin bitirilmesine müteakip uzmanlık sınavının kazanılması ile devam edilecek bir ihtisas alanıdır. Muhtemelen Gözde'nin okuduğu bölüm psikoloji ve psikiyatri ile karıştırılması basit bir hata olarak gözümüze çarpıyor.
4- sayfa 159 ve 192'de "cinnet geçirmek" deyimine yer veriliyor. Oysaki sözün doğrusu