Puan vermedi·407 syf.··
2026 44. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 29 Haziran 2026 06:47
Adaletin sadece soğuk kanun maddelerinden ibaret olmadığını, asıl gücünü insan vicdanından alması gerektiğini yüzümüze çarpan sarsıcı bir başyapıt. Bryan Stevenson, Walter McMillian davası ekseninde kurumsal ırkçılığı ve sistemin açıklarını anlatırken, okuyucuyu sadece bir hukuk mücadelesine dahil etmiyor; aynı zamanda "insan kalabilmenin" ne anlama geldiğini sorgulatıyor. Kitabın kapağındaki dikenli teller arkasındaki kuş tasviri, özgürlüğü elinden alınmış masumların çaresizliğini ve o çaresizliğin içindeki umut kırıntılarını o kadar net özetliyor ki, daha ilk sayfayı açmadan anlatının ağırlığını derinden hissetmeye başlıyorsunuz. ​ Eserin en etkileyici yönü, körü körüne işleyen ceza sisteminin çarkları arasında ezilen yoksul, kimsesiz ve sesi duyulmayan insanların trajedisini tamamen gerçekçi ama bir o kadar da şefkatli bir dille aktarması. Yazarın idealist bir avukat olarak kurduğu Eşit Adalet İnisiyatifi üzerinden yürüttüğü bu mücadele, hukukun bazen güçlülerin elinde nasıl bir cezalandırma mekanizmasına dönüşebileceğini gözler önüne seriyor. İdam mahkumlarının dünyasına açılan bu pencere, önyargıların ve politik çıkarların gölgesinde kalan adalet arayışının ne denli sancılı olduğunu gösterirken, okuyucunun empati sınırlarını sonuna kadar zorluyor. ​Kitaba adını veren "merhamet" kavramı, burada zayıf bir acıma duygusu olarak değil, sistemi iyileştirebilecek, kör düğümleri çözebilecek devrimci bir güç olarak konumlandırılmış. Stevenson bize suçun ve cezanın ötesinde, her insanın hatasından veya üstüne atılan iftiradan bağımsız olarak bir haysiyete sahip olduğunu hatırlatıyor. Gerçek adaletin ancak ve ancak merhametle, şefkatle ve empatiyle harmanlandığında tecelli edebileceğini savunurken; öfke ve intikam duygusuyla hareket eden sistemlerin toplumları nasıl
MerhametBryan Stevenson · Koridor Yayıncılık · 2020605 okunma
Puan vermedi·64 syf.··
Beğendi
·
2026 16. kitabı
Hayat bazen tek bir soruya sıkışır. Gitmek mi daha zor, kalmak mı? @sibel.dulger in #yokuştakiev kitabı, bu soruyu dokuz ayrı kadının hayatına dokunarak zihnimin en sessiz köşesine bıraktı. Her öyküde başka bir kadının sessiz çığlığı vardı. Bazen ihmal edilmiş bir evliliğin ardından anneannenin ocağına sığınan bir kadın, bazen bir inci küpeyle kendi esaretini fark eden biri, bazen de rutubet kokan bir evde kitaplarına sarılarak hayata tutunan bir başka kadın… Hepsi farklıydı ama hepsinde aynı duygu vardı, ait olmadığın yerde kalmanın ağırlığı. Meryem: Babasının iftirayla kararan kaderi, kızının kalbine bıraktığı hüzünlü bir beste… “Gole Meryem” hitabı içime işledi. İnci Küpe: Ev uyumlu görünse de aslında bir esaret. Küçük bir eşya, büyük bir uyanışa dönüşüyor. Yokuştaki Ev: Maddi imkânsızlıkların ve bencil bir eşin gölgesinde, kitapların tek kaçış bileti oluşu. Tolstoy, Woolf, Zweig… Kadının dostları, yol arkadaşları. Her sayfa başka bir iç hesaplaşma, her satır başka bir yara. Ama aynı zamanda bir umut da var, kadınlar ne kadar hüzünlü olursa olsun, küllerinden yeniden doğmayı biliyorlar. Tıpkı bir Anka kuşu gibi. Bu kitap bana şunu fısıldadı. ''Bazen gitmek cesarettir. Bazen kalmak direniştir. Ama en zoru, hangisinin seni daha az kıracağını bilememektir.'' Yokuştaki Ev, kısa ama etkisi uzun süren bir kitap oldu benim için. İçimde yankı bırakan öykülerle, hem kadınların görünmez yüklerini gördüm hem de kendi iç sesime kulak verdim. Eğer kalbe dokunan, düşündüren ve bitince bile zihinde yaşamaya devam eden öyküler arıyorsanız, bu kitap tam da o yolculuğun davetiyesi.
Yokuştaki EvSibel Dülger · Portal Kitap Yayınları · 202645 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Puan vermedi·224 syf.··
2026 48. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2026 08:58
Müjdat Ataman, bu kitabında eğitim sistemimizin aksayan yönlerini eleştirirken yalnızca sorunları değil, uygulanabilir çözüm önerilerini de sunuyor. Akıcı ve düşündürücü anlatımıyla hem velilere hem öğretmenlere hem de eğitimle ilgilenen herkese farklı bir bakış açısı kazandırıyor. Okurken eğitimin nasıl daha iyi hâle gelebileceğini sorgulatan, umut veren ve farkındalık oluşturan değerli bir eser. Eğitim üzerine kafa yoran herkesin okuması gereken kitaplardan biri.
Ağlamıyorum Gözüme Eğitim KaçtıMüjdat Ataman · Doğan Kitap · 2021621 okunma
6/10
·152 syf.··
2026 1. kitabı
Beş öykümüz var. Ben bu kitapta karakterler arasında neler döndüğünü hiç anlamadım. Bol aldatmalı ve ihanet içeren öykülerdi. Karakter iletişimleri de çok garipti. Uzun uzun konuşup aniden konuşmadaki bir cümleye kırılıyorlar, ortam geriliyo ama ben neye kırıldıklarını bile anlamıyorum. Hikayeler de bir garip ilerliyor, mesela ikinci öyküde adamın evi dağıtmasına nasıl hiçbir tepki verilmediğini ve adamın arkadaşlarının onu nasıl öyle kullanmalarına izin verdiğini anlamış değilim. Dördüncü hikaye biraz güzel ve içtendi ama diğerlerini kafa karıştırıcı buldum maalesef. Ama bu adamın öyle güzel yazım tarzı ve olayları aktarma becerisi var ki okuduğum şey bana ters bile olsa o okuyuş hazzını yaşatıyo bir şekilde. Seçtiği kelimeler ve anlatım gücü çok yüksek. Belki başka yazardan okusam yarım bırakacağım bu kitabı sırf ishiguronun dünyasında biraz daha kalabilmek için gayet keyifli şekilde okudum. Yani hikayeleri değilde daha çok hikayelerin anlatımını beğendim.
Noktürnler - Müziğe ve Günbatımına Dair ÖykülerKazuo Ishiguro · Yapı Kredi Yayınları · 2017632 okunma
Spoiler içeren detaylı inceleme! Biraz uzun.
Puan vermedi·496 syf.··
2026 119. kitabı
Spoiler içeren yorumdur: Kitabın ilk kısımlarında kim kimin nesi anlayamadım, kafamda kitabı bitirene kadar da açıkçası oturmadı. Kitabın başlarında olumsuz yorumları okuyup acaba okumasam mı diye düşündüm fakat bence okumaya değer bir kitaptı. Giriş kısmını atlayıp gelişme bölümüne girince kitap akmaya başlıyor. Bana göre kitabın vermek istediği mesajlar: 1.terbiye eğitimi: akademik bilgiler ve beceriler yerine ilk başta ahlaki eğitim verilmesi gerektiğinin önemini vurguluyor. 2. maddi açıdan yapılan evlilikler: para uğruna yapılan evliliklerin mutlu olmayacağını, sevgi ile yapılan evliliklerin kalıcı olacağını anlatıyor. 3. Nasıl bir ailede büyümüş olursanız olun cevrenin karakter üzerinde etkisi olmaması: Thomas in kızlarinj ve Tom adlı oğlunu ele alıp bir de fanny ve susani ele aldigimizda çok farklı ailelerden olmalarına rağmen çok farklı olmaları. 4. Kadına bakış açısı: yazan bir erkek yazar olsaydı daha normal gelebilirdi aka fanny tam manasıyla melek bir kadın. Kendisine yapilan aşağılamayı normal karşılıyor ne denirse yapıyor hiç kimseye her ne olursa olsun karşı gelmiyor. Bence bir noktadan sonra enayiliğe varıyor fanny in durumu. Baba figürü: Kendi oz kizini sevmek icin ugrasmayan bir baba ve oz kizi olmamasına ragmen fanny i cok seven bir thomas var. 5. sacma buldugum: mary carwford dan vazgeçtikten sonra Edmund un kuzeni fanny i birden aşık olabileceği bir kadın olarak algılaması. Ozamana kadar kardes gibi gordugu kisiyi birden farkli gormeye basladi dsha once boyle bir dusunce e hocbir sekilde teşebbüs etmemişti ve bu durum bana çok saçma geldi. beklentilerim: Sonda edmund ve fanny e özel olarak romantik olan sahneler ayrılmasını beklemiştim vr olmaması beni hayal kırıklığına uğrattı fakat mutlu sona sevindim. Henry Cartford u tam sevmeye başladım
Hayata Dair
Umut ParkıJane Austen · Ren Kitap · 20212,639 okunma
Uzun Sürmüş Bir Günün Akşamı
9/10
·160 syf.··
2026 12. kitabı
Bir inanç ritüelinin baskı sonucu değişime uğraması karşısında derin bir bunalıma düşen bir keşişin, kendi olma ve hayatını anlamlı bir uğurda yaşadığına ikna olmak için girdiği büyük bir mücadele ve bu mücadeleyi göze alamayıp değişime ayak uyduruyor gibi görünen başka bir keşişin ise içindeki boşluğun büyüyerek ağır bir sancıya ve yıkıma dönüşümünün şiirsel bir anlatımıydı kitap. Hakikat mücadelesinin çilesi ve özle uyuşmayan ,sorumluluk almadan taşınan maske iki ayrı ölüm getirdi. Tükenmez bir sorgu gem de...Bir hikaye okumadım, uzun bir şiir okudum sanki. Yazarın kullandığı dil ve üslup fark yarattı, bir yandan da Ferit Edgü' yü çağrıştırdı. İnandığımız gibi yaşamak veya yaşadığımız şeye inanmanın derin bir sorgusu üzerine harika bir eser.
Uzun Sürmüş Bir Günün AkşamıBilge Karasu · Metis Yayınları · 20192,181 okunma