llgaz dağlarında, koca koca meşelerin, gürgenlerin arasındaki Ecevidin hanına akşam kararırken vardık. İneboluda söylemişlerdi, hancının tereyağiyle balı pek ünlüymüş. Peykeye oturur oturmaz ısmarladım hem kendime, hem sürücüye. Yufka ekmeği sıcacıktı. Tereyağı hemencecik eriyip balla karışıyor. O gün bugündür öyle inanılmaz şey yemedim. Ayran içerken baktım, benim yol arkadaşları, peykenin öbür başında, çıkınlarından filan çıkardıkları ekmekle peyniri yiyor.
- Şu baldan, tereyağından niye yemezsiniz dedim.
Karşılık vermediler. Önümde, asma yapraklarının üstündeki tereyağiyle, tahta kaptaki baldan ikram ettim. Hiçbiri almadı. Aklıma geleni söyliyeyim mi söylemiyeyim mi, diye kararlaştırmağa vakit kalmadan
söyliyi verdim:
- Size yol harçlığı vermediler mi ?
- Verdiler.
- Ne kadar ?
- Onar lira ...
Önce şaştım, sonra utandım, sonra tepem attı:
- Bana 100 lira verdiler, dedim. Siz cepheye gidiyorsunuz, ben resim yapmağa. Ama benim Teyzeoğlum mebus Ankarada, 100 lirayı onun için yolladılar. Rezalet Allah kahretsin. Bana şu kadarcık iyilik etmek isterseniz, şu parayı birlikte yiyelim.