susup bekleyerek yaşlanıyordu
şeylerin uğultusu arasında
içi ağırlaştıkça rüzgara çıkıyor
siliyordu kendini durma
ağrıya ağrıya nara dönüştüğünde
açtılar içinden sözler çıktı
kem sözler, kırıcı davranışların izleri
aldanma gölgesi, ondurmayan bağışlama
"gitmeliyim" çıktı, "dönmemek üzre bir daha"
"artık herkesin yüzüne
bütün düşündüklerimi"
"yalnız olmalıyım" çıktı.
derinlerde sır tutmuş
bir eski sevda.
Gülten Akın - Sonra işte yaşlandım
Bunca yol çok ışık birikti avuçlarımda
Senin olsun
Esinlen sevgi dokuyan ellerimden
Bunca yıl şiirin, kardeşliğin, kavganın
Has bahçelerinde yarattım bu gerçeği
Sabrım senin olsun
Aşkım senin olsun
Acıların sütüyle büyüttüğüm umutlar
Mahpushane avlularında boy verdi,
Dolunay menekşelendi kirli kara camlarda
Her görüşte vurulduğumuz ana evren
Özgürlüğe boyadi saksımdaki çiçeği
Senin olsun
Biz ki acılar döneminden
Ellerimizi kirletmeden geçtik
Direncim senin olsun
Sevgim senin olsun
Şükran Kurdakul - Armağan
"Anti-" kelimesine karşıyım, çünkü "inananla" kıyaslanan "ateiste" benziyor bir nebze. Bir ateist aşağı yukarı bir inan kadar dindardır ve bir anti-sanatçı da aşağı yukarı bir "sanatçı" kadar sanatkardır.