Ölüm içgüdüsünün önemli bir türevi, saldırganlık dürtüsü'dür.
Freud'a göre saldırganlık, insanın kendine dönük yıkıcı eğilimlerinin dış dünyadaki objelere çevrilmesidir, tnsan diğer insanlarla"
savaşır ya da onlara karşıt davranışlar geliştirir. Çünkü kendini
yok etme isteği ve yaşam içgüdüleri birbirlerini etkisiz kılabilir
ya da biri diğerinin yerine geçebilir. Örneğin, yeme eyleminde açlık ve yıkıcılık birbirine geçişmiştir; doyum, yiyeceği ısırma, çiğneme ve yutma hareketiyle sağlanır. Cinsel içgüdünün türevi
olan sevgi, ölüm içgüdüsünün türevi olan nefreti nötrleştirebilir
ya da sevgi nefretin, nefret sevginin yerine geçebilir.
Freud, yıkıcı içgüdüler olarak nitelendirdiği ölüm içgüdülerini yaşam içgüdülerine oranla daha kapalı bir biçimde işlemiştir
ve bundan ötürü bu konudaki bilgiler yeterli değildir. "Yaşamın
amacı ölümdür" diyen Freud, her insanda bilincinde olmadığı
bir ölüm isteğinin var olduğuna inanmıştı.
hadi bana çelikmavisi bir gece getir
hadi dostlukları tek tek koparıp getir
alnımdan öp beni e mi, yitik sıcaklığımı getir
gençliğimi çılgınlığımı deli günlerimi getir
ne o sarıyıldız sen de mi ağlıyorsun