zeynep

zeynep
@untefined
hatırlatma bana eskiden olanları bende kalanları bıraktım evin önüne bırak açma saçma sapan mevzuları artık her biri, her biri cehennemin en dibinde
meselenin kas gevşeticiye kadar gelmiş olması sinirimi bozdu. demek allah da dile gelse bir an, söyle bakalım emin, ne istiyorsun benden tam olarak dese, kas gevşetici falan filan diye bir şeyler geveleyeceğim karşısında. dilek dilemeyi de bilmiyorum ki. ne istediğimi bilmiyordum. o kadar unutmuşum kendimi.
Reklam
Hayatta kalıplar var... Ritimler. Bir hayatta kendimizi köşeye kısılmış hissettiğimizde, hüznün, trajedinin, başarısızlığın ya da korkunun, tek bir varoluşun ürünü olduğunu düşünmek çok kolay. Yalnızca yaşamanın değil, belli bir şekilde yaşamanın sonucu olduğunu düşünmek. Demek istediğim, acıya karşı bağışıklık kazanmamızı sağlayacak bir yaşam tarzı olmadığını anlasak, her şey çok daha kolay olurdu. Mutluluğun doğasında acının da olduğunu. Biri olmadan öbürünün de olamayacağını. Tabii ki farklı düzeylerde ve miktarlarda. Ama hiçbir hayatta sonsuza kadar saf bir mutluluk içinde olamayız. Öyle bir hayat olabileceğini düşünmek ancak yaşadığımız hayattaki mutsuzluğumuzu büyütmeye yarar.
gelgelelim,”gençlik yanılgılarıdır,olur böyle şeyler”diyerek hoş görebileceğimiz yaşı çoktan geçmiş, neredeyse kırkına gelmiş bir adam,hâlâ ırkçıysa,hâlâ faşistse; liberal ekonomiyi sömürüp dalavere ile muazzam servetler yığıyorsa; her gün yalan söylemeyi hakkı sayıyor ve her gün ağız değiştiriyorsa; hala kökten dinci bir yobazsa; kadınlara toplumda yer vermeye yanaşmıyorsa; 1400 yıl önceki yaşam biçimini özlüyorsa; kendi dininden ve soyundan olmayanları kıtır kıtır kesmeye hazırsa; asıl amacı demokrasiden işine geldiği kadarı yararlanıp sonra demokrasiyi ortadan kaldırmaksa;bizler demokrasi adına böyle bir adama neden hoşgörü gösterelim?
yaşlılar-yani doğru dürüst bir biçimde yaşlananlar demek istiyorum-huzursuzluklarının ve mutsuzluklarının başlıca kaynağı olan benliklerinden sıyrılma ya başlarlar zamanla. onların asıl ilgi alanı kendileri değil,başkalarıdır artık. kişisel duygularını bir yana bırakıp;yeni, ilginç ve heyecan verici bir yanı zaten kalmayan, kendi özel yaşamlarını değil, çevrelerindekilerin yaşamını düşünmeye başlarlar. aynalara bakarken-çok ender bakarlar aynalara-kendi yüzlerini değil başkalarının yüzlerini görürler. kendi dertlerine değil,başkalarının dertlerine çare bulmak için uğraşırlar.kişisel mutluluk gibi pespaye bir amacı yürütmekten vazgeçerler. çünkü herkesin arasıra yoğun mutluluk anları vardır ama sürekli olarak kişisel mutluluk peşinden koşmak,bir kepazelikten başka bir şey değildir.böyle bir dünyada,bunca felaket,bunca yoksulluk,bunca haksızlık ortasında ancak inekler kadar kafasız ve duyarsız olanlar yani gerçekten insan sayılamayacak yaratıklar kişisel açıdan mutlu olabilirler.
gerçekleri açıkça söylemekten korkmuyorsak(ki ödümüz kopar bundan) “ana sevgisinin”ömür boyu süren gönüllü bir kölelik olduğunu kabul etmemiz gerekir.
Reklam