Burası, senden önce de vardı, senden sonra da hep olacak. Mekanlar sana bir şey yaparlar, ama sen onlara bir şey yapamazsın. Sen burada olsan da olmasan da bu mahalle burada kalacak. Evin ev olarak kalacak, sen kapıdan son kez çıkarken dağılıp kül olmayacak. Hissettiğin her şey sadece senin içinde oluşur, sadece “içimizde” olan şey vardır - başka bir şey değil. İnsanın aklını başına getirir bu. Ama şu da açık - sen sabit değersindir.
Gerçek anlamda sevgi, diğer insanları da kendimiz kadar sevebilmeyi içerir, kendimizden çok ya da kendi yerimize değil. Bir başka deyişle, sevgi, diğer insanların seçimlerini kendi seçimlerimiz gibi sevebildiğimizde gerçekleşir. Ama sevgi bir yaşantı değil bir süreçtir. İnsanın kendini savunmasızca ortaya koyabilmiş olmasının acılarını ve zaferini içeren bir süreç. Mutluluk o anda yaşanılan her şeyi hissedebilmektir. Mutsuzluk, yaşama katılacak yürekliliği gösterecek yerde, insanın kendi içinde ürettiği ve gerçek dünyayla ilgisi olmayan duygularla yoğurularak kendini yaşamaktan kaçınma sonucu yaşanan bir olgudur. Mutsuz insan, kederine karamsarlık, sevincine kaygı katar, gerçeğini doyasıya yaşayamaz. Çünkü kendine karşıdır.