1 Birlikte terk-i cism edelim mevte bir gece Mest-i garâm iken Kursun bahâr-ı ruhumuz üstünde gizlice Bir türbe-yi semen' Cenap Şahabettin
Allah Güller daha çok ön plana çıksın diye yapraklarını yeşil yapmış, Ve Rabbım en çok ağlayan kızların gözlerini bilerek yeşil yaratmış. Gözleri kızardığında daha güzel görünsün diye.
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Derdi olan neylesin…
DERDİ OLAN NEYLESİN? Gerçek bir aşk hikayesi okumaya ne dersiniz? Yavuz Sultan Selim Han, Mısır’ı fethettiğinde bir süre orada kalır. Sultan o zamanlar çok babayiğit ve yakışıklıdır . Bu sırada kaldığı otağda görevli Mısırlı bir cariye vardır ki, Selim Han sabah çıkınca, geliyor, akşama kadar çadırı temizleyip yemekleri hazırlayıp gidiyor, akşam olunca da Yavuz Selim Han çadırına dönüyor... Bu cariye Yavuz Sultan Selim Hanı görür görmez âşık olur. Lâkin ümitsiz bir aşk!.. Zira bir tarafta koskoca Cihan Padişahı, diğer tarafta basit, siyah tenli, kuru çelimsiz bir cariye... Cariyenin aşkı dayanılmaz seviyeye ulaşıp da kalbine sığmaz hale gelince, ne yapacağını bilemez halde Padişaha açılmaya karar verir. Lâkin aradaki uçurumu düşününce koca sultanın karşısına çıkma cesaretini kendinde bulamaz. Düşünür, taşınır ve bir yazıyla ilân-ı aşk etmeye karar verir. Bir not yazarak Selim Hanın yatağına bırakır. Notta sadece üç kelime yazılıdır: “Derdi olan neylesin?” Akşam gelince notu gören Selim Han, bunun, çadırını süpüren cariyeye ait olduğunu anlar ve kâğıdın arkasına cevabını yazar: “Derdi neyse söylesin.” Kâğıdı aynı yere bırakır. Sabah olunca da çıkıp gider. Cariye temizlik için çadıra geldiğinde kaparcasına kâğıdı alıp heyecanla okur. Halifenin cevabından cesaretlenen cariye, kâğıdı çevirip önceki notunun altına şu cümleyi ekler: “Korkuyorsa neylesin?” Akşam olur. Halife çadıra döner. Kâğıdı okur ve cevabı yazar: “Hiç korkmasın söylesin!” Sabah bu cevabı okuyan cariye artık kararını vermiştir! Aşkını o akşam halifeye söyleyecektir. O gün temizliği bitirdiği halde gitmeyip beklemeye başlar... Yavuz Sultan Selim Han akşam çadıra dönünce cariye hemen ayağa kalkar. Selim Han: _ “Buyurunuz, sizi dinliyorum” deyince, cariye bütün cesaretini toplamaya çalışırken,
Özgürlük sevgisi bu, İnsan kapılmaya görsün bir kez; Bir urba ki eskimez, Bir düş ki gerçekten daha doğru. Oktay Rifat
Şiir
Çin'in Kültür Soykırımı
Bugün dünyanın bir yerinde, sadece kimlikleri ve inançları yüzünden milyonlarca insan sessiz bir yok oluşa mahkûm ediliyor. 2017 yılından bu yana, 1 milyondan fazla Uygur Türkü, Kazak ve Müslüman azınlık, hiçbir yargılama ya da mahkeme olmaksızın Çin tarafından "Mesleki Eğitim Merkezi" adı verilen modern toplama kamplarına kapatıldı. Sözde "eğitim" adı verilen bu karanlık duvarların ardında Uygur Türkleri sistematik işkencelere, acımasız darplara, taciz ve tecavüzlere maruz kalıyor. İnsanlar hücre cezalarıyla yalnızlaştırılıyor, rızaları dışında verilen tıbbi ve psikolojik ilaçlarla iradeleri ellerinden alınıyor. Buradaki asıl amaç son derece net: "Çinlileştirme" politikasıyla bir halkın ruhunu, Uygur kimliğini ve İslam inancını yeryüzünden tamamen silmek. Bu yıkım sadece dört duvar arasında da kalmıyor; koca bir medeniyetin izleri sokaklardan ve hafızalardan kazınıyor. Uydu görüntüleri, bölgedeki binlerce cami, türbe ve tarihi mezarlığın ya tamamen yerle bir edildiğini ya da minareleri ve İslami sembolleri sökülerek eğlence mekânlarına, depolara dönüştürüldüğünü açıkça kanıtlıyor. Kültürün can damarı olan dil ise büyük bir kelepçeyle susturulmuş durumda. Okullarda Uygurca eğitimin tamamen yasaklanması ve eğitim dilinin Çince yapılması yüzünden, yeni nesil kendi ana dilini konuşamadan, geçmişine, kültürüne ve öz kimliğine tamamen yabancılaştırılarak büyütülüyor. ​Bir halkı yok etmenin en acımasız yolu, onun geleceğini ve soyunu kurutmaktır. Doğu Türkistanlı kadınlar bugün sistematik ve zorlayıcı nüfus kontrol politikalarının kıskacında hayatta kalmaya çalışıyor. Kadınlara yönelik zorunlu kısırlaştırma, kürtaj ve bölgeye taşınan Çinli göçmenlerle Doğu Türkistan'ın demografisi bilinçli olarak değiştiriliyor. En ağır darbeyi ise ailelerinden koparılan, devlet
Alıntı