Filistin'de yaşanan şey, bir halkın tümüyle dağıtılmasıydı. İnsanlar kendi vatanlarından zorla çıkarıldı ve parçalar hâlinde çevreye savruldular: Bir kısmı Mısır yönetimi altındaki Gazze Şeridi'ne, bir kısmı Ürdün'ün kontrolündeki Batı Şeria ve Doğu Kudüs'e, geri kalanlar ise çevre ülkelerdeki mülteci kamplarına dağıldı. Buna rağmen Birleşmiş Milletler Mülteci Sözleşmesi kapsamında mülteci şeklinde tanımlanmadılar. 1948'de evlerinden edilen Filistinliler, İsrail tarafından mülteci olarak görülmedi. Çünkü böyle kabul edilmeleri, Filistin'in onların ülkesi olduğu ve oraya geri dönme hakları bulunduğu anlamına gelirdi. Oysa İsrail makamları meseleyi bu şekilde görmüyor, hatta geri dönüşün hiçbir şekilde gerçekleşmemesi için ellerinden geleni yapıyordu.
14 Mayıs 1948 Birleşmiş Milletler paylaşım planı uyarınca David Ben Gurion tarafından İsrail Devleti'nin kuruluşu ilan edildi.
Ülkenin ilk cumhurbaşkanı, Atatürk'ün dişçisi Sami Günz berg ile araları çok iyi olan Rusya-Belarus doğumlu Siyonist Y a hudi Haim Weizmann oldu.
24 saat sonra, Mısır, Ürdün, Suriye, Lübnan ve Irak orduları sal dırıya geçerek İsrail topraklarına girdi. Fakat küresel Y ahudi para ve savaş baronlarının yıllardır kurdukları hayalleri gerçekleşmiş oldu ...
O hayalin gerçekleşmesi için küresel boyutlu suikastlara da ge rek vardı ve o iş için bir lider ve tetikçilerine ihtiyaç vardı. O lider Hitlerlli. Acımasız faşist diktatör ne kendi halkına ne de dünya in sanlarına acıdı. Savaş baronlarının izinden gitti, o uğurda kendisine engel teşkil eden bazı devlet liderlerinin bile sonunu hazırlamıştı ...
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
"Bence ölüm, pencereden gelen çimlerin kokusunu duyacağımız güzel bir yaz gününe uyanmak üzere çok yorgunken derin bir uykuya dalmaya benziyor olmalı. Amerika'da yaşarken Tanrı'ya böyle sabahlar için şükrederdim ve bence Ürdün Nehri'ni aşıp diğer dünyaya geçtiğimde de O'na şükredeceğim."
Mısır, Suriye ve Ürdün'den yayın yapan Arap radyoları olayları abartarak veriyor, halkı yıldırıp kaçırarak topraklarını Yahudilere bırakmaya teşvik ediyorlardı.
Özellikle Deir Yasin, Tantura, Duveyme, Ebu Şuşa, Safsaf, belet , Eş-Şeyh gibi köylerden yayılan kan dondurucu katliam haberleri, kitleleri terörize edip panik içinde kaçmalarına sebep olur. Öyle ki sadece 1 Nisan- 15 Mayıs arasında 182 köy bu yolla boşaltılır, Filistin şehirleri ele geçirilir. Akabinde başlayan ilk Arap- İsrail savaşında ve ateşkes sonrasında da etnik temizlik politikası sürer. Böylelikle siyonistler, 1950'lere gelindiğinde 1300 Filistin yerleşiminin yarısını tamamen yerle bir eder, ardından buraları ya ormanlık alana, park bahçeye ya da yeni Yahudi yerleşimlerine dönüştürürler. 1947'den 1949'da gelindiğinde kontrollerindeki Filistin toprağını terör taktikleri ve savaşla %6'dan %78'e çıkartmış olurlar. Kalan yüzde %22'lik toprağı ise Ürdün ve Mısır kontrolünü alır. GAZZE GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE DİRENİŞİN TOPRAĞI / Sayfa 31
Size sesleniyorum...
Türkiye'nin, Mısır'ın, İran'ın, Suriye'nin, Ürdün'ün, Pakistan'ın, Tunus'un, Cezayirin, Fas'ın ve diğer islâm ülkelerinin başında bulunanlar size sesleniyorum.
Bulunduğunuz yere nasıl geçmiş olursanız olun, ister kaderin sevkiyle veya cilvesiyle, ister babadan dededen size geçen veraset hakkıyla, ister alnınızın teriyle, ister hak ve hukukla, ister kuvvet zoruyla halkınızın yönetimini ele geçirmiş bulunun, size sesleniyorum ve diyorum ki, tarihin en kritik göreviyle, en ağır sorumluluğu ve ödeviyle karşı karşıyasınız. Bu görevi çoktan yerine getirmeniz lâzımdı şimdiye kadar. Şimdi, hülûl etmiş vâdenin son deminin son demidir.