Sonunda yemek saatleri bende bir fobi haline gelmişti. O loş odanın en ucundaki sandalyede, tepsidekileri soğuktan titrer gibi azar azar ağzıma götürüp tıkarken, insanın neden günde üç öğün yemek zorunda olduğunu, herkesin önündekini kadar ciddi bir yüz ifadesiyle yediğini düşünürdüm.
(...)
"Yemek yemezsen ölürsün," cümlesinin benim için bir tehditten başka anlamı yoktu. Yine de bu boş inanç (şimdi bile böyle düşünmeden edemiyorum) her zaman tedirginliğe ve korkuya kapılmama neden olurdu. Benim için "İnsanoğlu yemek yemezse ölür. Onun için çalışıp beslenmelidir," kadar anlaşılması güç, kısıtlayıcı ve tehditkâr başka bir kanı daha yoktu.