"𝐁𝐄𝐍 𝐀𝐒̧𝐊 𝐈̇𝐒𝐓𝐈̇𝐘𝐎𝐑𝐃𝐔𝐌.
𝐎𝐍𝐔𝐍 𝐀𝐒̧𝐊𝐈𝐍𝐈 𝐈̇𝐒𝐓𝐈̇𝐘𝐎𝐑𝐃𝐔𝐌.
𝐘𝐎𝐋𝐔𝐌𝐔 𝐊𝐀𝐘𝐁𝐄𝐓𝐌𝐈̇𝐒̧𝐓𝐈̇𝐌.
𝐒𝐎𝐍𝐔𝐍𝐃𝐀 𝐃𝐀 𝐃𝐔̈𝐍𝐘𝐀𝐃𝐀
𝐈̇𝐙 𝐁𝐈𝐑𝐀𝐊𝐌𝐀𝐊
𝐈̇𝐂̧𝐈𝐍 𝐍𝐄 𝐊𝐀𝐃𝐀𝐑 𝐈̇𝐋𝐄𝐑𝐈̇
𝐆𝐈𝐃𝐄𝐁𝐈̇𝐋𝐄𝐂𝐄𝐆̆𝐈𝐌𝐈̇
𝐎̈𝐆̆𝐑𝐄𝐍𝐌𝐈̇𝐒̧𝐓𝐈̇𝐌."
@authorhalle #ölümcülkonular
Sydney, okuduğu üniversiteden atıldıktan sonra kendini çıkmazda bulur. Kalacak yeri yoktur ve geleceğini yeniden kurabilmek için tek şansı, Alzheimer araştırmaları yürüten Madrona Vakfı'nın ekibine katılmaktır. Seçilip seçilmeyeceği konusunda endişeler taşıyarak Vancouver Adası'na gelir. Ancak adaya adım attığı ilk andan itibaren bir şeylerin yolunda gitmediğini hisseder.
Zamanla yaşadığı tuhaf olaylar artarken, adanın derinliklerinde saklanan sırlar da yavaş yavaş ortaya çıkmaya başlar. İlk gün karşılaştığı profesör ise hem ders hocası hem de psikoloğudur. Sydney, açıklayamadığı bir şekilde ondan etkilenir ve bu etki zamanla aşka dönüşür. Fakat adada yaşanan garip olaylar, ölü hayvanların dirilmesi, koridorda gölgelerin dolaşması, kapı arkasından gelen fısıltılar, sıcak havada kar yağması gibi ürkünç olayalar yaşaması ve bunlara da kimse mantıklı bir açıklama getiremezken, Sydney kendi akıl sağlığını sorgulamaya başlar.
Acaba gerçekten delirmekte midir, yoksa en çok güvendiği kişi olan profesöre güvenmemesi mi gerekiyordur?
Bu kitabı Semra tavsiyesi ile, #engelsizokurlaokuyoruz grubumuzla birlikte okudum. Böyle bir kitabı okuma grubu ile birlikte okumak kitabın gizemli atmosferini benim için daha da keyifli hâle getirdi.
Atmosferiyle, gizemiyle ve gotik havasıyla merakımı son sayfaya kadar diri tutan bir kitaptı. Özellikle finaliyle beni oldukça şaşırttı. Karanlık romantizm, gotik gerilim ve psikolojik gizem sevenler için göz atılabilecek bir kitap.
İçerik Uyarısı: Kitabın başında yazar tarafından bir içerik uyarısı paylaşılmış. Ahlaki açıdan gri
ilk okudugum Agatha Christie kitabiydi,gayette iyi bir ilk deneyimdi,gecmiste olan bir olayin yillar sonra tekrardan hatirlanip ustune dusulmesi hatta kabullenilmesi,bundan sonra baska kitaplarini da firsat buldukca alirim,psikolojik konuya da deginildigi icin baya memnun oldum,insan psikolojisini incelemek guzel sahsen,olayda baya trajikti,sonucu tahmin edilebilir ve akici bir kitap,karakterlerin gecmisi kabullenmesi hem de uzerine dusmeleri beni acayip sevindirdi(tabii bunlarin bazi sebepleri de var)konusma diyaloglari fazla olan bir kitap,gayette akiciydi rahatca okunabilir
Perdeler kapandı, karanlık çöktü... Kont Drakula davetinizle şatosuna sizi bekliyor.
Klasik edebiyatın en meşhur vampiri ile tanışmaya hazır mısınız? 'Ürkünç Hikayeler' serisinin bu kitabı, gizemi ve atmosferiyle sizi içine çekmeye aday. Korku türünün babasını tanımak için asla geç değil..
DrakulaBram Stoker · The Kitap Çocuk Yayınları · 20266,3bin okunma
Frankenstein, Frankenstein’ın canavarı mı, yoksa onu yaratan bilim insanı mı? İyilik ve kötülüğün sınırlarını sorgulatan, klasik edebiyatın en güçlü temalarından biri. 'Ürkünç Hikayeler' serisinin bu harika uyarlaması, genç okurları edebiyatın en derin sorularıyla buluşturuyor. Sizce canavar mı daha haklı, yoksa onu yaratan mı?
FrankensteinMary Shelley · The Kitap Çocuk Yayınları · 202621,8bin okunma
Selam dostlar
Kalemini çok sevdiğim renkli bir kişilik Mine Söğüt. Beş Sevim Apartmanı’nı okumadan önce alt başlığı olan Rüya Tabirli Cinperi Yalanları’nı ciddiye almanızı öneririm Üç harfli varlıklardan hemen her sayfada bahsettiği, alegorik öğelere sıkça yer verdiği, bazen rahatsız eden bazen de insanın vicdanını derinden etkileyen bir metin. Masal tadında ama azıcık ürkünç bir masal Tabii dümdüz masal bana ne gibi bir okuma zevki yaşatacak derseniz de orda şöyle koca bir çarpı ile sizi durdurmam gerekir. Kitap bittiğinde öyle etkileyici bir son vardı ki kendimi dümdüz duvara bakarken buldum. Öylece bakakaldım. “Nasıl yani? Ne demek ya?” falan gibi şeyler zırvalayıp öylece kalakaldım.
Mine Söğüt’ün karakterleri yaşamın tam içinden, belki de her gün çoğu defa rastladığımız sıradan insanlar. Bizlerden yani. Bazen ezilen bir çocuk, bazen gururu yok sayılan bir kadın bazen de sevilmemiş bir adam. Hepsi biziz. Dolayısıyla da Söğüt’ün yazdığı metinleri okurken kendinizden bir parça bulmanız neredeyse olanaksız.
Kitabın ana karakterleri akıl sağlığı yerinde olmayan ve çeşitli sebeplerle akıl hastanesinde yatan hastalar. Biz onlara hasta diyoruz ama aslında onlar sadece sevilmemiş çocuk, kimlik karmaşası yaşamış genç ya da psikolojik ve fiziksel şiddet görmüş masum bir küçük. Ruhu sıkışmış, kendine cinperilerden başka arkadaş bulamamış bu çocuklar büyüyor ve ne yazık ki toplumun kendinden uzak tuttuğu tecrit edilmiş yetişkinleri oluyor.
Bahsettiğim konu sizi rahatsız eden bir konuysa okumanızı istemem çünkü başta da belirttiğim gibi hemen her sayfada bu varlıkların adı geçiyor. Ama okurum derseniz de tavsiyemdir
Kitabın basımı çok güzel. Çocuklar için ürkünç hikayeler serisi olarak hazırlanmış. Biz kızımla okurken keyifle tartısabildik de. Tam çocuklara uygun bir sekilde konu ele alınmış