Sepia

Sepia
@uryahasin
dağımın ardında minik bir ağaç evde yaşıyorum. mümkünse kimse misafirliğe gelmesin.
kırgınlıklar dağı
17 okur puanı
Aralık 2025 tarihinde katıldı
8/10
·444 syf.··
2026 38. kitabı
Abiiii sondaki plotu hic dusunemedim acıkcası. Kitabın başı beklentimin altındayken sonu beklentimin üstündeydi ve ikinci kitaba gecmeyi cok istiyorum. Özellikle ilk 80 sayfayı okurken zorlandım ama son sayfalar su gibiydi. Altını çizdiğim/çizmek istediğim birçok yer oldu. Yazarın hayal gücüne de hayran kaldım, yazım dili de hem yalın hem de bu güçteki bir hayal gücünü kaldırabilecek nitelikteydi. Seri bu akışta devam ederse favorilerime bile girebilir.
Duman ve Kemiğin KızıLaini Taylor · Artemis Yayıncılık · 20131,803 okunma
Reklam
8/10
·496 syf.··
2026 36. kitabı
·
18 saatte okudu
·
Okunma: 29 Mayıs 2026 17:51
Kitap HARİKAYDI. o kadar bağlandım ki anlatamam. Onları düşününce gözlerim doluyor o derece. Rainbow yazım dilini aşşşşırı geliştirmiş. Özellikle o diyalogları. Rainbowdan daha önce elenor&park ve fangirl okumuştum, ikisi de bu kitabın yerini tutmaz yani. (Ki elenor ve parkın büyük hayranıyımdır.)
Asla VazgeçmeRainbow Rowell · Pegasus Yayınları · 2018885 okunma
8/10
·344 syf.··
2026 31. kitabı
Kitabın böyle derin sonlanmasını o kadar beklemiyordum ki. Her şeyin çok daha yüzeysel kalacağını, etik meselelere girmeyeceğini ve sondaki O OLAYI beklemiyordum. Güzel ters köşe oldum. Birinci kitaptan çok daha iyiydi. Tek eleştirim Hideo ve Emika'nın ilişkisi biraz daha ön planda olabilirdi. Bunun haricinde bir bilim kurgu kitabı için gayet güzeldi 🩷🩷
Wildcard: Joker Oyuncunun HikayesiMarie Lu · Yabancı Yayınları · 20195,3bin okunma
Bu kentin ne çatısını aydınlatan ayları sayabilirsin...
Puan vermedi·430 syf.··
2026 23. kitabı
SPOILERLIDIR! Ne de duvarların gerisinde gizlenen bin muhteşem güneşi. Bu kitabı okurken hüngür hüngür ağladım. Çok net, gözyaşlarım benden bağımsızca aktılar. Ama o yaşların kaynağı ben değildim, o koca ömür boyu bir elin parmağı kadar ağlayan Meryem'in yaşlarıydı onlar; sevdiğini ölü sanan Leyla'nın, alt katında babası öldürülen Zaymal'ın, yaşadıklarına susa susa konuşma yetisini kaybetmeye başlayan Azize'nin ve daha nicesinin yaşlarıydı bunlar. Afganistan'ın yaşlarıydı. Kadınların yaşlarıydı ve ben bir kez daha hatırladım Birhan Keskin'in o sözünü: "Erkek ve kadın iki farklı hayvan Ve öldürür hayvanlar aleminde güçlü olan." Kitap 3 günde bitti. Okurken binbir şekle girdim ama en çok da hüzünde konakladım. Yoruldum, onlarla beraber koştum, onlarla beraber yetimhane koridorlarında yürüdüm, onlarla beraber o burkayı giydim ve onlarla beraber annem yaşındaki kadına kuma alındım. Dediğim gibi, spoilerlı bir yazı bu, buraya kadar okuduysanız en az 1 büyük spoiler yediniz bu yazıdan. Buna rağmen, kitabı okuyun derim çünkü bana kadının ve erkeğin temelde ne olduğunu, ataerkin ne kadar zalim ve feminizmin ne kadar yüce olduğunu bu kitap öğretti. Yine de kendimi hiçbir kalıba sığdırmak istemiyorum. Bir kadın olmak hali hazırda yeterli bir sıfat zaten. Belimize yüklenen çok şey var, hayvanlar aleminde uğruna ölünenlerden değiliz biz insan kadınları. Öldürülenleriz. Bu hep böyle oldu. Kitabın sonunda Afganistan'da kadın olma çağına varmıştık, bu da iki binlerin başına tekabül ediyor. Oysa şimdi? onca kanın döküldüğü, sokaklardan çocuk parçaları toplandığı o yerde kadınlar tekrar hapis içinde. Edebiyat öğretmenim bir keresinde, "Tarih tarihçilerden öğrenilmez, edebiyatçılardan öğrenilir." demişti. Zira tüm gerçekleri sadece hislerin duruluğuyla anlatan sadece
1000Kitap
Bin Muhteşem GüneşKhaled Hosseini · Everest Yayınları · 2026119,3bin okunma
Öyle Ölünmez, Böyle Ölünür!
8/10
·128 syf.··
2026 21. kitabı
Bu kitapla ilgili çok şey hissediyor ama çok da az şey düşünüyorum, yine de diyebilirim ki bu kitabı tam anlamıyla hissedemiyorum. İyi ki de hissedemiyorum çünkü hisseden bir insanın hayatta kalmak için bir motivasyonu kalmamış demektir. Bu kitap Yozo adında bir Yarı İnsan'ı anlatıyor. Böyle deyince fantastik gibi geliyor göze, oysaki her şeyiyle gerçek ve yarı otobiyografik. Yozo yarı Soytarı ve yarı İnsan. Toplum içine ancak Soytarı ile çıkıyor ama gece yatağına girerken onu asla yanına almıyor. Bunları söylerken ne anlatmak istediğimi, kitabı okuyanlar çok iyi anlayacaktır. Kitapta çok açık bir varoluş sancısı var. Ama bu dünyaya neden geldimden ziyade, ben kimim, ben neyim sorularına cevap arıyor Yozo. Daha doğrusu Dazai. Her şeyden önce yazar ve karakter arasındaki paralellikten söz etmek istiyorum. Elbette her yazar ve karakteri arasında bir bağ, bir doğrultu var fakat benim nezdimde Dazai = Yozo. Hiçbir farkları yok neredeyse. Zaten bunu Yozo'nun 3 defa intihar etmeyi (oldukça korktuğu kadın cinsinden olan 3 kadınla) deneyip 3 ünde de başarısız oluşu ve yazar Dazai Osamu'nun da aynı şeyi yaşayışından bile anlayabiliriz. Dazai'in otobiyografisinde bir cümle geçer: "Kadın öldü, ben kurtuldum." Aynı cümle bu kitapta da geçer, virgülüne kadar aynıdır: "Kadın öldü, ben kurtuldum." Bu kitap bana şair Ümit Yaşar Oğuzcan'a oğlu Vedat'tan kalma mektubu hatırlattı. "Öyle ölünmez, böyle ölünür!" Nitekim Ümit Yaşar da defalarca intihara kalkışmış fakat başarısız olmuş, bu korkuyla büyüyen Vedat da işin sonunda intihar etmiş ve babasına da bu mektubu bırakmıştı. Kitapta Yozo ile kendimden çok parça buldum. Birkaç yıl önceki bana da çok benziyor. Bence Yozo her şeyiyle pare pare insanlık kokuyor. Dazai Osamu o kadar hissederek yazmış ki kendisinin de dediği gibi
Edebiyat
İnsanlığımı YitirirkenOsamu Dazai · İthaki Yayınları · 202560,1bin okunma
Reklam