Günümüzün Sözde yazarları, öncesinde yeteneklerini öğrenmeden daktiloya koşuyorlar. Şayet bir müzik eseri bestelemeyi Hayal etmişseniz, kendinize şöyle der miydiniz? "Bir sürü Senfoni dinledim... Piyano da çalabilirim... Sanırım bu hafta sonu bir beste yapacağım" Hayır. Gel gör ki senaryo yazarları işe tam da böyle başlıyor: "Yığınla film izledim, bazıları iyi, bazıları ise kötüydü... İngilizceden 'A' aldım.... Tatil vakti yaklaşıyor
Yazarın kitaplarının, son zamanlarda birden fazla diziye aktarıldığı ve bir anda popüler olması beni biraz sogutsada. Tanıştığım ilk kitabı bu oldu. Kitap güzel. Bu tarz kitaplar akıcı olur. İlk geliştiği anda, kapalı kapılar ardında konuşulup sır gibi saklanan konuların gün yüzüne çıkması. Ve perde arkasını daima merak eden bizlerin ilgisini zaten doğal olarak çekiyor. Doktor Hanımın anlatımı bizi hikayenin içine alıyor ve sanki o an oradaymışız gibi bir izlenim yaratıyor.
Meraklısı için güzel bir kitap. Son olarak şunu belirtmekte fayda var. Diziye çevrilen bölümler. Kemik olarak kitaba uysada. Senaristler tarafından bayağı bir ekleme yapılmış. Buna biraz şaşırabilirsiniz. İyi okumalar dilerim.
Nobel ödüllü bir yazarın kitabının bu kadar akıcı ve kısa oluşu güzel. Gıde dili sade bir yazar. Okuyucu sıkılmadan okuyabiliyor. Ama Pastoral Senfoni sanki bir özeti anımsattı bana. Yazmak istediği daha uzun bir romanın genişletilmiş özeti gibi. Bu bir eleştiri değil tabiki. Aceleci ve herşeyi 40-50 sayfada okuyup bitirelim. 500 600 sayfalar uzun diyen okuyucular için birebir. Kısa,nefes almalık bir kitap. Yazarı tanımak için, iyi bir başlangıç olabilir. İyi okumalar.