Bülbül kapanı-3
9/10
·576 syf.··
2026 1. kitabı
·
33 günde okudu
·
Okunma: 24 Mayıs 2026 00:00
Herkese merhaba, Öncelikle üşenmedim ve burdayım. Sanıyorum ki çok fazla Timur Tönge okumak bana üşengeçlik bulaştırdı. Her şeye üşenir oldum. Neyse konumuza dönelim. Kitabın büyük bir çoğunluğu Rize’de geçti. Ahu ve Timur’u biraz da köy havasını okuduk. İşte aile bağları ve geçmiş defterleri gibi bir çok şeye şahit olduk okurken. Daha çok Timur’un aslında gerçekten kim olduğunu gördük. O dağ gibi adamın ardında aslında yatan küçük çocuğu gördük. Bilmiyorum hem güldüm hem eğlendim arada da hüzünlendim. Yine bir Loresi klasiği işte her duyguyu yaşadım. Adem, aknene, Resul gerçekten hepsinin yeri ayrı benim için. Bide barut timi. Bir kez daha gerçekten dostluk neymiş gördük. Timur’u sesiz olmasına rağmen ne kadar kabullendiklerini özellikle Aybüke hamile hali ile Timur komutanım için diyip göreve çıkınca ağlayası geliyor insanın. Ben ağlamadım çünkü pek ağlayabilen biri değilim. Ama eğer ağlayabilsem ağlardım. Aslında anlatacak çok şey var ama Timur’un da dediği gibi “benim anlatacak kelimem yok.” Neyse devam ediyorum. Bu kitap ahu ve Timur’un ilk defa ne kadar güzel bir aile olduğunu,Birbirlerini ne kadar sevdiklerini diğer 2 kitaptan çok çok fazla bir şekilde bize gösterdi. Özellikle kendi evlerine çıktıkları zaman zaten senorya onlar için farklı ilerledi. Elimden geldiğince anlatmaya çalışıyorum ama Rize sahneleri çok olaylı değildi. Daha böyle günlük vlog tarzı gibiydi. Hani anlatacak çok da bir şey yok benim açımdan. Sadece bir yüzük olayı vardı. Timur’un annesinden kalma geçmiş anısı o güzel ve farklı gelmişti. Başka da pek bir şey yok. Uzatılmış betimlemeli günlük vlog diye tasvir edebilirim ancak. Ve kitabın büyük çoğunluğu bu şekildeydi. Arada da Kenan kralşan ve Teoman doğunun yaptıklarını okumak güzeldi
Bülbül Kapanı IIILoresima · Ephesus Yayınları · 20251,481 okunma
9/10
·192 syf.··
2026 4. kitabı
Yarın Başlarım Sendromu beklentimin üstünde çıkan kitaplardan biri oldu diyebilirim. Özellikle erteleme alışkanlığını sadece “üşengeçlik” gibi göstermemesi hoşuma gitti; altında yatan düşünceleri ve insanın kendini nasıl sabote ettiğini güzel anlatıyor. Anlatımı akıcı olduğu için okurken sıkmadı ve birçok yerde “evet tam olarak ben” hissi yaşattı. En sevdiğim tarafı ise sadece problemi anlatıp bırakmaması, gerçekten uygulanabilir küçük farkındalıklar sunmasıydı. Bazı kişisel gelişim kitapları fazla tekrar eder ama bunda o kadar boğulmadım. Motive eden, insanı biraz dürten ve okuduktan sonra bir şeyleri erteleme konusunda düşündüren başarılı bir kitaptı. Benim için rahat 9/10
Yarın Başlarım SendromuOya Doğan · Timaş Yayınları · 202559 okunma
Reklam
Üşengeçlik mi, Bilinçli bir eylemsizlik mi?
8/10
·622 syf.··
2026 283. kitabı
·
22 günde okudu
·
Okunma: 28 Nisan 2026 08:34
ah Oblomov... kısa vadeli hazlar uğruna uzun ömrünü ziyan eden hüzünlü çiçeğim... Öncelikle kitaba başlamadan önceki düşüncelerimden bahsedeyim; Çok derin anlamları olan, dili ağır, işleyişi ağır, hayatı mahvolmuş ve bu yüzden her şeyden vazgeçip ''Oblomov'laşmış'' bir adamın hayatını okuyacağımı düşünüyordum. Oysa kitap daha çok diyaloglardan oluşan bir olay örgüsü. Bu yüzden okumaya tereddüt eden varsa gözü korkmasın isterim. Kitabımız ana karakterimiz Oblomov'un günlük hayatından başlıyor, uzunca bir süre yaşam tarzını, uşağı Zahar ile diyaloglarını, kabaca uyuşuk karakterini okuyor onu tanıyoruz. Sonra Oblomov'un rüyası bölümü geliyor; orada çocukluğunu, ailesini, hangi şartlarda büyüyüp neden böyle birisi olduğunu öğreniyoruz. sonraki bölümde Oblomov'un en yakın dostu Ştolts'u, onun hayatını ve karakterini, sonrasında ise kitabın büyük bölümünde yer alacak olan Olga'yı tanıyoruz. Son olarak Oblomov'un nihai yolculuğuna eşlik edecek Agafya.. okuyacaklar için çok spoiler vermemek adına hikayeyi özetlemek istemiyorum zira ben de detaylı özet gördüğüm zaman hevesim kaçıyor. artıları ve eksilerinden spoilerlı bahsedeceğim o yüzden istemeyen okumasın:) Spoiler'lı Artıları -kalın bir kitap olsa da okuması kolay çünkü çoğunlukla diyalog ve olay örgüsü -Oblomov, Zahar, Ştoltz, Olga, Agafya, Anisya, Taranteyev ve Matveyeviç; karakter sayısı az ve hepsi çok güzel tanıtılmış, günlük hayatta tanışabileceğimiz karakterler gibi bir profil çiziyor. -açıktan bir ders vermese de hepimize durup düşündürten, kendi kendimize ''ben ne kadar Oblomov'um'' testi yaptıran, ''doğru yaşıyor muyum'' diye sorgulatan bir kitap; ki ben bir kitapta en çok bunu seviyorum.. bitirdiğimde kafamda oluşan yoğunluk, düşünce yığını hoşuma gidiyor, zihnimin genişlediğini hissettiriyor. bu yönden çok
Oblomovİvan Gonçarov · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202149,9bin okunma
6/10
·388 syf.··
Beğendi
·
2026 32. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 29 Mart 2026 09:47
Merhaba arkadaşlar. Günaydınlar, hayırlı sabahlar dilerim. Sonunda beklediğim kitabı okudum. İçeriğinde epey öykü var. Kimi çok kısa kimi hiç bitmiyor. Haliyle hepsi mükemmel olmasa da bundan roman bile çıkar dediklerimde mevcut. İçeriği en aşağıda paylaşacağım. Şimdilik kitaba dair konuşmak istiyorum. Kitabın sonlarında adeta hediye gibi 5 tane ilk dönem yani bildiğimiz çocukluk öyküsünü gördüğümüz gibi taslak halinde kalan 4 öyküsü de bizlere aktarılmış. Bazı öykülerinin ne kadar güzel olduğunu belirttik az önce. Bazılarının da açıkçası okunmaya bile değmeyecek demeyeyim ama, ilgimizi çekecek türden olmayan öyküler olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Hikayeleri tek tek incelememiz de mümkün değil. Aslında mümkün ama bunlar hep üşengeçlik. Bunu yapmak içinse bir yandan bilgisayar başında oturup diğer yandan hiçbir şeyle ilgilenmeyip okumam ve her hikaye sonunu not almam gerekir. Yani çok güzel olacağı açık ama üşendim diyerek dürüst oluyorum. Başka zamanlarda bunu yaptığım olmuştu. Ancak şunu söyleyebilirim ki içerikteki gizem ve bilim kurgu türündeki öykülerde bir anda giriş yerine kısa sayfalara rağmen heyecanı yavaşça artan kurgular vardı ve bunlar çok iyiydi. Yavan diyebileceğimiz duygusal olarak bir heyecan katmayan öyküleri dahil etmiyorum. Ayrıca bu tamamen kişisel, yani bir başkası benim en beğendiğim hikayeyi okurken gözlerini kanatmış da olabilir. Benim hiç beğenmediğim öykü ise bir başkasının en beğendiği olabilir. Bunlar tamamen kişisel yani öznel. Nesnel yorumlar değil. Diğer yandan onun çocukluk döneminde yazdığı öykülere baktığımızda kendisinden nefret bile edebilirsiniz. Yani bu ırkçı söylemler ve yabancı düşmanlığı ile dolu satırlar biraz sizleri bunaltabilir. Hatta tam olarak ‘Zenofobi’ diyebileceğimiz hastalık derecesinde bir durum olarak
Toplu Eserler 2H. P. Lovecraft · Dost Kitabevi · 200263 okunma
Evdeki düşman: Amerika mı, müslüman ataleti mi, güdümlü korku mu?
Puan vermedi·640 syf.··
2026 10. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 07 Mart 2026 02:43
Ketebe Yayınları muhtelif konulardaki dergi yazılarını bir araya getirince bu koca kitap bizim olmuş. Altı bölümden oluşuyor. Bahsettiği konular ise yabancımız değil: Müslüman bir insanın sosyokültürel yaşamı, derdi, tasası, eğitimi, ekonomisi. Yani büsbütün “müslümanca yaşamak üzerine denemeler” kitabı. Ben Cahit Zarifoğlu’nu severim. Edebiyat üzerindeki yoluna hayran olmamak elde değil. Bu kitabı da sevdim. Fakat bir tekrar metin gibi okuduğum birkaç bölüm canımı sıktı. Biliyorum, bunlar ayrı ayrı dergi yazıları ve tek bir kitap için tasarlanmadı. Fakat bir kitap içinde birlikte okuyunca “bunu zaten okumuştum” hissi biraz gerilmeme sebep oldu. Sık sık bunun bir derleme kitap olduğunu telkin ettim kendime. Altı bölümün derdi de farklı: toplumsal sıkıntılar, politika, kültür, miras, ruh, ekonomi, Müslüman ülkelerin sıkıntıları… Hepsi bir araya gelince yazar, yaşadığı dönemde dalgası göğe yükselip duran okyanuslar gibi yerinde duramamış. Bir şeyler yapmak, çabalamak, okumak, yazmak, yola çıkmak… Yazar, edebiyatın boynuna borç demiş. Fakat bu önemli meseleleri daha önce birçok yazardan okuyunca, Cahit Zarifoğlu’nun saklayamadığı şiirsel dil, o yumuşak ton pek de telkin etmiyor beni. Okuyucu olarak onun kelimelerini alıp kendi filtremden geçirince etkilensem de sarsmıyor beni. Aklıma İsmet Özel geliyor. Onun yüksekten sesi yakalarımı silkiyor; elinde cetvel, başımı bekliyor. Ben her an tetikte, öğrenmek zorunda, araştırmak zorunda, ilerlemek zorunda hissediyorum kendimi. Burada o his yok. Bazen öyküleme yapılıyormuş hissi havada bırakıyor. Bir başka konu ise özeleştiri azlığı. Bu kadar hacimli bir kitapta biz düşmana emperyalizm diyoruz, kapitalizm diyoruz; Amerika, İsrail, Fransa, Avrupa diyoruz. Fakat kendimizi ne derece ciddiye alıp eleştiriyoruz? Buna ne kadar mesai
Edebiyat
Güneşte Bir GeceCahit Zarifoğlu · Ketebe Yayınları · 202347 okunma
Huzur içinde yat Oblomov, rahata kavuştun!
Puan vermedi·622 syf.··
2026 5. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 16 Şubat 2026 22:47
“__Bu kitapta önemli olan Oblomov değil Oblomovluktur.” Dobrolyubov__ Bazı roman karakterleri vardır ki; tüm gerçekliğiyle bazen kendi içimizde bazen de çevremizde yaşamaktadır. Ölümüne tembel, ölümüne üşengeç bir adam Oblomov.Kafasında bir sürü planlar, projeler, hayaller var ama yapacak mecali yok. Dev bir ölü toprağı var üstünde.Kendimi sorguladım durdum kitabı okurken; acaba benim içimde de bir Oblomov var mıdır diye... Cevabın hayır olduğunu hissettiğimde ise müthiş bir rahatlama duydum. Çünkü gerçek Oblomovluk bu kitabı bitirmemekti bence Ailesi tarafından kendisine bir çiftlik, daha doğrusu Oblomovka miras kalan ve küçüklüğünden beri tembelliğe alıştırılmış olan Oblomov’un hayatını konu alan bu kitap aynı zamanda nihilizm ve varoluşçuluktan da izler taşıyor. Kitapta en çok dikkat çeken karakterlerden Oblomov'un yakın arkadaşı Ştoltz :kendisi Almandır üstelik ve daha çok batı burjuvasini, disiplini ve çalışkanlığı temsil eder. Ştoltz’un başını kaşıyacak vakti yoktur ve zamanı kıymetlidir. Oblomov'un ise daha çok doğu toplumunu ve tembelliği temsil ettiğini görüyoruz. Çocukluğundan beri uşaklarla, hizmetçilerle büyüyen İlya İlyiç çorabını bile kendisi giymez , her şeyi uşağı Zahar’dan bekler. Uşak Zahar’ın efendisi Oblomov'a verdiği cevaplar gerçekten insanı gülmekten kıran bir etkiye sahipti Ve aşk , Hayatına Olga girdikten sonra, bir süreliğine de olsa eski Oblomov olmadı, değişmeye gayret etti, kısmen değişti de. Ancak insanın içinden gelmedikten sonra dış etkenlerin zorlamasıyla değişmesi ne kadar kalıcı olabilir ki? Onunki de kalıcı olmadı. Herkes için en iyisi ile bitiyor kitap. Gerçekten güzel bir son oluyor.. Aslında kitabın alt metnine indiğimiz zaman görüyoruz ki, bizim
Oblomovİvan Gonçarov · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202149,9bin okunma
Reklam
Reklam