"Madem depresyondayım, o
zaman burada ne işim var diye mi öyle bakıyorsunuz? Ne yapsaydım? Karalar bağlayıp eve kapanacak halim yoktu. Zaten evdeydim. Her şey tam da bu yüzden olmuştu. Depresyonuma uygun olarak keyfimi daha da kaçıracak başka bir yol bulmam gerekiyordu. İşte o zaman kafaya koydum. Şimdi anladınız mı neden üşengeçlik yüzünden yürüdüğümü?"
Neden ve sonuç birbirine karışınca. – Kendi mizacımıza uygun olan ilkeleri ve öğretileri ararız bilinçsizce, sonunda bizim karakterimizi bu ilkeler ve öğretiler yaratmış, ona destek ve güven vermiş gibi görünür: oysa tam tersi olmuştur. Düşüncemizin ve yargılarımızın, öyle görünüyor ki sonradan özümüzün nedeni yapılmış olması gerekir: oysa gerçekte özümüz, bizim öyle ve böyle düşünüyor ve yargıda bulunuyor oluşumuzun nedenidir. – Bizi bu âdeta bilinçsiz komediye yazgılayan nedir peki? Üşengeçlik ve rahatına düşkünlük, bir o kadar da enikonu tutarlı, özü sözü bir olarak görülme yolundaki kibirli arzu: çünkü saygı kazandırır bu, güven ve güç verir.
"... ama yazı yazmak, boşuna kafamızı, ruhumuzu harcamak, hayallerimizi, düşüncelerimizi satmak, tabiatımızı zorlamak, durup dinlenmeden hareket içinde olmak, hep bir amaç peşinde koşmak..."