Bir Uygur Türkü tarafından kaleme alınmış roman.
Yazar, Çin'de yaşayan muhalif birisi olup yazılarından dolayı hapis cezası almış. Ancak 2017' den beri kendisinden hiçbir haber alınamamış.
Eserin giriş kısmı çok uzun tutulmuş. Bu kısımda roman hakkında detaylı bilgi verilmiş. (bundan hoşlanmadım)
Giriş bölümünde; Çin'de yaşayan Uygurların ayrımcılığa maruz bırakıldıklarını, zorla göç ettirildiğini, Uygurların bu olayları protesto ettiğini, Çin'in bu protestoları terörizm olarak lanse ettiğini, 2017 yılında bu protestolara "önlem" olarak toplu gözaltıların ve hapis cezalarının verildiği anlatılmış.
Çin tehdit gördüğü Uygurları (toplama) kamplarına 2017 yılından itibaren almaya başladığını ve bu kamplarda yaşananlar detaylı olarak anlatılmıştır.
Bu anlamda Çin'de bugüne kadar neler yaşandığı anlaşılıyor.
Roman kısmında, bir Uygur gencinin büyük şehirde yaşadıkları anlatılmış. Karakterin şehirdeki yaşadığı ayrımcılık, yalnızlık ve Çinlilerin karaktere karşı duyduğu nefret duygusu ana temadır. Eser hüzünlü şekilde bitmektedir.
Okurken eserden çok sıkıldım ve zor bitirdim. Akıcı olmayan bir anlatım ve sürekli tekrar eden betimlemeler var.
Eser; Amerika'da satışa çıkmış. Kanaatimce ABD'nin Çin karşıtı politikaları sebebiyle bu kadar değer verilmiş. Bu eserden sonra da Amerikan desteği ile olayların açığa çıktığı okuyucuya bildiriliyor.
Fakat aynı kötü muamele ve soykırım bugün İsrail tarafından Filistinlilere yapılıyor. Ancak ABD, İsrail'i desteklemeye devam ediyor. Bu nedenle bu eserin basılmasındaki ABD'nin niyetinin Çin'in kötü muamelesini dünyaya duyurmak olmadığı açıktır. ABD ancak devlet olarak çıkarını düşünmüştür.
Uygurların yaşadıklarının herkesçe bilinmesi ve farkındalık kazanmak için okunabilir.
Arka SokakPerhat Tursun · Profil Kitap · 202468 okunma
En'am Suresi 114. Ayet:
"...Kendilerine kitap verdiklerimiz(den yahudi ve hıristiyan alimleri) de o (Kur'an')ın gerçekten Rabbin tarafından indirilmiş olduğunu bilirler. Bu hususta sakın şüpheye düşenlerden olma!"
Akademisyen Sara Ahmed'in ifadesiyle, etnik ırksal bir ayrımcılığı benimsemiş kurumlar her zaman iktidardakinlerin şeklini alır ve azınlık haline getirilmiş insanların bedenlerine "yersiz yurtsuz kalma" hissiyatını zerk eder. Azınlıklar kendi değerlerini kanıtlamak için sık sık kendilerini tekrar tekrar ispat etmeye çalışır, ancak her seferinde hala değersiz görüldüklerini fark ederler. Kimlikleri onlardan önce (ve önde) gelir, kabullenilmelerinin önünde -görünüşe göre- değişmez bir engeldir.
Perhat Tursun, Arka Sokak'ı yazdığı yazdığı on beş yıl boyunca, Uygurların potansiyel olarak insandan aşağı birer varlıkmışçasına betimlenişinin hayata nasıl geçirildiğini gözlemledi.