Ûs

Ormanların geleceği yetkilileri kaygılandırmıyor mu?
Türkiye'de ormanlara ekolojik kaygılarla yaklaşılmıyor, ekonomik kaygılar ön plana çıkıyor... Mesela inşaat sektöründe ormanlar (kereste) bir maliyet unsuru sayılıyor. Ekolojik kaygılar söz konusu olmuyor. Konut inşası için, sanayi alanları için, termik santral, HES, enerji nakil hatları, turizm yatırımları için Akdeniz' de, Ege'de ve tabii İstanbul'da yağmalanmamış yer kalmadı... "imara açma" dedikleri de orman tahribatının başlıca nedenlerinden biri. Türkiye' de Orman İşletmesi tarafından yılda ortalama 28 milyon metreküp kesim yapılıyor. Buna kaçak yollarla kesilen de eklendiğinde, yıllık kesim yaklaşık 35 milyon metreküpe yükseliyor. Buna betonlaşma amacıyla yapılan kesimleri de dahil etmek gerekir. Küresel ekolojik sistem için vazgeçilmez, gezegenin akciğeri sayılan Amazon Ormanları sadece 2014'ten sonra %24 oranında küçüldü, dörtte biri yok oldu! Yirmi yıldan beri her gün bir futbol sahası kadar ormanlık alan kesim ve yangınlar sonucunda yok oluyor.
Yordam Kitap
Ekoloji
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
"Plansız şehirleşme ve sanayileşme, nüfusu aşırı yoğun mega kentler ortaya çıkardı. İstanbul' da 16 milyon kişi yaşıyor. Çevresindeki şehirlerle birlikte Türkiye nüfusunun dörtte biri çok dar bir alana sıkışmış durumda. İstanbul'un konumu bu kadar yükü kaldırmaya uygun değil. Bölgenin su havzaları su ihtiyacını karşılamaya yetmiyor. Başka havzalardan su getirilmesi zorunlu. Bu durum çevre açısından yeni sıkıntılar yaratıyor. Ankara ve İzmir için de benzer sorunlar var."
Yordam Kitap
Araştırma-İnceleme
"Bir milyar insan sağlıklı içme suyuna ulaşamıyor. İçtikleri kirlenmiş su nedeniyle yılda iki milyon insan ölüyor. Bunların dörtte üçü çocuk. İki milyar insan da temizlik ve hijyen için yeterli miktarda kullanma suyuna erişemiyor. Tatlı su kaynakları günden güne azalmakta. Bu durum sadece insanları ilgilendirmiyor. Son 50 yılda dünyada tatlı su kaynaklarına bağımlı yaşayan canlıların %37'si yok oldu. 25 yılda Çin' de kayıtlı 50 bin nehrin 26 bini kaybolmuş. Kalan nehirler de ileri derecede kirlenmiş durumda. Hindistan da nehirleri aşırı kirli ve tatlı su sıkıntısının en çok hissedildiği ülkelerden. Bu iki ülkenin toplam nüfusu üç milyara yakın. Ekonomik büyüme, gelişme denilen şeyin ne pahasına gerçekleştiği ortada."
Yordam Kitap
Araştırma-İnceleme
"Su sıkıntısından en çok etkilenen ülkeler hangileri? Suyun en az olduğu ülkeler Ortadoğu, Kuzey Afrika ve Güney Afrika, Orta Asya ülkeleri, Pakistan ve Hindistan. Türkiye -Çin, Avustralya, Şili, Peru, Meksika, Akdeniz'e kıyısı olan Avrupa ülkeleriyle birlikte- su sıkıntısı sınıflamasında şimdilik ikinci derecede ülkeler arasında. Fakat 2040 yılında en kötü durumdaki ülkeler arasında olacağımız hesaplanıyor. Dünyada da 100 binden fazla şehrin yarısı su sıkıntısı çekilen bölgelerde."
Yordam Kitap
Araştırma-İnceleme
"Dünyadaki suların sadece yüzde üçü tatlı su. Bu suyun üçte ikisi buzullarda depolanmış durumda. Erişilebilir tatlı su toplam suyun yüzde biri. Buzulların erimesinin hızlanmasıyla tatlı su depoları denizlere karışıyor. Atmosferin ısınması buzulları eritirken bu durum ısınmayı daha da arttırıyor. Buzullar beyaz yüzeyleriyle Üzerlerine düşen güneş ışınlarının önemli bir bölümünü geriye yansıttıkları için aşırı ısınmayı engelliyor. Kuzey Kutbu'nda kara parçaları yok. Buzulların erimesiyle güneş ışınları deniz suyu tarafından yansıtılmak yerine hapsedilecek. Hem eriyen trilyonlarca ton buzun denizlere dökülmesi, hem de ısınan okyanus suyunun genleşmesi deniz seviyesini yükseltiyor. Bu gidişle kıyı yerleşimlerinin ve okyanustaki birçok adanın sular altında kalması kaçınılmaz. Buzullarla kaplı Grönland ve Güney Kutbu'nda da erime çok hızlandı."
Yordam Kitap
Araştırma-İnceleme