Ûs

Liberaller istedikleri kadar serbest piyasadan, devletin ekonomiye müdahalesinin sınırlanması gerektiğinden söz etsinler, uygulamada devlet özellikle kriz durumlarında ekonomiye müdahale eder ve sermaye düzenini içine girdiği krizden kurtarmak için kimi adımlar atar. Bankaların batık kredilerini ya da şirketlerin borçlarını üstlenerek yapabilir bunu ya da mesela bir vergi affı getirebilir, ucuz kredi sağlayabilir. Tüm bunlar için gereken para ise nihayetinde halkın cebinden çıkar. Yani sermaye sınıfı ekonomi iyiyken elde ettiği karları toplumla herhangi bir şekilde paylaşmayı reddederken, kriz günlerindeki zararın bedelini toplumun ödemesi istenir.
Yordam Kitap
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Burjuva sınıfı ile faşizm arasında adeta "varoluşsal" bir ilişki vardı ve faşizmin attığı adımları belirleyen ana unsur her seferinde sermayenin çıkarları oluyordu. Sadece ücret ya da sendikalar meselesi değil, emeğin bir bütün olarak disiplin altına alınması ve fabrika rejiminin faşizme göre düzenlenmesi faşizmin büyük burjuvaziye en büyük hizmetini oluşturuyordu. İşçiler fabrikalarda "verimlilik" adına askeri bir disiplinle çalıştırılıyor, yöneticilere ve patronlara mutlak bir şekilde itaat etmeleri bekleniyor, her türlü eylemleri yasaklanıyordu. Dönemin İtalyan büyük sermaye örgütü Confindustria'nın başındaki ismin konuya dair bir sözünü okuyayım sana. Şöyle diyordu: "Otoriteye karışmak mümkün değildir; fabrika içinde yalnızca üretken düzenin kendisinin gerektirdiği teknik bir hiyerarşi olabilir. Bu prensipte ve onun bütünüyle uygulanmasında ısrar etmek, sanayinin ihtiyacına, ulusun çıkarına, faşist kavrayışa kusursuz biçimde karşılık gelir.
Yordam Kitap
Araştırma-İnceleme
"Mussolini'ye göre devletin demiryolları, posta işleri ve sigortacılıkla uğraşmasına son verilmeli ve bunlar özel sektöre bırakılmalıydı ve elbette bunun sosyalizmle bir ilgisi yoktu, bu özelleştirme yanlısı açıklamalar aslında liberalizmin önermeleriydi. Faşistler sermayeye bu vaatleri verirken, bir yandan da sosyalist/komünist hareketi ve işçi hareketini güç kullanarak bastırdılar, işçi önderlerini katlettiler, sendikaları kapattılar ve grevleri yasakladılar. İkinci Dünya Savaşı'na doğru gidilirken ve savaş esnasında işçileri faşist devletin idealleri uğruna köleleştirdiler, çok ağır çalışma ve yaşam koşullarına mahkum ettiler. Örneğin İtalya'da enflasyon 1933'ten 1944'e kadar yüzde 300 oranında arttı ve işçiler 1933'te ücretlerinin yüzde 25'ini yiyecek alımına harcarken, 1944'e gelindiğinde bu oran yüzde 75'e çıktı. Yani hayat giderek pahalı hale gelirken halk da yoksullaştı."
Yordam Kitap
Faşistler iktidara seçimle mi geldiler peki? İtalyan faşistleri değil ama Naziler seçimle iktidara geldiler, tabii bu İtalyan faşistlerinin sandığı, Nazilerin ise sokağı gözetmediği anlamına gelmez. Faşizmin başarısı bu ikisinin bir araya getirilmesi üzerine kurulmuştu. Mussolini, Hitler'in Nazi Partisi'nin lideri olmasının üzerinden bir yıl kadar gibi bir süre geçmişken, 1922'de birazdan anlatacağım Roma Üzerine Yürüyüş'le iktidar oldu, Hitler'in ise bunun için 1932 yılında yapılacak seçimlere kadar beklemesi gerekecekti. Mussolini ve partisi 1920'deki seçimlerde dikkate alınmayacak kadar az bir oy almış, 1921 seçimlerinde ise 31 sandalye kazanabilmişti. Kendileri için başarılı sayılabilecek bu sonuçtan sonra gerçek bir siyasi partiye dönüşmeye başladılar ve hem kendi sendikalarını örgütlediler hem de üye sayılarını artırıp 300.000'e çıkardılar. Bu esnada sola ve sendikalara karşı şiddet eylemleri örgütlüyor ve sokağın hakimiyetini ele geçiriyorlardı.
Yordam Kitap