Ya Adem böyle başladı söze sürgün yerken ebedi yurdundan ağzında hala elmanın verdiği tatla. Kanadımız olsa belki melek olabilirdik fakat kursağımıza takılmıştı bir kere yasak. Çiğnedik bizde bilinenden bilinmeyene doğru yolları. Görüş açımızı matematik bilgimize indirgedik. Ne kadar kuşatsak da aşamadık surda art niyetten gedik. Sevmeye söz verdik ezeli kumamız oldu mazi. Okyanus önümüzdeydi fakat aynalarda yansıdı milyonlarca vahhabi. Zihnimiz dünyanın en kıtlıkla barışık çölüydü. Sürdüler develeri vahalara, ilan edildik Bedevi. Askıya şiir astık darağacına asi. Hukuk icat ettik parayla satın alınan tanrılar. Küstük onlara, yanlış yerde aradık özü. İlkel ritüellere adandı kurbanlar; seçmedik hür iradelerce seçildik. Çoğunlukla kabul ettik azınlığı hiç ederken. Kaldırımlarda aşık olduk, güzün yaprağıyla tensel aforizmaları kopardık.
Cam değil, can kırıkları sızlatır yarayı. Çölleri aşarım lakin ne Mecnun ne mezcubum. Boş böğrümdeki gereksiz dolulukları atarım. Huysuzluğum virgüllere dayanır. İstemediğim sonlar noktalara. Ansızın anarım, ıslıklarla uğurlarım gerekeni. Seviyorum, şarkılardaki gibi değil. Maddi aşkın emaneti yüklenir dudaklara. Mührü bozamaz artık hiçbir efsunkar. Çünkü geceleri ekledim dolunayla manaya. Saplantılar kurarken beynimde lobi. Afrika susuzluğunu çekerim belki de kalbimdir Nairobi. Dikiş tutmaz derde devadan dar kesimler. Depresif siteme kesilir bipolar sicimler.
Kısır saat dilimleri zamanın o kumuluna bürünmeden evvel döngülerine hapsolmalıydı. Beni niye kaçırmadın ve yüzyılın insafına bıraktın. Çok uluslu yalnızlıklar ve etnik köken ayrımı yapan aşklar. İnan mastara gerek yok istediğine tap. Ihlamurların o yeni baharında, içi ürperten esintilerin ifadesini almakla yükümlüyüm. Pahada inan kuş tüyüyle yarışır ağırlığım. Sofradaki eksikliğim ise kuş sütüyle. Avucumdan uçar gider imkanlar döner ana yurdu olan o sızlığına. Dudakların bir vaha gibi benzetimini isterlerken; ben bir günahkarım dudakların ise bir kilise her gün günah çıkartırım. Gözlerin sanki beni her an afaroz edebilecek bir papaz. Sana söylemek istediğim şeyler o aydınlığını bozacak gibi yobaz. İhtiyacım var vaftizine, kaotik çehremi değiştirebilirsin solfej olurum pesten hemen çıkan tizine. Kulaklarımda çanlar çalsan ve kalbimde ihtiyatlı çınlamalar. Çalıntı olduğu iddia edilen sevdalar. Mahvolmak, bir afetin her doğal eyleminde yeniden doğmak. Erken başlayan sancılar eksik olmasın dilekleriyle mecburi itibarlar. Ayaklarımın altında kayan topoğrafi ve omuzlarımı ıslatmaya cüret eden klimatoloji.