Bugünden başlayarak kendimizi öylesine sevmemize yardım et ki bir daha fazla bize karşı işleyecek koşullar yaratmayalım. Hayatımızı başkaları tarafından da kabul edilmek için başka birisiymiş gibi davranmaksızın kendimiz olarak yaşayabiliriz. Ne olduğumuzu bildiğimiz için başkalarının bizi kabul etmesine ya da ne kadar iyi olduğumuzu söylemelerine artık ihtiyacımız yok.Özsevgimizin gücüyle aynada gördüğümüzü sevinçle karşılayalım. Yüzümüze iç ve dış güzelliğimizi çoğaltan büyük bir gülümseme yerleştir. Öylesine yoğun biraz sevgi olsun ki duyduğumuz, kendi varlığımızı her zaman sevinçle yaşayalım.
Gururunuzu çöpe atın. İhtiyacınız yok ona. Kişisel öneminizi bir yana bırakıp bağışlanmayı dileyin. Affedin insanları; yaşamınızda ne mucizeler olmaya başladığını göreceksiniz.
Bir yaraya dokunduğunuzda artık acımıyorsa gerçekten affettiğinizi bilirsiniz. İzi kalacaktır elbette, tıpkı bedeninizdeki bir yaranın teninizde bıraktığı iz gibi. Neler olduğunu, ne halde olduğunuzu hatırlarsınız ama yara bir kez iyileştiğinde acı vermez artık.
“Size kim ne yaptıysa unutun, hepsi bu. Unutun, çıksın yaşamınızdan. Ama böyle olmuyor. Bir onur savaşına dönüşüyor. Neden? Çünkü bağışlamadığımızda kişisel önemimiz şiştikçe şişer. ‘Yaptığını affetmeyeceğim. Bağışlanamaz bir şey yaptı’ demek görüşümüze daha da büyük bir önem kazandırır.”