biR’ münZ’evi üstâd
Biraz deprem sonrası, biraz şehir hülyası; bir kalp yangınından geriye kalan,
İpek bir mendile sardığım yüreğimle şehzade gülleri gönderiyorum,
Ruhumda yitik düşlerimi kovalıyorum; gölgeler gidiyor, ben kalıyorum…
Menekşeler sarardı pembe uçurtmalar yolladığından beri,
Üstâdım; turnalar gidiyor, ben kalıyorum; uyku tutmuyor karanlıkları,
Neden sana vurgunum, bilmiyorum; âvâreyim, âsûdeyim, yorgunum…
Zemheride ağaçtan düşen yapraklar gibi düşüyorum tanyerine,
Eşiğine sürüklüyor bu hercai diken; usul usul intizarı çürüten,
Ve topla yaralı kırlangıçları; özgürlüğe giden tutsaklar gibi,
İpek bir mendile sardığım yüreğimle şehzade gülleri gönderiyorum,
Üstâdım; turnalar gidiyor, ben kalıyorum sonbaharın tozlu kafeslerinde,
Siyah gözlerine beni de götür; binbir türlü kokuyorsa yaylalar,
Turnalar gidiyor, ben kalıyorum; âvâreyim, âsûdeyim, yorgunum,
Âvâreyim, âsûdeyim, yorgunum; artık bu yerlere sığamıyorum…