Puan vermedi·160 syf.··
2026 43. kitabı
·
16 saatte okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2026 14:44
Hayat bazen dağıtır, ama doğru insanlar ve sıcacık bir mutfak, insanın kendini yeniden bulmasına yardım edebilir. Mikage, hayatındaki son yakını olan büyükannesini de kaybettikten sonra kendini kocaman bir yalnızlığın içinde bulur. Onu hayata bağlayan tek şey ise mutfaklardır. Çünkü mutfak, onun için sadece yemek yapılan bir yer değil; nefes alabildiği, huzur bulduğu ve kendini yeniden toparlayabildiği bir sığınaktır. Tam her şeyini kaybettiğini düşündüğü anda yolu Yuichi ve annesi Eriko ile kesişir. Kan bağı olmayan bu insanlar, birbirlerinin eksiklerini fark etmeden tamamlamaya başlar. Aynı evde kurulan sofralar, edilen küçük sohbetler ve birlikte geçirilen sıradan anlar, zamanla derin bir bağa dönüşür. Ancak hayat, onları bir kez daha acıyla sınar. Yeni bir kayıp yaşandığında Mikage ve Yuichi, yasın insanı nasıl değiştirdiğini yeniden deneyimler. Fakat roman, acının içinde bile yaşamın devam ettiğini gösterir. Bazen sıcak bir yemek, bazen gece sessizliğinde hazırlanan bir çay, bazen de birinin “yanındayım” demesine gerek kalmadan yanında olması, en büyük teselli olabilir. Mutfak, yüksek tempolu olaylar anlatan bir kitap değil; insan ruhunu usul usul işleyen, satır aralarında iyileşmeyi fısıldayan bir hikâye. Banana Yoshimoto, kaybetmenin kaçınılmaz olduğunu ama sevginin ve paylaşmanın insanı yeniden ayağa kaldırabileceğini sade, samimi ve sıcacık bir dille anlatıyor.
KitchenBanana Yoshimoto · Faber and Faber · 2018798 okunma
Puan vermedi·128 syf.·
2026 34. kitabı
| Merve Uygun - Tasa Kuşları Geçtiğimiz ay okuyup paylaşmayı unuttuğum bir kitap daha. Uzun zamandır öykü türünde bir kitap okumadığım için Tasa Kuşları benim için güzel, farklı ve özlem dolu bir okuma oldu. Tasa Kuşları, okurunu “evvel zaman içinde” diyerek uzak diyarlara ve bilinmedik insanların hayat hikayelerine götüren bir kitap değil. Aksine dünün, bugünün ve yarının arasından süzülen insan hikâyeleriyle yaşadığımız zamanın gerçekliğinin tam ortasına bırakıveriyor. Reels videoları, DM’ler, date’ler hatta Dubai çikolatası derken bazen bir kafede oturup yan masadaki zamane insanının sohbetine kulak vermişsiniz hissi uyandırıyor. Bir yandan tebessüm ettiren öykülerdi bunlar… bir yandan da fark ettirmeden yaranın çevresinde dolaşıp usul usul sızlatan… Okurken bazı satırlarda bunu derinden hissettim. Özellikle kitaba ismini veren Tasa Kuşları öyküsü. O kadar etkileyiciydi ki Naz’ın başının üstünde, omuzlarında, bazen de sırtında taşıdığı tasa kuşlarından biri kitap bittiğinde sanki benimle kalmaya devam etti. Elif
Tasa KuşlarıMerve Uygun · Ketebe Yayınları · 20267 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
9/10
·208 syf.··
2026 78. kitabı
·
29 saatte okudu
·
Okunma: 08 Haziran 2026 16:39
“Çok gençsin sen ve insanın henüz çok gençken bilmemesinde yarar olan şeyler vardır.” Bu cümlede takılı kaldım. Çünkü Momo tam da bilmemesi gereken şeyleri çok erken öğrenmiş bir çocuk. Yoksulluğu, yalnızlığı, terk edilmeyi, hastalığı, yaşlılığı, ölümü… Ama en çok da sevginin bazen insanı kurtarmaya yetmediğini öğreniyor. İnsan bunu bir çocuğun ağzından okuyunca daha çok sarsılıyor. Çünkü büyüklerin bile taşıyamadığı acılar, Momo’nun küçük yaşına sanki mecburiyet gibi yüklenmiş. O da ağlayarak değil, bazen komikleşerek, bazen saçmalayarak, bazen her şeyi anlamıyormuş gibi yaparak taşıyor bunu. Ben Momo’yu okurken sürekli içimden şunu geçirdim: Bu çocuk çocuk olamamış. Çocukluğunu bir yere bırakmış da sonra geri dönüp almaya fırsatı olmamış gibi. Madam Rosa’yla kurduğu bağ da bu yüzden çok dokundu bana. Aralarında kan bağı yok belki ama kitap insana şunu çok güzel hissettiriyor: Ait olmak her zaman aynı kandan gelmekle ilgili değil. Bazen insan, kendine yuva olan kişiye ait hissediyor. Madam Rosa onun annesi değil belki; ama Momo’nun dünyasında anne denen boşluğa en çok yaklaşan kişi o. Ve Momo’nun onu bırakmama çabası… İşte kitabın en ağır yeri biraz burada. Bir çocuk, yetişkinlerin dünyasında sevmeyi bile mücadele ederek öğreniyor. “Korkmak için insanın bir nedeni olması gerekmez, Momo.” Bu cümleyi fiziksel bir korku gibi okumadım ben. Daha derinde, daha sessiz bir korku bu. Yalnız kalmaktan, terk edilmekten, sevdiğini kaybetmekten, hayata tutunacak bir yer bulamamaktan korkmak gibi. Momo’nun korkusu bağıran bir korku değil; içine yerleşmiş, onunla birlikte büyümüş bir şey. Belki bu yüzden kitabın hüznü de üstümüze bağırarak gelmiyor. Usul usul geliyor. Bir cümlenin arasına saklanıyor, Momo’nun saf gibi görünen bir sözünde birden kendini gösteriyor ve insanın
Edebiyat
Onca Yoksulluk VarkenRomain Gary (Emile Ajar) · Can Yayınları · 20175,8bin okunma
8/10
·400 syf.··
2026 43. kitabı
·
18 saatte okudu
·
Okunma: 05 Haziran 2026 13:12
Önce Sen Beni Öldürdün; merak ve gizem unsurlarını ustalıkla tetikleyen kurgusu, rahatsız edici ve tedirginlik yaratan karakterleri, akıp giden ve zihni yormayan anlatımı, tam bir şeylerin netleştiğini düşündürürken farklı sapaklar ve ters köşelerle heyecan yaratan hikâyesiyle zamanı unutturan ve nasıl bitirdiğimi anlamadığım bir kitap oldu. Yazar, karakterleri kullanarak hikâyenin arka planını öylesine başarılı bir şekilde değiştiriyor ki tüm tahminler geçersiz kalıyor. Çok heyecanlı, sürükleyici ve soluksuz okuduğum bir kitap olmasının yanı sıra; son bölümlerde peş peşe gelen ters köşeler nedeniyle bazı olayları tam anlamıyla inandırıcı ve ikna edici bulmasam da bunun okuma sürecinden aldığım keyfi olumsuz etkilemediğini söyleyebilirim. Hikâye, aynı mahallede yaşayan üç farklı kadının bakış açısından anlatılıyor. Karakterler kendi geçmişlerine dair kırıntılar sunarken olaylar da usul usul şekilleniyor. Geçmişte büyük bir şöhrete sahip olan Margot, dansçı eşi Nicu ile görünürde mutlu bir evlilik sürdürse de eşinin çocuklarını büyütmekten, pırıltılı hayatının sönmesinden ve değersizlik ile yetersizlik duygularından dolayı dış dünyaya bencil ve düşüncesiz bir görüntü veren; ancak iç dünyasında ciddi yaralar taşıyan bir kadındır. Mahalleye yeni taşınan komşuları Liv ve onun gösterişli hayatı, bu yaraları yeniden kanatırken uzun süre manipüle ettiği komşusu Anna üzerindeki otoritesini kaybettiği düşüncesine kapılmasına neden olacaktır. Kimseye hayır diyemeyen ve fedakâr bir yapı sergileyen Anna, sınırlarını koruyamamakta; buna rağmen herkesle iyi geçinmeye ne olursa olsun devam etmektedir. Liv'in kendisine gösterdiği ilgi, Margot'nun yargılayıcı tavırları ve eşi Drew'ün alkole düşkünlüğü arasında yaşamını sürdürürken geçmişe dair sırlarını hayatı pahasına
Önce Sen Beni ÖldürdünJohn Marrs · Ephesus Yayınları · 202640 okunma
İffet, Emek ve Dingin Bir Hasret
9/10
·128 syf.··
2026 8. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 26 Mayıs 2026 17:37
İlk kadın romancımız olan Fatma Aliye Hanım’ın Türk edebiyatındaki feminizm kimliği, Ûdî romanındaki Bedia karakteri üzerinden şekillenen vakar sahibi kadın portresiyle belirginleşir. Bedia; kaderin cilvesiyle başına ne gelirse gelsin bunu kabul eden, sorumluluk üstlenmekten çekinmeyen, izzetinefis sahibi ve asla söylenmeyen bir irade timsalidir. Günümüzdeki feminizm algısı ekseriyetle kadını metalaştıran, namus kavramını reddeden veya vicdanlarını teskin için tanımını değiştiren, her fırsatta erkeği aşağılayan; aileye, erkeğe ve çocuğa mesafeli bir tutum sergileyip ebedî hürriyet ve adem-i mesuliyet peşinde harap ederken, Bedia bu anlayışın tam karşısında bir kutup yıldızı gibi durur. O, ne bir erkek düşmanıdır ne de sürekli "ataerkil zihniyet" diyerek serzenişte bulunan bir kimsedir; aksine çok daha kolay ve çok daha fazla kazanabileceği yollar varken namusundan feragat etmeyen, izzetinefsini her şeyin üzerinde tutan bir kadındır. Hayal, uğraş ve emek sahibi olan Bedia; saygılı bir evlat, minnettar bir kız kardeş, sadık ve âşık bir zevce olarak toplumsal rollerini erdemle harmanlar. Zaten Ahmet Cevdet Paşa gibi müthiş bir şahsiyetin kızından da elbette bunu beklerdik. Keşke okurlar batıdaki feminizmi kopyalamak yerine İsmail Gaspıralı’ya, kızı Şefika Gaspıralı’ya, Fatma Aliye hanıma bir baksalar ve bugünkü feminizmin toplumumuzu nasıl zehirlediğini görseler. Elimden gelde Nisvan-ı İslam’ı okumayı, Şefika Gaspıralı’yı tanımayı tüm femist düşünürlere dayatırdım… Kaçımız,Dünya'da ilk kadın Hakları savunucusunun, Büyük Türk-İslam birliği savunucusu, “usul-ü cedit” mekteplerinin ve şiarının kurucusu İsmail Gaspıralı’nın kızı ve Yusuf Akçura'nın yeğeni olan “Şefika Gaspıralı” olduğundan haberdarız? Biz onları tanımıyor, onların batı feminizmi hakkındaki olumsuz
Feminizm
UdiFatma Aliye Hanım · Kırmızı Kedi · 20222,192 okunma
Bazı yangınlar kül olmaz, insanın içinde usul usul yanar...
Puan vermedi·296 syf.··
2026 67. kitabı
·
30 saatte okudu
·
Okunma: 25 Mayıs 2026 23:08
İnsan gerçekten en çok sevdiği şeyden mi sınanıyor, yoksa en çok canını acıtan yerden mi büyüyor? Bazı acılar var, geçmiyor; ama insanı başka birine dönüştürüyor. İnsan gerçekten sevmekten yorulur mu? yoksa sevginin içindeki eksikliklerden mi yoruluyor? Bazen bir insanı değil, o insanda kurduğumuz hayali severiz. Sonra hayat gelir ve bizi gerçekle yüzleştirir. İşte o an kalbin içinde sessiz bir yanık başlar. Belki de kitabın adı tam da bu yüzden bu kadar anlamlı geldi bana. Hüzün Yanığı 1 kitabı yalnızca bir aşk hikâyesi anlatmıyor. İnsanın içindeki eksik yanlara, kırılmış umutlara ve kalbin taşıdığı görünmez yaralara da dokunuyor. Sinan Yağmur bu kitapta aşkı yalnızca iki insan arasında yaşanan bir duygu olarak anlatmıyor; hüznü, sabrı, yoksunluğu da satır aralarına işliyor. İstanbul’un arka sokaklarında bir çöp konteynırında başlayan yolculuğumuz Kapadok'ya kadar uzanarak bir duygu seli atmosferi içinde ilerliyor ve sevmenin yalnızca kavuşmak olmadığını anlıyoruz.İnsan kavuşamadan da sevdiğini ne yaparsa yapsın yüreğinde taşıyormuş. Bazen kavuşmak da çözüm değilmiş sevgiliyi dinmeyen bir hasretle, kıskançlıkla sarıyormuş insan. Hüzün Yanığı 1 kitabı bitti bende bittim,yoruldum. Biraz yalnızlık, biraz özlem, biraz da insanın kendi içine yaptığı sessiz bir yorgunluk oldu benim için. İnce ince sızlayan bir his, bazı yangınlar dışarıdan görünmüyor, insanın içinde usulca yanmaya devam ediyor. Sizinde içinizde ince ince yanan bir yanınız varsa bu kitap sizinle dost olacak. Teşekkürler Sinan Yağmur kaleminize sağlık, biz okurlara hem bir aşk hemde sevmenin,yanmanın,insanlığın,merakın en güzel halini yaşatırken aynı zamanda kapotokyanın o engin güzelliğinde dinlendirdin. Keyifli okumalar dilerim
Hüzün Yanığı 1Sinan Yağmur · Kapı Yayınları · 20181,324 okunma